

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 05-22-2012
Saat: 10:45
Veteriner AraVeteriner Hekim ve Hayvan Severlerin Buluşma Noktası |




(5,00 out of 5)



(3,50 out of 5)



(3,00 out of 5)



(2,83 out of 5)



(2,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)
Yazar: admin
Hydatidosis (Cystic echinococcosis), erişkin şekli başta köpekler olmak üzere çeşitli etçillerin ince bağırsaklarında yaşayan Echinococcus türlerine ait larva şekillerinin insan ve hayvanlarda oluşturduğu zoonotik bir hastalıktır.
Bu hastalık hakkında ilk bilgiler, Hippokrat’ın sığır ve domuzlarda gördüğü hidatik kist keselerini “su kesesi” olarak tanımlaması ile başlamıştır. Hippokrat, karaciğerde gördüğü bu keseler hakkında “eğer bu su keseleri karaciğeri tamamen kaplarsa hasta ölür” demiştir.
Daha sonra 1695 yılında Hartman, köpeklerde E.granulosus’un erişkinini tanımlamış, 1852 yılında da Von Siebold, larvaları köpeğe yedirerek erişkin paraziti elde etmiştir. 1951 yılında Rausch ve Schiller E.multilocularis’in ayrı bir tür olduğunu ortaya koymuşlardır. 1963 yılında Diesing tarafından E.oligarthrus, 1972 yılında da Rausch ve Bernstein tarafından E.vogeli türleri tanımlanmıştır.
Günümüze kadar Echinococcus cinsine bağlı en az 15 türün varlığı bildirilmiştir. Ancak daha sonra bunlardan çoğunun geçersiz veya birbirinin sinonimi olduğu anlaşılmıştır.
Bugün Echinococcus cinsinde E.granulosus, E.multilocularis, E.vogeli ve E. oligarthrus olmak üzere 4 farklı tür bulunmaktadır.
| TÜRLER | ||||
| E.granulosus | E.multilocularis | E.vogeli | E.oligarthrus | |
| Boy (mm) | 2-7 | 1.2 – 4.5 | 3.9-5.9 | 1.9-2.9 |
| Halka sayısı | 3 – 4 | 2 – 6 | 3 | 3 |
| Testis sayısı | 32 – 68 | 14 –35 | 50 – 67 | 15 – 46 |
| Testis dağılımı | Genital deliğin ön ve arka tarafında | Genital deliğin arka tarafında | Genital deliğin ön tarafında | Genital deliğin arka tarafında |
| Genital delik yeri | Halka arka yarısında | Halka ön yarısında | Halka arka yarısında | Halka ön yarısında |
| Uterus şekli | Dallı | Dalsız | Dalsız | Dalsız |
| Ovaryum şekli | Böbrek şeklinde | Üzüm salkımı gibi | At nalı gibi | |
| Çengel sayısı | 34 – 38 | 14 –34 | 28 –36 | 26 – 40 |
| Çengel büyüklüğü (mikron) | B: 31 – 49K: 22 – 39 | B: 20 – 21K: 25 – 35 | B: 49 – 57K: 30 – 47 | B: 28 – 45K: 43 – 60 |
| Yumurta sayısı | 200 – 800 | 250 – 400 | ||
| Sonkonak | Köpek ve diğer karnivorlar | Tilki, kedi, köpekDiğer karnivorlar | Köpek | Puma, jaguar, yabani kedi |
| Arakonak | Omnivorlar, karnivorlar, insan | Kemiriciler, insan | Kemiriciler, insan | Kemiriciler |
| Larva formu | Uniloküler | Multiloküler | Polikistik | Polikistik |
Ancak gerek erişkin parazitlerin DNA yapılarındaki farklılıklara, gerekse ara konaklardaki farklı kist oluşumlarına bakılarak E.granulosus türünün:
A) E.g.granulosus (kanide – koyun, insan vs.)
B) E.g.equinus (kanide – at vs.)
C) E.g.canadensis (kanide – yabani çift tırnaklı ve insan)
D) E.g.borealis (kanide – servide ve insan) olmak üzere 4 alt türünün;
E.multilocularis türünün ise,
A) E.m.multilocularis
B) E.m.sibiricensis olmak üzere 2 alt türünün bulunduğu bildirilmiştir.
Türkiye’de hem insanlarda, hem de hayvanlarda hidatidozdan (cystic echinococcosis) sorumlu asıl tür E.granulosus’dur.
E.multilocularis ülkemizde hayvanlarda çok nadir görülmekte olup, şimdiye kadar bir tilkide erginine, bir mandada da larvasına rastlanmıştır. İnsanlarda bu türden ileri gelen alveoler (multilokuler) hidatidoz olayları daha çok Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgeleri’nden bildirilmiştir.
