

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 05-23-2012
Saat: 06:41
Veteriner AraVeteriner Hekim ve Hayvan Severlerin Buluşma Noktası |




(5,00 out of 5)



(3,50 out of 5)



(3,00 out of 5)



(2,83 out of 5)



(2,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)
Yazar: ozde
Carneau ırkının orijini Fransa?nın kuzey kesimleri ile Belçika?nın güneyi olup A.B.D.?ne 1990 yıllarında getirilmiştir. Kinglerden küçük yapılı popüler bir besi güvercinidir. Ergin erkekler 625 ? 750 g, ergin dişiler ile genç erkekler 635 ? 700 g. Genç dişiler ise 600 ? 700 g arasında değişmektedir. Sıkı bir tüy yapısına sahip olup vücutları kompakt, geniş göğüslü kuyruk yere yakındır. Beyaz King güvercininden farklı geniş bir kafa yapısı, uzun kanatlar ve kısa bir kuyruk yapısıdır. Baş orta büyüklükte, gözler arası geniş, kafasının tepesinde belirgin bir yuvarlaklaşma vardır. Bu ırkın en popüler varyeteleri Kırmızı ve Beyaz olanlarıdır.Diğer varyeteleri de son yıllarda besi amacıyla kullanılmaktadır. Kırmızı Carneau?ların vücut renkleri kırmız ile vücudun bazı bölgelerinde kestane rengi arasındadır. Renk dağılımı daha açıklaşabilmektedir. Beyaz varyetenin rengi bütün kısımlarda beyaz olmalıdır. Diğer varyetelerden Siyah, Sarı, Boz gibi tipler yaygındır. Fakat bu varyeteler genelde ticari güvercin üretimi amacıyla kullanılmamaktadır.
tarimziraat
Yazar: ozde

ANAVATANI: Japonya.
TARİHÇE: İlk Foniks Almanya’ya 1878 de getirilmiştir. Japonya’da uzun kuyruklu horozlar yetiştirmek eski zamanlarda çok önemli bir güç simgesiymiş ve birçok tür ortaya çıkmıştır. Tosa Onagadori bu ırklar içinde en uzun kuyruğa sahip ırktır ve Japonya’ nın ulusal kuş hazinesi olarak 7 mart 1923 te kabul edilmiştir. Yaşlı bir horozda kuyruğun 7.5 – 9 m’ye kadar uzadığı tespit eilmiştir. Bu ırkta mevsimler arasında tüy dökmeme özelliği olduğu için kuyruk bu kadar uzayabilmektedir. Foniksler ise mevsimler arasında tüylerini döktükleri için kuyrukları 120-150 cm kadar uzuyabilmektedir.
ALT TÜRLER:
-Gümüş Foniks
-Altın Foniks
ÖZELLİKLER:Erkek 1.8 kg , dişi 1.3 kg civarındadır.
KAFES ORTAMI:Tel tabanlı 4m2 kafes yada 8m2 toprak tabanlı kafes.Kuyrukları uzadığı için kırılmaması için mümkün olduğu kadar geniş yere ihtiyaç duyarlar.
BESLENME: Civciv ve yarka iken etlik piliç yemi daha sonra yumurta yemi ve taneli yemler (darı,buğday.yulaf gibi).
Yeşillik unutulmamalı ve banyo için kum kabı konulmalıdır.
ÜREME YAŞI: 5 ay.
ÜREME ZAMANI: Uygun ısı ve ışıkta tüm yıl boyu.
YILLIK YUMURTA SAYISI: 120-180 adet.
KULUÇKA SÜRESİ: 21 gün.
Kaynak : kamileron
Yazar: ozde

