logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 05-23-2012
Saat: 05:35

Veteriner Ara

Veteriner Hekim ve Hayvan Severlerin Buluşma Noktası
Site Map iletisim anasayfa

Üye Panelİ

Anket

REKLAM

clubvet petmania

Sayaç ve Dost Sİteler

TAKVİM

Mayıs 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

SON YORUMLAR

  • orhan: bu ilaçtan 1 dekara ne kadar kullanılacak?
  • admin: üretici kedi ve köpeklerde kullanımı ile ilgili aşağıdaki bilgiyi vermektedir. Köpek ve kedilerde:...
  • ferdi yaldız: kedi veya köpeklerde kullanılabilirmi çok acil cevap yazarsanız çok memenun olurum
  • Eness: Bizde Sansar iskeleti Bulduk ılk gordugmuzde kedi sanılmıstı ınternetten arastırınca sanasar oldugnu anladık
  • ismet: çok kötü bir site beğenmedim
Yeriniz: Ana Sayfa » Archives for sabah
reklam alani
yazarYazar: admin |

Baraj Yüzünden Sular Altında Kalmalarından Endişe Edilen Yaklaşık 20 Bin Yarasa Kayboldu.

Balıkesir’in Havran ilçesinde yeni yapılan baraj yüzünden sular altında kalmalarından endişe edilen yaklaşık 20 bin yarasa kayboldu.

Yaklaşık 72 milyon TL harcanarak 1995′te inşasına başlanan baraj, geçen ekim ayında su tutmaya başlamıştı. İnceleme heyeti, mağaralara girerek her yerde yarasa aradı. Mağaralarda bir tane bile yarasaya rastlayamayan heyet, hayal kırıklığına uğradı.

Sabah saatlerinde ellerindeki mahkeme kararı ve yetkililerle birlikte baraja giderek mağaralarda incelemeler yapan Güney Marmara Doğal ve Kültürel Çevreyi Koruma Derneği (GÜMÇED) Edremit Körfezi Şubesi Başkanı Mehmet Akif Öznal, söz konusu mağaralarda Türkiye’nin en büyük yarasa kolonisinin barındığını vurguladı. Öznal, “Çevre ve Orman Bakanlığı, 4′ü endemik, 16 türden 20 bin yarasanın taşınması için 3 milyon lira harcayarak bir mağara yaptırdı. Tüm uyarılarımıza rağmen doğal yerlerinden yapay mağaraya taşındığını söylediler. ‘Taşınmadılar’ dedikçe bizi yalancılıkla suçladılar. Dünyada eşi benzeri bulunmayan mağara yaptıklarını söylediler. Biz inanmadık. Yarasaların akıbetinden endişe duyduk. Havran Asliye Sulh Mahkemesi’ne başvurduk ve delil tespiti istedik. Önce doğal mağaraya baktık. Yarasa görünmeyince taşındıklarını düşünerek çok sevindik. Ardından haftalardır kolluk kuvvetlerince içeri girişlerin engellendiği yapay mağaraya girdik. Burada da bir tek yarasa bile göremedik. Yapılan işin neticesini gördük. Mahkemece tespitini yaptırdık. Haftalardır bizi, bilim adamlarını neden içeri almadıklarını öğrenmiş olduk” ifadelerini kullandı.

Doğa Derneği Başkanı Güven Eken de 20 bin yarasanın nereye kaybolduğunu merak ettiklerini söyleyerek, “Tahminlerimizde yanılmadık. Ne doğalında ne yapayında bir tek yarasaya bile rastlamadık. Büyük bölümü belki yaşıyor ama nerede oldukları belli değil. Bir ağaç ve kaya oyuğunda, minik mağaralarda yaşıyor olabilirler. Ama koloniler halinde yaşadıkları için fazla hayatta kalma şansları yok. Adeta bir yarasa katliamı yapıldı. Yarasalar evsiz kaldı. Hani taşınmıştı? Baştan bu yana yapılan hatanın bedelini 20 bin yarasa ödedi. Yarasalar binlerce yıldır yaşadıkları evlerinden oldu. Baraj kapakları hemen açılmalı, mağara tekrar eski haline getirilmelidir. Yarasalar iç güdüleriyle evlerine, mağaraya dönecektir” dedi.

yazarYazar: admin |

kis-ortasin-denize-girdiler

Didim’de yaşayan yabancı uyruklu ve Türk vatandaşlardan oluşan grup, Altınkum Plajı’nda bir araya gelerek sokak hayvanları yararına bağış topladı.