Bazı araştırıcılar birbirine çok benzemesi nedeniyle E.granulosus’un multikistik (multiveziküler) larva formlarının çoğu kez alveoler kistlerle karıştırıldığını ve E.multilocularis larvası olarak bildirildiğini kaydetmişlerdir.
Echinococcus granulosus’un gelişiminde kırsal ve ormansal olmak üzere iki biyolojik çember vardır. Kırsal çember köpek ile başta koyun olmak üzere keçi, sığır, domuz, at gibi çeşitli evcil hayvanlar ve insanlar arasında; Ormansal çember ise kurt, çakal, tilki gibi yabani etçiller ile geyik, karaca gibi yabani ruminantlar arasında seyreder. İnsan ve hayvan sağlığı açısından daha çok kırsal çember önem taşır. Çünkü insan ve hayvanlar için esas bulaşma kaynağı köpekler, köpekler için ise bulaşma kaynağı kist hidatikli kasaplık hayvanlardır.
Tablo 1. Türkiye’de köpeklerde E.granulosus’un yaygınlığı
|
Yıl |
Araştırıcı |
Yer |
Enfeksiyon % |
|
1924 |
İ.H.Çelebi |
Ankara |
0.32 |
|
1957 |
Yaşarol |
İstanbul |
0.58 |
|
1959 |
Mimioğlu ve ark. |
Ankara |
4 |
|
1963 |
Merdivenci |
İstanbul |
22.7 |
|
1969 |
Selçuklu |
Konya |
59.2 |
|
1977 |
Güralp ve ark. |
Elazığ |
18.09 |
|
1981-1982 |
Doğanay |
Ankara |
44 |
|
1981-1982 |
Taşan |
Elazığ |
4 |
|
1987-1989 |
Tınar ve ark. |
Bursa |
36 |
|
1989 |
Üner |
İzmir |
5.5 |
|
1990 |
Saygı ve ark. |
Sivas |
16 |
|
1990 |
Zeybek –Tokay |
Ankara |
54.5 |
|
1993 |
Ekinci ve ark. |
Kayseri |
24 |
|
1995-1997 |
Umur -Arslan |
Kars |
40.05 |
· E.granulosus’un köpeklerdeki yayılışı %0.32–59.2 arasında değişen oranlarda bildirilmiştir.
Tablo 2. Türkiye’de kasaplık hayvanlarda kist hidatiğin yaygınlığı
| Yıl | Yer | Hayvan Türü | Enfeksiyon % si |
| 1956 | Ankara,İ stanbul,İzmir, Mersin, Adana | sığır, koyun | 50 |
| 1956-1957 | Erzurum, KarsAğrı | sığırkoyun | 25-9015 |
| 1957 | İstanbul | sığırkoyun | 47.442.3 |
| 1961 | ErzurumAnkaraÇorlu | koyunkoyunkoyunkeçi | 30.79.432.40.9 |
| 1966-1968 | AnkaraİstanbulKonya, Erzurm | sığırkoyunkeçi | 30.517.719.25 |
| 1967 | Değişik yöreler | koyunkeçi | 15.717.2 |
| 1971-1972 | Tüm EBK kombinaları | sığır, mandakoyun, keçi | 11.2414.76 |
| 1973 | Antalya | keçi | 7.84 |
| 1975-1976 | Türkiye geneli | sığırmandakoyunkeçideveat, eşek | 2.83.73.92.011.72.1 |
| 1987-1988 | Van | sığırkoyunkeçi | 19.432.94.5 |
| 1990 | Ankara | koyunkeçisığırmanda | 42.411.831.841.1 |
| 1992 | Kars | koyunsığır | 48.3526.5 |
| 1992 | Konya | koyunkeçisığır | 51.8929.2611.20 |
· Hidatidozun evcil kasaplık hayvanlardaki yayılışı ise %1–90 arasında değişen oranlarda bildirilmiştir.
Maliyet
Kist hidatiğin çiftlik hayvanlarında neden olduğu ekonomik kayıpların şekli şu başlıklar altında özetlenebilir.
1. Et, süt ve yapağının kalite ve miktar olarak azalması, doğum oranının düşmesi
2. Büyümenin geçikmesi3. Başta karaçiğer ve akçiğer olmak üzere yenilebilir organların imhası 4. Enfekte organ ve ölmüş hayvanların imha masrafı5.Enfekte hayvan ve organların ihracatının yasak olması ve buna bağlı dolaylı ekonomik kayıplar.Enfekte koyunlarda yaklaşık %7-10 oranında süt verimi kaybı, %5-20 oranında karkas ağırlığı kaybı, %10-40 oranında yapağı verimi kaybı oluştuğu ve enfekte koyunlardan doğan kuzuların doğum ağırlığının enfekte olmayanlardan doğanlara göre %20-30 oranında daha az olduğu belirlenmiştir.
Hidatidoza Karşı Mücadele ve Korunma Yolları
Bir taraftan halk sağlığını ciddi olarak tehdit eden hidatidoz, diğer yandan da koyun, keçi, sığır gibi kasaplık hayvanlarda et, süt, yapağı ve döl veriminin azalmasına, ayrıca başta karaciğer ve akciğer olmak üzere kistli organların imhasına ve vücut direncinin kırılarak diğer hastalıklara yakalanma riskinin artmasına neden olarak ülke ekonomisini olumsuz yönde etkilemektedir.
