logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 05-23-2012
Saat: 05:37

Veteriner Ara

Veteriner Hekim ve Hayvan Severlerin Buluşma Noktası
Site Map iletisim anasayfa

Üye Panelİ

Anket

REKLAM

clubvet petmania

Sayaç ve Dost Sİteler

TAKVİM

Mayıs 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

SON YORUMLAR

  • orhan: bu ilaçtan 1 dekara ne kadar kullanılacak?
  • admin: üretici kedi ve köpeklerde kullanımı ile ilgili aşağıdaki bilgiyi vermektedir. Köpek ve kedilerde:...
  • ferdi yaldız: kedi veya köpeklerde kullanılabilirmi çok acil cevap yazarsanız çok memenun olurum
  • Eness: Bizde Sansar iskeleti Bulduk ılk gordugmuzde kedi sanılmıstı ınternetten arastırınca sanasar oldugnu anladık
  • ismet: çok kötü bir site beğenmedim
Yeriniz: Ana Sayfa » Archives for salya
reklam alani
yazarYazar: ozde |

Zoonoz hastalıklar; insanlar ve hayvanların birbirine bulaştırabildikleri ve her iki gruba dahil bireylerde ortak olarak şekillenen hastalıklar diye tanımlanabilir.

Dünya sağlık örgütü; zoonoz hastalıkları, doğal koşullarda insanların ve hayvanların birbirine bulaşan hastalığı olarak tanımlamaktadır.

Ancak bu tanımlamadaki ‘doğal koşullar’ kavramının aksine bazı hastalıkların bulaşabilmesi için bir takım özel şartların oluşması gerekmektedir ki bu da önemli bir konudur. Örneğin kuduzun bulaşabilmesi için mutlaka ısırık, tırmalama vb. nedenlerle oluşan açık bir yara olmalıdır. Aynı durum Brucella enfeksiyonlarında da söz konusudur. Bulaşma yollarından biri olan deri yolu ile bulaşma ancak deri üzerinde çizik, çatlak gibi açık bir yaranın varlığında mümkündür.

Zoonoz hastalığın tanımından da anlaşıldığı gibi tek taraflı bir bulaşma değil, her iki grubunda birbirine hastalık bulaştırması söz konusudur. Bulaşmanın kaynağına göre zoonoz hastalıklar iki gruba ayrılır.

Zooantroponozlar; hayvanlar ve hayvansal ürünler aracılığı ile insanlara bulaşan hastalıklar.

Antropozoonozlar; insanlardan hayvanlara bulaşabilen hastalıklar.

Bu pratikte kullanılmayan bir gruplandırmadır ve beşeri veya veteriner hekimlikte genel olarak zoonoz hastalıklar olarak değerlendirilir.

İnsanlardan hayvanlara geçen hastalıklara sistiserkozları (cysticercosis) örnek olarak gösterebiliriz. Ülkemizde de sık görülen ve konakçılar aracılığı ile dolaylı yolla kedi ve köpeklerde görülebilen bu parazitin, ergin şekli olan tenialar (T.Solium) insanların ince bağırsağında yaşar ve enfekte gıdaların yenmesi ile sığırlara (T.Saginata) geçer. Kedi ve köpeklere bulaşma, çiğ etlerin veya enfekte iç organların yedirilmesi sonucu olabildiği gibi doğrudan insan atıkları ile enfekte olmuş gıdaların yenmesiyle de oluşabilir.

Tüm pet sahiplerinin ortak endişesi olan konu zooantroponoz karekterli hastalıklardır. Birlikte yaşadığı petlerin kendileri için oluşturabileceği riskleri bilmek her zaman insanların ilgisini çeken önemli bir konu olmuştur. Ayrıca zoonoz karakterli hastalıklardan bazıları petlerde tedavisi olmayan, sadece koruyucu aşılamalar ile önlenebilen hastalıklardır ve insanlar içinde ciddi tehlike yaratabilmektedir. Bu gün tüm dünyada hem insan hemde hayvan sağlığı için büyük önem taşıyan kuduz buna en iyi örnektir.

Zoonoz hastalıklar hangi yollarla insanlara bulaşabilir ?

Zoonoz hastalıkların bulaşması hastalığın etkenine bağlı olarak farklı yollarla olmaktadır. Ancak genel olarak bulaşma temas, solunum veya oral yol ile olmaktadır.

Tüm bulaşma yollarında asıl olan ortak nokta etkenin taşınmasıdır. Kedi veya köpeklerin vücut atıkları (dışkı, idrar, salya, burun akıntısı) etkenlerin taşınmasında önemli bir yoldur. Bu atıklarla temas veya atıklarla bulaşık enfekte gıdaların alınması sonucu insanlara geçebileceği gibi ısırma ve tırmalama sonucu kan yolu ile de bulaşma olabilir.