Aydın’ın Didim ilçesinde çoğunluğu İngilizler’den oluşan Didim Hayvan Dostları Derneği üyeleri, sokakta yaşayan sahipsiz hayvanların bakımına destek amacıyla kış ortasında denize girip, bağış topladı. Didim’de yaşayan yabancı uyruklu ve Türk vatandaşlardan oluşan bir grup önceki gün sokak hayvanları yararına düzenlenen “Boxing Day” etkinliği için Altınkum’da bir araya geldi.

YAKLAŞIK 200 KİŞİ

Aralarında Türk, İngiliz, İskoç ve İrlandalılar’ın bulunduğu yaklaşık 200 kişi, sabah saatlerinde Altınkum Plajı’nda buluştu. Çeşitli kostümlerle denize giren turistler yarım saat denizde kaldı. Sahipsiz sokak hayvanları için denizin dalgalı, havanın soğuk olmasına aldırmayan dernek üyeleri kapalı kumbarada bağış topladı. Sokak hayvanları için soğuk suya aldırmayan dernek üyeleri, denizden çıkarken çevredeki vatandaşlar tarafından alkışlarla karşılandı.

Başında dalmaçyalı köpek figürü bulunan şapkasıyla denizden çıkan Didim Hayvan Dostları Derneği Sekreteri Gill Erer, sahipsiz sokak hayvanları için iki yıldır bu etkinliği düzenlediklerini belirtti. Erer, “Deniz çok güzel, herkes çok soğuk olacağını söylemişti ama değil. Sahipsiz hayvanlar için bu etkinliği geçen yıl başlattık. Buraya gelen arkadaşlarımız bağışta bulunuyorlar ya da yüzücülere sponsor oluyorlar” dedi.

İLAÇ VE YİYECEK

Kış aylarının sahipsiz hayvanlar için çok zor geçtiğini dile getiren Erer, “Bağışla toplanan paralarla sokak hayvanlarının kuru mama ve ilaç gibi ihtiyaçlarının karşılanacak” diye konuştu. Organizasyon sonunda sokak hayvanları için bin 200 TL toplandığı açıklandı.

yazarYazar: admin |

Hiç düşündünüz mü?  ‘’genetiği değiştirilmiş pet hayvan’’ olsa nasıl bir şey olurdu, diye.  Gelin beraber düşünelim. Önce GMO yada GDO nedir onu öğrenelim.

Son yılların en gözde tartışmalarından biri genetik olarak değişikliğe uğratılmış organizmalar üzerinedir. Kısa adıyla GMO ya da GDO (Genetically Modified Organisms – Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar), genetik müdahale yöntemleriyle genetik yapısına bitki, bakteri, virüs vb. herhangi bir başka canlıdan alınan gen veya genlerin aktarılmasıyla elde edilen yeni organizmalardır.

yaratik-tavuk

Hayvanların bazı genlerini değiştirerek köpekleri kediden, kedileri fareden yada fareleri böcekten korkar hale getirsek yada sipariş verip istediğimiz özelliklerde bir pet hayvan alsak nasıl olurdu?

kedidenkorkankopek

İnsan hayvan ilişkileri eskisi gibi olabilir mi? İnsanoğlunun hayvanlarla ilişkileri tarih öncesi çağlara dayanır. Hayvanların etinden,sütünden, çeşitli ürünlerinden ve gücünden yararlanan insanlar kendilerine kolayca alışan bazı hayvanlara karşı özel bir yakınlık kurmuştur. İlk başta yarar üstüne kurulan bu ilişki zamanla karşılıklı sevgi ve dostluk bağlarıyla güçlenmiştir ve günümüzdeki pet- insan ilişkilerine gelinmiştir.

tarihten-buyana-hayvanlar

Peki genetiği değiştirilmiş bir pet ister miyiz? diye bir düşünün bakalım,,,

Her zaman söz dinleyen her denileni yapan bir pet mi istiyoruz? Bence hayır, çünkü evcil hayvanımızın yaptığı yaramazlıklar, asiliği yada söz dinlememesi hoşumuza gitmiyor mu, muzurluk yapıp bizi güldürmesi yüzümüzde bir gülümseme oluşturmuyor mu, bence birazda evcil hayvanlarımızı beklenmedik anlarda yaptıkları yaramazlıklar için seviyoruz, yada bir sabah kalktığımızda üzerimizde bizimle uyuduğu için seviyoruz.

