logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 05-23-2012
Saat: 06:22

Veteriner Ara

Veteriner Hekim ve Hayvan Severlerin Buluşma Noktası
Site Map iletisim anasayfa

Üye Panelİ

Anket

REKLAM

clubvet petmania

Sayaç ve Dost Sİteler

TAKVİM

Mayıs 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

SON YORUMLAR

  • orhan: bu ilaçtan 1 dekara ne kadar kullanılacak?
  • admin: üretici kedi ve köpeklerde kullanımı ile ilgili aşağıdaki bilgiyi vermektedir. Köpek ve kedilerde:...
  • ferdi yaldız: kedi veya köpeklerde kullanılabilirmi çok acil cevap yazarsanız çok memenun olurum
  • Eness: Bizde Sansar iskeleti Bulduk ılk gordugmuzde kedi sanılmıstı ınternetten arastırınca sanasar oldugnu anladık
  • ismet: çok kötü bir site beğenmedim
Yeriniz: Ana Sayfa » Archives for temiz
reklam alani
yazarYazar: ozde |

Altispinoza, cüce çiklitler arasında en popüler tür sayılabilecek mavi ramireziye (blue ram, Papilochromis ramirezi) olan benzerliği nedeniyle Bolivian ram adıyla da anılır. şekil ve renk olarak çok benzemesine rağmen, son araştırmalar altispinozayla ramirezinin sanıldığı kadar yakın akraba olmadıklarını göstermiştir. Ayrıca bu iki türün doğadaki yaşam alanları da tamamen farklıdır: Ramirezi sadece çok yumuşak ve asitli sulara uyum sağlamıştır; Altispinoza ise orta sertlik (5-10 dGH) ve nötral pH (pH 6.5-7.5) düzeylerindeki sularda yaşayabilmektedir.
Altispinoza henüz nedense çok tanınmayan, ancak güzelliği ve göreceli dayanıklılığıyla, Ramirezi’nin cüce çiklitler kategorisindeki liste başı konumunu rahatlıkla ele geçirebilecek bir balıktır. Ramirezi normal akvaryum şartlarında çok kısa ömürlü bir balıktır, genelde iki yılı zor bulur. Buna karşılık Altispinoza dört yıl ve hatta daha da uzun yaşayabilir. Dört yaşını doldurmuş Altispinoza çiftlerinin hala yumurtlayıp yavru yetiştirdikleri gözlenmiştir. Uygun beslenme ve ışık şartlarında Altispinoza’nın renkleri Ramirezi’ninkilerden hiç aşağı kalmaz. Yanlız Altispinoza’nın yetişkinliğe erişip renklenmesi daha uzun sürer. Tepeden gelen güneş ışığı birçok balığın olduğu gibi Altispinoza’nın da güzelliğini daha iyi ortaya çıkarır.

Ramirezi’yi üretmek için mutlaka çok yumuşak ve asitli (pH 6-6.5, 2-4 dGH) su şartları gerekir. Altispinoza ise 10 dGH ve pH 7,5 su değerlerinde bile yumurtlayıp başarıyla yavru yetiştirebilir. Ancak tabi suyun biyolojik açıdan temiz olması şartıyla… Organik ve inorganik atıklara karşı Altispinoza da hassastır.

yazarYazar: ozde |

Türk sularında yaşayan Akdeniz foku ve caretta caretta gibi canlıların yanı sıra 472 balık türünden 50’sinin soyu denizlerdeki kirlilik yüzünden tükenme tehlikesiyle karşı karşıya..

Deniz Temiz Derneği/TURMEPA Genel Müdürü Levent Ballar, Türkiye’nin denizlerinin en çok karadan gelen atıklarla kirlendiğini, evsel ve endüstriyel atıkların, denizlerdeki kirliliğin yüzde 44’ünü oluşturduğunu belirtti.