Direk bulaşmanın yanında kedi ve köpeklerdeki etkenlerin ara konakçılar vasıtası ile insanlara indirek yolla bulaşabilmesi de mümkündür. Son yıllarda ülkemizde de sık rastlanılan ve köpeklerde ağrılı eklem hastalıkları ile karekterize Lyme hastalığını buna örnek olarak verebiliriz. Hastalığın etkeni keneler aracılığı ile köpekden köpeğe taşınabildiği gibi keneler vasıtası ile insanlara da bulaşabilmektedir.

Zoonoz hastalılar nelerdir?

Kedi ve köpek gibi petlerden kaynaklanan zoonoz hastalıklar yanında tavuk, kuş vb. kanatlı hayvanlar, koyun, sığır vb. evcil memeliler, maymun, fare vb. yabani memeliler ve tavşanlar gibi pek çok hayvan türüne ait zoonoz hastalık, insanlara bulaşarak ciddi sorunlara neden olabilir.

Kedi ve köpeklerde dahil olmak üzere tüm hayvan türlerinde görülebilen ve insanlara da bulaşabilen bu zoonozlar, bakteriyel, paraziter, viral ve mantar kaynaklı olabilmektedir.

Ayrıca bulaşması sadece kene pire gibi arthropodlar aracılığı ile olabilen bazı zoonoz hastalıklar arthropadal kökenli zoonozlar olarak tanımlanmaktadırlar.

Bu etkenler (bakteri, virus, mantar ve parazitler) kedi ve köpeklerde değişik şekillerde hastalığa neden olurlar ve farklı yollarla insanlara bulaşabilirler.

Kedi ve köpeklerde sık karşılaşılan ve önem taşıyan zoonoz karakterli hastalıklardan bazıları şunlardır;

Salmonellosis, Brucellosis, Camphylobacteriosis, Leptospirosis, Kuduz, Cat Scratc disease,
Lyme disease, Veba, Tularemi, Sporotrichosis, Dermatophytosis, Toxacara canis, Echinococcosis, Droflariasis, Cysticercosis, Toxoplasmosis.

Kedi ve köpeklerde sık görülen zoonoz karekterli hastalıklar ve bu hastalıkların bulaşma , korunma yolları ile ilgili detaylı bilgiyi kedim / köpeğim hastalıklar sayfalarında zoonoz hastalıklar bölümünde bulabilirsiniz.

Zoonoz hastalıklardan nasıl korunabiliriz ?

Korunma için her şeyden önce etkenin veya hastalık kaynağının bilinmesi gerekir. Bunun dışında önemli olan diğer bir konuda bulaşma yollarının bilinmesidir.

Zoonoz hastalıkların gerek petler arasında yayılmasını, gerekse insanlara bulaşmasını önlemek için koruyucu olarak yapılan aşı, ilaçlama, iç ve dış parazitler ile mücadeleye önem vermek gereklidir.

Kuduz gibi tedavisi olmayan bazı zoonoz hastalıkların varlığı koruyucu hekimliği ön plana çıkarmaktadır. Bu amaçla spesifik hastalıklara karşı geliştirilen aşı uygulamaları halen tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en etkin yöntem olarak kullanılmaktadır. Bu aşılara örnek olarak kuduz, lyme ve Leptospiro aşıları örnek olarak verilebilir.

Ayrıca petlerde oldukça sık görülen ve insanlarda hydatik kist oluşumuna neden olan Eccinococcuslar ile mücadele de, oral yolla düzenli olarak yapılan paraziter uygulamalar ile yapılabilir.

Zoonoz hastalıkları önlemek için yapılan bazı çalışmalar

Uzun yıllar boyunca zoonoz hastalıkların önlenmesi için gereken çalışmalara önem verilmemiş olmasına karşın özellikle son dönemlerde yapılan çalışmalar zoonozlara karşı alınan önlemleri ve korunma çalışmalarını artırmıştır.

Ülkemizde 1991 yılında kurulan ‘Türkiye Milli Zoonozlar Komitesi’ faal olarak çalışmalarına 1998 yılında başlamış ve UNESCO ile ortak çalışmalar yaparak halk sağlığı eğitim komiteleri tarafından toplantılar düzenlenerek bilgilendirme çalışmalarına başlanmıştır.

Ayrıca Sağlık Bakanlığı Veteriner Halk Sağlığı Daire başkanlığı tarafından düzenlenen’kuduz hastalığı mücadele programı’ ile zoonoz hastalıklar ve bunlardan korunma çalışmaları artırılmıştır.