TÜRÜN TARİHÇESİ ve ORİJİNİ : Hanoverian, engel atlama, dresaj, konkur komple gibi binicilik dallarına yönelik olarak yetiştirilen ılık kanlı bir attır. Bu cins eski Hannover Krallığı’nın bulunduğu Kuzey Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaletinde ortaya çıkmıştır. Eyalet harası 1735 yılında kurulmuş ve resmi kayıtlara 1888 yılında başlanmıştır. Şövalyelik ve çiftçilik için kullanılan atların kalitesinin arttırılması amacıyla Thoroughbredler yerel kısraklar ile çiftleştirilmiştir. Yıllar sonra daha atletik binek atına duyulan ihtiyaç nedeniyle uygun olan diğer cinsler tanıtılarak Hanoverian atı oluşturulmuştur.
Bu at cinsleri arasında Arap atları ile Trakehner atları da bulunmaktadır. Yetiştirme stoku atletik yapılı, kabiliyetli, düzgün vücut yapısına sahip, eğitilebilir ve iyi mizaçlı atlardan seçilmiştir. Hanoverian cinsi atlar doğal bir emplüsyona sahiptir. Hafif ve elastik hareketleri ile yere sağlam basan adetası, ayaklarını karnına çekerek yaptığı süratlisi, yuvarlak ve ritmik dörtnalı vardır. Hanoverian atlarının yarışlarda yakaladığı başarılar yetiştirme programının iyi olduğunu kanıtlamıştır. (1992 Olimpiyatları’nda 13 madalya, peşpeşe 4 Dünya Yetiştiricilik Şampiyonası ödülü, dresajda ve engel atlamada 5 altın, 1 gümüş ve 2 bronz madalya)
Kaynak : atkolik
Yazar: ozde
Hastalık Tanımı :
Erginlerin kanat açıklığı 4 – 6 cm’ dir. Kanatlarının esas rengi kremimsi beyazdır. Üst kanadın ön kenarının dış köşesinden başlayıp aşağı doğru 2/3′üne kadar inen yarım ay şeklinde siyah bir leke vardır. Ayrıca ön kanadın ortasına doğru dişilerde 2 yuvarlak siyah leke bulunur. Erkeklerde bu lekeler kanadın alt kısmında vardır, üst kısmında görülmez. Alt kanadın ön kenarı üzerinde küçük siyah bir leke bulunur.
Yumurtaları ilk bırakıldıklarında açık saman sarısı renktedir, sonradan limon sarısına dönüşür. Gruplar halinde, bırakılan yumurtaların her biri 1.5 mm boyunda ve 0.6 mm çapındadır. Üzerinde 12 sıra çizgi vardır, bunlar üst uçta birleşir. Kendi aralarında enine çok sayıda çizgilerle bağlanmışlardır.
Larvaları yumurtadan yeni çıktıklarında sarımtırak renkli, esmer başlı, l mm uzunluğundadır. Dört gömlek değiştirir. Her gömlekten sonra abdomendeki siyah lekeler çoğalır. Olgun larva 4 – 5 cm boyunda, yeşilimsi gri renkli, baş ve prothorax siyahtır. Bütün vücutta uzunluğuna üç sarı bant bulunur. Biri sırtta dar, diğer ikisi yanlarda geniştir. Karın sırta göre daha açık renkli ve ince siyah noktalıdır. Her segmentte belirgin siyah 3-4 kabarcık bulunur.
Pupaları abdomen sonundan ve göğüs kısmından bir yere bağlı olarak bulunurlar. Çok köşeli, yeşil, üzeri siyah-san lekelerle işli olup 3 cm boyundadır.
P. brassicae dışında Artogeia ( = Pieris ) rapae (L.) ve Artogeia ( = Pieris ) napi (L.) türleri de vardır.
A. rapae ‘ de kanat açıklığı 4 – 4.5 cm’dir. Üst kanattaki lekeler bunlarda daha küçüktür. Ayrıca ön kanat üzerinde dişilerde 2, erkeklerde l adet siyah nokta bulunur.
A. napi erginlerinin kanat açıklığı 4 cm’dir. Diğerlerinden farkı dişilerde alt kanatların damarlar boyunca esmer oluşudur.