Hüseyin

yazarYazar: admin |

kahraman-av-kopegi

Banka Soymaya Kalkan Hırsızlar Av Köpeğine Takıldı

Kartal’da bankayı soymaya çalışan hırsızlar Lisa’ya takıldı. Av Köpeği öyle bir havladı ki hırsızlar arkalarına bakmadan kaçtı.

Kartal’da bir banka şubesini soymak isteyen hırsızlar ‘Lisa’ isimli av köpeğine takıldı. Banka şubesini bodrum katın duvarını delerek soymak isteyen hırsızlar ‘Lisa’nın gürültüler üzerine havlamasıyla paniğe kapılıp apar topar kaçtı.

Edinilen bilgilere göre banka şubesini (ING BANK) soymak isteyen hırsızlar gece geç saatlerde beş katlı binanın bodrumuna indi. Soyguncular yanlarında getirdikleri kazma ve hilti yardımıyla bodrum katın üstündeki banka şubesine girmeye çalıştı.

Tavana kazma darbeleri ve hilti yardımıyla delikler açan soyguncular dışardan gelen köpek sesiyle birden paniğe kapıldı. Binanın arka bahçesinde kulübesinde bulunan av köpeği Lisa gürültüleri duyunca havlamaya başladı. Soyguncular köpek sesiyle paniğe kapılıp yanlarındaki suç aletlerini de bırakarak kayıplara karıştı.

Gürültülere ve köpek sesine uyanan apartman sakinleri de ne olup bittiğini anlayamazken gerçek sabah olunca ortaya çıktı .Apartman sakinlerinin yaptığı kontrolde bodrum katın tavanının delinmeye çalışıldığı fark edildi. Haber verilmesi üzerine olay yerine gelen polis ekipleri ellerinde fenerlerle bodrum katta inceleme yaptı.

Yapılan incelemede soyguncuların bıraktığı hilti ve kazma bulunurken tavanda da değişik noktalarda kazma izleri görüldü. Köpeğin sahibi Ekrem Güngörmez ise, “Köpeğime yiyecek vermek için bodruma inmiştim, yerde hilti ucu ve kazmayı gördüm. Bodrum katın çatısına kazmayla delik açmaya çalışmışlar. Bodrum kata giren şahıslar kazmayla duvara vurunca köpeğim havlamaya başlamış, şahıslarda paniğe kapılıp kaçmışlar” diye konuştu. Polis şimdi olay yerinde bulduğu suç aletlerinden yola çıkarak zanlılara ulaşmaya çalışıyor.

yazarYazar: ozde |

Eşeysel Olgunluk ve Damızlık Çağı: Dişi oğlaklar açısından eşeysel olgunluk ya da ergenlik, üreme organlarının gelişmesi sonucu olgunlaşmış yumurtayı oluşturması ve çiftleşme isteği ya da kızgınlık göstermeleri durumudur. Dişi oğlakların bu şekilde ilk kızgınlık gösterdikleri zaman ise eşeysel olgunluk olarak adlandırılır. Dişi oğlaklar eşeysel olgunluk yaşı, ırk, canlı ağırlık, besleme, kuzulama zamanı, yıl ve doğum tipi gibi etmenlere bağlı olarak değişir. Genelde dişi oğlaklar, ergin yaş ağırlığının yüzde 40–60’ ını kazandıkları zaman ergenliğe ulaşırlar. Ay olarak ortalama ergenlik yaşı 5–7 ay dolaylarındadır. Damızlıkta kullanma yaşı ise yerli ırklar için 15–18 ay, kültür ırkları için 8–9 ay olarak kabaca verilebilir. Damızlıkta kullanma için ise ergin yaş ağırlığının %70-75’ne ulaşılması yeterlidir.

    Kızgınlık, Çiftleşme ve Teke Katımı: Keçilerde kızgınlık süresi ortalama 24–48 saattir. Kızgınlık süresi, ırk, yaş, çiftleşme mevsimi dönemleri (baş, orta ve son) ve tekenin uyarıcı etkisine göre ayrım gösterir. Keçilerde yumurtlama, kızgınlık süresinin sonuna doğru şekillenir. Başka bir ifade ile kızgınlığın oluşumundan 30–36 saat sonra olur. Keçilerde kızgınlık belli zaman aralıklarıyla yinelenir (tekrarlanılır). Bu zaman sürecine kızgınlık döngüsü denir. Keçilerde kızgınlık döngüsü uzunluğu 18–22 gün arasındadır, ortalama 21 gün olarak kabul edilir. Kızgınlık döngüsü uzunluğu yaş, ırk, çiftleşme mevsimi dönemi, besleme gibi etmenlere bağlılık olarak değişir.

