

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 05-23-2012
Saat: 06:35
Veteriner AraVeteriner Hekim ve Hayvan Severlerin Buluşma Noktası |




(5,00 out of 5)



(3,50 out of 5)



(3,00 out of 5)



(2,83 out of 5)



(2,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)
Yazar: admin

Selçuk Üniversitesi (Sü) Veteriner Fakültesi Hastalık ve Klinik Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Dik, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin (Kkka) Yayılmasını Önlemek İçin İlk Olarak Kontrolsüz Hayvan Nakliyesinin Önüne Geçilmesi Gerektiğini Söyledi.
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Veteriner Fakültesi Hastalık ve Klinik Bilimler Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Bilal Dik, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin (KKKA) yayılmasını önlemek için ilk olarak kontrolsüz hayvan nakliyesinin önüne geçilmesi gerektiğini söyledi.
Son günlerde giderek artan ve Konya’da son bir ayda 2 vakaya rastlanan KKKA hastalığı ve bulaşma yolları hakkında Selçuk Üniversitesi tarafından basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya SÜ Veteriner Fakültesi Hastalık ve Klinik Bilimler Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Bilal Dik ve Prof. Dr. Sibel Yavru ile SÜ Meram Tıp Fakültesi Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Bitirgen, Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İbrahim Eryaman katıldı. Toplantıda konuşan Prof. Dr.
Sibel Yavru, KKKA virüsünün zararlı bir virüs olduğunu ve bu nedenle zayıf bir bünyeye sahip olduğu için yok edilmesinin kolay olduğunu belirterek, “Bu hastalık ilk olarak 1946 yılında Rusya’da ot toplamaya gönderilen askerler üzerinde görüldü. O günden bu yana aralıklarla görülmeye devam ediyor. Türkiye’de ise bugüne kadar 506 vaka görülmüş ve bu vakaların 26′sı hayatını kaybetmiştir. Bu hastalık insanlar gibi keneler vasıtasıyla hayvanlara da geçiyor ancak sığır, inek gibi büyükbaş hayvanlar ile tavşan, koyun gibi hayvanlarda sadece 1 haftalık bir etki süresinin ardından geçiyor. İnsanlarda ise maalesef KKKA hastalığına neden oluyor. Hastalığın birkaç bulaşma yöntemi var. Bunlardan en başlıcası keneler vasıtasıyla bulaşmadır. Diğerleri ise hastalıklı kanla ya da hastalıklı hayvanın idrar, dışkı ve kanın insan derisi üzerindeki yara ve kesiklerden kana karışmasıyla bulaşır. Bu nedenle mezbahane çalışanları, kasaplar ve veterinerler yani hayvanlarla direk temas halinde olanlarla, sağlık personeli ve laboratuar çalışanları birinci derece risk grubu altında olan meslek grupları. Bu nedenle bu meslek grubunda çalışan insanların daha dikkatli olmaları gerekiyor” dedi.
Prof. Dr. Bilal Dik ise, KKKA hastalığının resmi olarak 2002 yılında ilk tespitinin yapıldığını ve Tokat’ta görüldüğünü ifade ederek, “Bu ilimize ya yurt dışından gelen hayvanlar üzerinden ya da göçmen kuşlar vasıtasıyla geldi. Dünyada 800′den fazla kene türü var ve bu türlerden 23′ü ülkemizde yaşıyor. Ancak bu hastalığı bugüne kadar sadece 1 türde rastladık. Keneler kısa bodur otlaklarda bol bulunuyor ve her yerde olduğu gibi Konya’da da var. Ancak son günlerde şunu görüyorum, her kene sokması KKKA hastalığına yol açacak diye bir şey yok. Öncelikle bu hastalığın bulaşması için en az 24 saat kenenin vücut üzerinde durması gerek. Eğer ilk birkaç saatte fark edilip vücut üzerinden çıkartılırsa hastalığa yakalanma riski sıfıra yakındır” şeklinde konuştu. Kenenin yayılmasını engellemek için yanlış yöntemler kullanıldığını da dile getiren Bilal Dik, “Keneleri yok etmek için kullanılan ilaçlama yöntemi bence yanlış. Türkiye’de senede 100 bin ton zehir kullanılıyor ve bu zehir bir şekilde bize tekrar geliyor.
Bunun yerine hayvanlar üzerinde kene denetimini sağlamamız lazım. Hayvan nakilleri kenelerin başka yerlere yayılmasında önemli bir etken ve öncelikle kontrolsüz hayvan nakli ve yurt dışından kaçak hayvan getirilmesinin önlenmesi gerekir. Yoksa bu hastalığın ve kenelerin yayılmasını engelleyemeyiz” diye konuştu.
Yrd. Doç. Dr. İbrahim Eryaman da, hastalıklı hayvanların etleri ve sütleriyle hastalığını bulaşmadığını kaydederek, “Bu hastalık ya kenelerle, ya da hastalıklı kanların bulaşmasıyla geçen bir hastalık. Bu hastalığın yayılmasını önlemek için kurum ve kuruluşlar olarak organize sistemli bir uygulama yapmamız gerek. Bu organizeyi Kuş Gribi’nde ülke olarak çok iyi başardık. Bu başarıyı KKKA hastalığında da göstermemiz gerekiyor” şeklinde ifade etti.
http://www.haberler.com/kkka-nin-en-onemli-yayilma-sebebi-kontrolsuz-haberi/