Lahana kelebeği kışı pupa halinde geçirir. Ege Bölgesinde şubat ayının ikinci yarısından itibaren, diğer bölgelerde ise nisan ayından itibaren ergin çıkışları başlar. Erginler, çıkıştan 2-3 gün sonra çiftleşir ve çiftleşmeden 4-5 gün sonra, dişiler yumurtalarını mevcut konukçu bitki yapraklarının genellikle alt yüzeylerine gruplar halinde bırakırlar. Bir kümedeki yumurta sayısı 25-130 adet; bir dişinin bıraktığı yumurta sayısı ise 64-225 adet arasında değişir. Sıcaklığa bağlı olarak, yumurtalar bırakıldıktan 7-14 gün sonra larvalar çıkar ve toplu halde beslenmeye başlarlar. Gelişmeleri süresince 5 larva dönemi geçirirler. Toplam larva süresi 9-17 gündür. 3. dönemden itibaren larvalar, bitkinin yapraklarına dağılarak beslenirler. Gelişmesini tamamlayan larva, bitkiyi terk ederek duvar, çit, ağaç gövdesi veya çeşitli bitkisel artıklar üzerinde pupa olur. Bir dölün gelişmesi 1-3 ayda tamamlanır, ülkemizde yılda 2-6 döl verir. Ege Bölgesinde 3 döl verdiği saptanmıştır.
Yaşayış :
Zararı yapan Lahana kelebeği larvalarıdır. İlk iki dönem larva yaprakların kenarlarında toplu halde bulunurlar ve damar aralarını yüzeysel olarak kemirirler. Sonra bitkinin her tarafına dağılarak çok oburca beslenirler ve bulundukları bitkinin yapraklarını tamamen yiyerek sadece kalın damarlarını bırakırlar. Yoğunluklarının çok olduğu bahçelerdeki bitkiler bu şekilde yenerek çalılaşmış bir görünüm ortaya çıkar. Ayrıca beslenmeleri anında çıkardıkları pisliklerde yağmur ve çiğ damlacıkları ile bitkinin orta kısmına birikerek yenmez hale gelmesine neden olurlar.
Özellikle lahana, yaprakları yenen bir bitki olduğundan, bunlarda meydana gelen zarar oranının % 100 olarak kabul edilmesi gerekir. Yiyerek ve pislikleriyle kirleterek bu sebzelerin pazar değerinin düşmesine neden olurlar. Bunlar ancak hayvan yemi olarak kullanılabilir. Yoğunluklarının yüksek olması durumunda tarladaki bitkiler tamamen yok olmaktadır.
Ayrıca şalgam kırışıklılık ve şalgam sarı mozaik virüsünün vektörüdür.
Bütün Türkiye’de bulunmaktadır.
Kültürel Önlemler :
Tarlada Lahana kelebeği yumurtaları grup halinde bırakıldığı, larvaları da küçükken grup halinde beslendiği, büyüdükleri zaman da 4 – 5 cm oldukları için kolaylıkla görülebilirler. Özellikle küçük alanlarda bunları toplayarak yok etmek iyi bir mücadele yöntemidir. Ayrıca zararlının pupası bahçe çevresindeki duvarlarda, çitlerde bulunur. Bunların da toplanarak yok edilmesi gerekir.
Kimyasal Mücadele :
Lahana kelebeği’nin önemli sayıda ve yoğunlukta doğal düşmanları vardır. Bu nedenle zararlıyla mücadelede bunlara zarar vermeyecek preparatların seçilmesi gerekir. Böyle preparatlar da Bacillus thuringiensis ‘li ilaçlardır.
Larvalar ilk gelişme dönemlerinde yaprakların genellikle alt yüzlerinde bulunduklarından, yaprakların alt yüzeylerinin ilaçlanmış olmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca kullanılacak ilaçların şeker veya sandovit gibi herhangi bir yapıştırıcı ile karıştırıldıktan sonra atılması ilacın yaprakları üzerinde tutunmasını sağlar.
İlaçlama Zamanı :
Kelebek uçuşlarının görülmesinden sonra bitkiler kontrol edilir, bulaşma % 10 olarak saptanırsa mücadele yapılmalıdır.
tarimziraat