Türkiye’deki en önemli sorunlardan birinin arıtma tesislerinin yetersizliği olduğuna dikkati çeken Ballar, bazı önemli tatil yerlerinde bile atık suların arıtılmadan denize boşaltıldığını, sanayi tesislerinin yüzde 98’inde arıtma tesisi bulunmadığını, ayrıca ülke genelindeki 3 bin 650 belediyenin çoğunda, turizm tesislerinin ise yüzde 81’inin atık arıtma tesislerinin bulunmadığını kaydetti. Türkiye’nin kıyısının bulunduğu denizlerden en kirlisinin Karadeniz olduğunu söyleyen Ballar, şunları kaydetti: “Karadeniz’e en fazla kirlilik Tuna Nehri’nden gelmektedir. Tuna Nehri Karadeniz’deki kirliliğin yüzde 48’ine neden olmaktadır. Ayrıca komşu ülkelerin atıkları da burayı kirletmektedir.

Buradan yılda 548 kilometreküp su Marmara Denizi’ne, buradan da Ege ve Akdeniz’e ulaşıyor. Bu nedenle Karadeniz temizlenmeden diğer denizlerimizin temizliğinden bahsedemeyiz.”

Sanayileşme ve kentleşmeye paralel olarak, bir iç deniz olan Marmara’nın da giderek kirlendiğini ifade eden Ballar, boğaz trafiğinin yoğunluğunun getirmiş olduğu olumsuz etkiler, nüfus artışı, sahil bölgelerinde gelişen hızlı ve çarpık kentleşme, alt yapı yetersizliği, sanayinin fazla oluşu gibi nedenlerin Marmara’nın kirlenme nedenlerinden olduğunu anlattı.

KİRLİLİK CANLI TÜRLERİNİ TEHDİT EDİYOR

Ballar, denizlerdeki kirliliğin, canlıların sayı ve türlerini de olumsuz etkilediğine dikkati çekerek, deniz canlılarının sayı ve türlerindeki azalmanın, büyük oranda deniz kirliliği, kaçak avcılık, deniz altında avlanma, su ısısı ve akıntılardaki değişim gibi etkilere bağlı olduğunu belirtti.

Akdeniz ve Ege kıyılarının, “caretta caretta” ve “cheloniamydas” türü deniz kaplumbağaları ile “Akdeniz foku”nun yaşam alanları olduğunu kaydeden Ballar, şunları söyledi:

“Bunlar nesilleri tehlike altında olan canlılardır. Caretta carettalar her yaz ülkemizdeki yuvalama alanlarına yaklaşık 2 bin yuva yapmaktadır. Her yaz 450-900 dişi caretta sahillerimize gelmektedir. Bu sayılara henüz miktarı hakkında pek bilgi sahibi olmadığımız erkekler ve genç bireyler de eklenirse Türkiye kumsallarının ve bu kumsallara yakın beslenme bölgelerinin, bu türün devamlılığının sağlanması açısından ne kadar öneme sahip olduğu açıkça anlaşılacaktır.

Caretta carettaların neslinin korunması açısından yapılması gerekenler arasında yuvalama alanlarının ve yuvalarının korunması kadar, denizlerimizin hem kirlilik hem de yapılan zararlı faaliyetler açısından kontrol edilmesi gerekmektedir. Ülkemiz turizminin göz bebeği olan Akdeniz kıyılarının, oteller, tatil köyleri ve çeşitli yapılarla doldurulması caretta carettaların hem yumurtlama alanlarını kısıtlamakta hem de bu yapıların ve insanların çevreye ve denize verdikleri zarar tüm canlıları etkilediği gibi caretta carettaların yaşam alanı olan denizlerimizi de etkilemektedir.” Ballar, canlı türlerinin giderek azaldığını vurgulayarak, “Türkiye denizlerinde 1970’lerde 150-300 arasında Akdeniz Foku olduğu tahmin edilirken, günümüzde 100’den az kalmıştır. Yine Türkiye sularında 472 tür balık bulunmaktadır ve bunların 50’si tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır” dedi.