Ayrıca sığır, koyun, keçi gibi evcil hayvanlardan bulaşan zoonoz hastalıklar konusunda çalışmalar artırılarak insan sağlığını korumak ve ekonomik kayıpları önlemek amacıyla tüm yurt geneline yaygınlaştırılmıştır.

yazarYazar: ozde |

Köpeklerde sıkça oluşan diş taşları ağız hastalıkları ve sindirim hastalıklarının şekillenmesinde önemli bir faktördür. Diş taşlarının oluşumunda tükürüğün kimyasal yapısı, beslenme tarzı ve yaş önemli rol oynamaktadır.


Diş üzerinde plaklar halinde biriken gıda artıklarının tükrüğünde etkisi ile zamanla taşlaşmasıyla oluşan diş taşları sürekli artarak kalın bir tabaka oluşturacak şekilde tüm dişi kaplayabilir. Zamanla diş eti içine doğru ilerleyerek diş ve diş eti arasında boşlukların şekillenmesine de neden olabilir.

Boşluklarda biriken gıdalar bakterilerin üremesi için iyi bir ortam oluşturur. Bu bölgelerde artan bakteriler ve taşların yarattığı hasara bağlı olarak gingivitis denilen diş eti yangılarının şekillenmesi de kolaylaşır. İlerlemiş olaylarda çevre dokuların etkilenmesiyle birlikte periodontitisin şekillenmesi de mümkündür.

Gingivitisin şekillenmesi sonucu diş ve diş eti arasındaki boşlukların artması, tartarın diş köküne doğru ilerlemesini kolaylaştırır. Bunun sonucunda da zamanla diş etlerinin çekilmesi, diş köklerinin açığa çıkması ve dişte herhangi bir çürüme olmamasına rağmen diş dökülmeleri görülebilir.

Başlangıçta diş eti hizasında hafif sararmalar şeklinde başlayan birikimler zamanla kalınlaşma ve renk değişimi nedeniyle daha belirgin bir hal alır. Bu dönemde salya artışı ve ağız kokusu gibi belirtiler görülebilir. Daha ileri dönemlerde aşırı tartar oluşumuna bağlı olarak çiğneme güçlükleri ve yanağın iç yüzeylerinde sürtünmeye bağlı yaralarda şekillenebilir.

Köpeklerde oldukça sık karşılaşılan diş taşlarının oluşumunu önlemek mümkün olmasada, oluşum hızını yavaşlatmak mümkündür. Özellikle dişlerin fırçalanması büyük fayda sağlar. Ancak bu alışkanlığı yavru dönemlerde kazandırmanız gerekir. Bu amaçla köpeklere özel hazırlanmış diş fırçaları ve diş macunlarını kullanmanız gerekir.

Diş taşlarının oluşumunda beslenme tarzı önemli bir faktördür. Kuru mama ile beslenen köpeklerde, diş taşı oluşumu konserve mama veya ev yemeği ile beslenenlere oranla daha geç olmaktadır. Çünkü kuru mamanın çiğnenmesi sırasında oluşan sürtünmeler diş taşlarının birikimini büyük ölçüde engelleyebilmektedir. Örneğin çiğneme işleminin tek taraflı yapılması kullanılmayan taraftaki dişlerde daha fazla taş oluşumuna neden olur. Bu durum sürtünmenin diş taşı oluşumunu yavaşlatmadaki etkisini daha iyi açıklamaktadır.

Ayrıca diş taşı oluşumunu önlemeye yönelik olarak hazırlanmış özel diyet mamaların kullanılması da diş taşlarının oluşum sürecinin yavaşlatılmasında ciddi oranda fayda sağlamaktadır.

Özellikle köpeklere kemirmesi için verilen kemikler sürtünme ile diş taşlarının birikimini önlemede bir miktar yardımcı olsa da ne kadar yararlı olduğu tartışmalı bir konudur. Sadece ön dişler ile yapılan bu işlem, arka öğütücü dişler üzerindeki birikimleri hiç bir şekilde engelleyemez.

Genç yaşlarda ileri boyutlarda tartar birikimi az görülen bir olgudur. Ancak yaşın ilerlemesiyle birlikte şekillenen tartar birikimi daha fazla görülmektedir. Bu nedenle diş fırçalaması günlük olarak yapılamayan bir köpeğin ağız sağlığının korunabilmesi için 2 yaşından itibaren düzenli olarak diş taşı kontrollerini yaptırmak gerekir.

Diş taşlarının temizlenmesin de en etkin yöntem özel aletler ile diş taşlarının kırılmasıdır. Bu işlem gerektiği durumlarda sakinleştirici uygulanarak yapılır. Periyodik olarak yaklaşık 6-8 ayda bir (gerekirse daha kısa aralıklar ile) yapılan diş taşı temizlikleri köpeğinizin dişlerinin uzun süre korunmasını ve aldığı besinlerden maksimum yaralanmasını kolaylaştırarak sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmesine katkıda bulunacaktır.

Sayfa 4/41234