Yazar: ozde
Latincesi :
(Parlatoria oleae (Colv.) (Hom.: Diaspididae))
Hastalık Tanımı :
Ergin dişinin kabuğu ovalimsi yuvarlak şekilde ve dışbükeyidir. Rengi, beyazımsı krem renginden koyu kül rengine kadar değişir. Koyu yeşil veya siyahımsı olan larva gömleği, dişi kabuğunun kenar kısmında veya dışına taşmış durumdadır. Kabuk boyu 2-2.5 mm dir. Ergin dişinin vücudu, oval şekilde olup kenarları iri lobludur. Genç dişi açık pembe -eflatun renkte, olgun dişi ise koyu eflatun veya mor renktedir. Erkek, pembemsi eflatun renkte, 1 mm uzunluğunda narin yapılı ve bir çift kanatlıdır.
Yumurta, koyu eflatun veya mor renkte olup düzgün oval biçimdedir. Dişi kabuğu altında, birbirleri üzerine yığılmış bir şekilde dururlar. Yumurtadan çıkan ve hareketli olan larva, basık oval görünümlü ve eflatun renklidir. Bu dönemin sonlarına doğru genç larva üzerinde mum salgılarından oluşan kabuk örtüsü meydana gelerek hareketsiz dönem başlar.
Kışı olgun dişi döneminde geçirir. Yumurtalarını o yılın iklim koşullarına göre nisan ayının ilk yarısı veya mayıs ayı ilk haftasında bırakmaya başlar. Yumurtlama 2 aya yakın süre devam eder. Mayıs ayı ortaları veya sonlarına doğru görülen hareketli larvalar dallara, yaprak ve meyvelere giderek, kendilerini uygun bir yere tespit eder ve beslenmeye başlarlar.
İkinci döle ait yumurtalar temmuz ortaları veya sonlarında görülür. İkinci dölün erginleri genellikle kışlamaya çekilir. P.oleae yılda 2 döl verir.
Yaşayış :
Ekonomik yönde önemli bir zararlıdır. Zararını, meyve ağaçlarının gövde, dal, sürgün, meyve yapraklarında meydana getirir. Populasyonun fazla olduğunda, ağaçların kurumalarına neden olur.
Zararlının beslenirken salgıladığı toksik madde sonucu, yerleştikleri yerlerde 3-4 mm çapında kırmızı veya mor lekeler meydana gelir. Meyvecilik yapılan her yerde bulunur.
Kültürel Önlemler :
Parazitoidleri
? Aphytis maculicornis (Masi) (Hymenoptera) A.proclia (Walker) (Hymenoptera-Aphelinidae) A.mytilaspidis (Le Baron) (Hymenoptera – Aphelinidae)
? Aspidiotiphagus citrinus (Hymenoptera-Aphelinidae)
Predatörleri
? Chilocorus bipustulatus (L.) (Coleoptera-Coccinellidae)
? Exochomus quadripustulatus (L.) (Coleoptera – Coccinellidae)
? Cybocephalus fodori (E.Y.) Coleoptera – Cybosephalidae)
? Allothrombium sp. (Acarina-Trombidiidae)
? Lestodiplogis sp. (Diptera-Cecidomyiidae)
? Pullus sp. (Coleoptera-Coccinellidae)
? Symnus apetzi (Muls.) (Coleoptera-Coccinellidae)
? Typhlodromus (Ambyliseius ) sp. (Acarina-Phytoseiidae)
Akdeniz Bölgesinde Aphytis sp. asalağı ile C.fodori, C.bipustulatus, E.quadripustulatus avcı böcekleri saptanmıştır.
Orta Anadolu Bölgesinde A.macuücornis asalağı ile Tyhphlodromus spp. ve Mediolata mali avcı akarları saptanmıştır.
Bulaşık bahçelerde toprak işlemesi, sulama, gübreleme ve budama işleri usulüne uygun olarak yapılmalıdır. Budama artıkları bahçeden uzaklaştırılmalıdır. Artıklar mutlaka yakılarak yok edilmelidir. Bulaşık ağaçlardan alınan dayak ve sırıklar temiz ağaçlara kullanılmamalıdır.
Kimyasal Mücadele :
Ağaçların tepeden itibaren tüm yüzeyleri iyice ilaçlanmalı, kaplama şeklinde ilaçlama yapılmalıdır.tarimziraat