KİRLİLİK İNSANLARI DA TEHDİT EDİYOR

Levent Ballar, birçok deniz canlısı için barınak, üreme, beslenme alanları olan deniz çayırlarının, fotosentezle oksijen üretiklerine de değinerek, “Deniz çayırları Ege ve Akdeniz’de bulunmaktadır. Bunlar karadaki ormanlarla eşdeğerdir. Fotosentezle ürettikleri besin ve oksijen sayesinde, denizlerin birinci dereceden üreticileri konumundadırlar. Deniz çayırları, kirlilik, yat ve teknelerin demirleme faaliyetleri gibi olumsuzluklar yüzünden tahrip olmaktadır” diye konuştu.

Kategori: Haber

Kedi Bakımı

yazarYazar: ozde |

Kedinizin kendini güvende hissedebileceği kendine ait bir yuvası, her zaman temiz tuvalet kabı ve temiz suyuyla maması hep aynı yerinde durmalıdır.

Uzun tüylü kedilerde günlük bakım olarak tüylerin fırçalanması, gözlerin temizlenmesi gerekir. Tüylerin ve derinin bakımlı ve sağlıklı kalmasını sağlamak için beslenmelerine ve gerekli vitamin takviyelerine dikkat edilmelidir. Hayvanınızın tüy yapısına uygun olan fırçalar seçilmeli ve buna alışmaları sağlanmalıdır. Bu yüzden de fırçalama işlemine de yavruyken başlamakta yarar vardır. Günlük olarak parmak araları kontrol edilmeli , batan veya sıkışan bir cismin iltihabik bir duruma yol açması engellenmelidir. Kendine ait top ve oyuncaklar onun sıkılmasını ve koltukları tırmalamasını engeller.

yazarYazar: ozde |

Köpeğin tarih öncesi gelişimini anlatmadan önce gelin kızılderililerin inandıkları bir efsaneye kulak verelim,
Kaliforniya’nın Kato kızılderilelerine göre,Tanrı Nagaicho dünyayı yaratmış.Önce gökyüzünün dört köşesine sütunlar yerleştirerek gökyüzünü yukarıya kaldırmış ve böylece yeryüzünü açmış.Sonra bu yeni dünyada bir geziye çıkmış ve onu dolduracak şeyler yaratmış.

Efsaneye göre erkek ve kadınlar topraktan yapılmış.Nagaicho ayağı ile toprağa sürttükçe dereler ve ırmaklar oluşmuş ve herbir hayvan yaratılarak dünya üzerinde yerine konulmuş (yani köpek dışında herbir hayvan).Hikayenin hiçbir bölümünde Tanrı Nagaicho’nun köpeği yarattığından söz edilmiyor.Aslında Nagaicho dünya üzerindeki gezisine başladığında her zamanki gibi yanına köpeğini de almış.Çünkü tanrı nın hep bir köpeği varmış.Herhalde Kato’lar için bir insanın köpeksiz yaşayabileceği düşünülemiyordu.Köpek herzaman vardı.Dünya yaratıldıktan sonra köpek sahibinin yanında yürümeye devam etmiş,etrafı koklamış ve Nagaicho’nun sözlerini dinlemiş;”Bak bu deredeki su ne kadar temiz.Tüm diğer hayvanlar onu bulmadan önce sen biraz içmek istemezmisin?” Bir süre sonra ikisi birlikte kuzeye yürümüşler.Tanrı ve köpeği.

yazarYazar: ozde |

Normal şartlar altında  kediler temiz ve titiz olduklarından zaten kendilerini devamlı yalayarak temizlerler. Bu yüzden köpekler gibi zaman zaman da olsa yıkanmaya (medikal problemler dışında) ihtiyaç göstermezler. Onları yıkamak temizlenme alışkanlıklarını yok edebilir veya azaltabilir.

Sayfa 1/1412345678910...Son »