   Keçilerde, yüksek seviyede gebelik sağlamak için çiftleştirme kızgınlık süresinin ikinci yarısında yapılmalıdır. Bu neden pratik olarak, sabah kızgınlık gösterenler akşam, akşam kızgınlık gösteren dişiler sabah tekeye verilir.

   Kızgın hayvanların belirlenmesinde arama tekelerinden yararlanılabilir. Teke başına genç tekelere 30–40 baş dişi, ergin tekelerde ise 50–70 baş dişi hesaplaması uygundur.

 Teke katımı, bölgelere göre değişmekle birlikte günlerin kısalmaya başladığı ve kızgınlığın yoğun olarak ortaya çıktığı sonbahar aylarında olur. Ülkemizde teke katımı iki şekilde uygulanmaktadır. Entansif sürülerde uygulanan elden teke katımı ve kontrolsüz sürülerde uygulanan serbest teke katımı şeklindedir. Son dönemlerde küresel iklim değişikliğine bağlı olarak çiftleşme sezonunda değişimler meydana gelmiştir. Bazı bölgelerde çiftleşme mevsimi ekim başına kadar sarkmıştır.

   Doğal veya serbest teke katımı: En ilkel yöntem olup ekstansif yetiştiricilikte uygulanır. Bu yöntemde 30–35 keçiye 1 ergin teke veya 15 keçiye 1 genç teke hesap edilir.

   Elden teke katım yöntemi: Bu yöntemde önceden bir aşım planı hazırlanır ve hangi tekenin hangi dişiyle çiftleştirileceği bilinir. Doğacak oğlakları anası ve babası bilindiğinden ıslah çalışmaları yapmak olanaklı hale gelir. Tekeler bu yöntemle daha az yıpranacağından teke başına 60–90 baş keçi ayrılabilir.

   Çiftleşme sezonunda dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biriside tekelerin damızlık vasfı taşımasıdır. Genellikle genç, üreme kusuru olmayan tekeler tercih edilmelidir. İklim koşulları, bakım ve besleme tekelerin performansını direkt olarak etkilemektedir. Bu nedenle çiftleşme döneminden önce tekeleri çok yağlandırmadan ek besleme yapmalı ve bu çiftleştirme boyunca da devam edilmelidir. Çok yaşlı tekeler kullanılmamalıdır. Ayrıca tekelerin atlamasını engelliyecek tırnak sorunları ya da sakatlıklar dikkate alınmalıdır. Çok sıcaklık teke performansı ve sperma kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle çiftleştirme sabah erken saatlerde ya da akşamüstü saatlerinde yapılmalıdır.

   Gebelik: Keçilerde gebelik süresi ırka, yaşa, doğacak oğlağın doğum tipi ve cinsiyetine ve enlem derecesine göre değişir. Örneğin erken gelişen ve döl verimi yüksek keçi ırkları geç gelişenlerden ikiz doğum yapanlar tek doğum yapanlardan tropik de yetişenler ılıman iklimde yetişenlerden daha kısa süren gebelik sürelerine sahiptirler.

   Keçilerde gebelik süresi 144–157 gün arasındadır, ortalama 5 ay olarak kabul edilir. Gebeliğin ilk 2 ayında hücre çoğalması çok hızlı olmakta, yavrunun rahim içerisinde büyümesi ise 4. ve 5. aylarda hızlanmaktadır. Bu nedenle bu dönemlerde keçilerin bakım ve beslenmesine dikkat edilmelidir.

   Keçilerde gebeliğin ilk belirtisi kızgınlığın aşımdan sonra tekrarlanmayışıdır. Bu amaçla keçilerde arasına katımdan 18–22 gün sonra arama tekesi konur. Gebe kalmış keçi bir daha kızgınlık göstermez dolayısıyla tekeden kaçar. Bunun dışında diğer belirtiler arasında dayanışmalarında meydana gelen değişimler söylenebilir. Hayvan sakinleşir, çiftleşme isteği yok olur daha sonra yem yeme isteği artar.

veteriner.cc

Sayfa 5/1512345678910...Son »