Hastalığın giderek daha büyük sağlık ve ekonomik sorun haline gelmemesi için ivedilikle eradike edilmesi gerekmektedir.
Hidatidozla savaş ve korunma yöntemlerini;
1. Köpeklere yönelik önlemler 2. Eğitim çalışmaları 3. Örgütlenme
olarak üç ana başlık altında toplayabiliriz.
1. KÖPEKLERE YÖNELİK ÖNLEMLER
Hidatidozla mücadelede en önemli nokta parazitin biyolojik çemberinin kırılmasıdır. Bu da ancak E.granulosus’un başlıca son konağı olan ve insanlarla bir arada bulunan köpeklerin kontrol altına alınması ile mümkündür. Bunun için aşağıdaki önlemler alınmalıdır.
a) Köpek sayısı ve hareketinin kontrolü
Tüm köpekler kaydedilmeli ve kayıtlı olduğuna dair tasma taşımalıdır. Bu işlemleri yaptırmayan hayvan sahiplerine ciddi cezalar uygulanmalıdır.
Sahipsiz başıboş dolaşan köpekler belirli alanlarda (Köpek koruma merkezlerinde) toplanarak mutlaka kontrol altına alınmalıdır. Buralarda sağlık kontrolünden geçirilen ve tedavi edilen köpekler isteyen vatandaşlara ücretsiz olarak verilmelidir.
İl ve İlçelerde kısırlaştırma birimleri kurularak köpeklerin aşırı üremelerine engel olunmalı, bu işlem veteriner hekimler tarafından ücretsiz olarak yapılmalıdır.
Köpeklerin, insanların toplu olarak bir arada bulunduğu okul, oyun bahçesi, park, alışveriş merkezi, toplu taşıma aracı gibi yerlere girmeleri mümkün olduğunca engellenmelidir.
b) Köpeklerin parazitlerden arındırılması
Ergin parazitleri elimine etmek için köpekler, periyodik olarak her yıl en az 4 kez (Üçer ay ara ile) uygun bir antelmentikle ilaçlanmalıdır. İlaç verildikten (6–8 saat) sonra köpeklerin çıkardıkları dışkılar toplanarak gömülmeli yada yakılmalıdır. Bu işlemler mutlaka bir veteriner hekim gözetiminde yapılmalıdır. İlaçlama köy ve kasaba gibi kırsal alanlarda, hatta yeterli mali kaynak sağlanabilirse şehirlerde ücretsiz yapılmalıdır.
Bu ilaçlamalar yasal olarak zorunlu hale getirilmeli ve köpek sahiplerine istenildiğinde göstermeleri için ilaçlamaların yapıldığına dair karne verilmelidir.
c)Köpeklerin yeni enfeksiyonlardan korunması
Mezbahalar mümkün olduğu kadar yerleşim yerlerine uzakta kurulmalı ve çevresi köpeklerin ve diğer etçillerin giremeyeceği şekilde duvar yada tel örgü ile çevrilmelidir.
Kesimler mutlaka veteriner hekim denetiminde yapılmalı, kaçak kesimler önlenmeli ve kaçak kesim yapanlara caydırıcı cezalar uygulanmalıdır.
Kesim sonrası kalan kistli organ atıkları yakma fırınlarında imha edilmelidir. Yakma fırını olmayan mezbahalarda ise kist hidatikli organlar köpek ve diğer etçillerin ulaşamayacağı 4-5 metre derinlikteki çukurlara gömülmelidir.
Köpeklerin beslenmesinde mümkün olduğunca çiğ et veya sakatattan kaçınılmalı, eğer verilecekse pişirildikten sonra yedirilmelidir.
2. EĞİTİM
Diğer tüm bulaşıcı hastalıklarda olduğu gibi hidatidozla savaşta da halkın, sosyoekonomik durumunun iyileştirilmesi ve toplum sağlığı konusunda bilinçlendirilmesi büyük önem taşır. Hastalığın ciddiyeti ve sosyoekonomik boyutları halka anlatılmadan ve yeterli destek alınmadan hiç bir kontrol programı yürütülemez.
Bunun için; Radyo, televizyon gibi kitle iletişim araçları ile sürekli olarak halkın anlayacağı düzeyde hastalığın önemi, bulaşma ve korunma yolları anlatılmalıdır.
Kahve, gazino, çay bahçesi gibi halkın toplu olarak bulunduğu yerlere hastalıkla ilgili eğitici bilgiler içeren afişler asılmalıdır.
Özellikle kurban bayramlarında kurban kesecek vatandaşlar, kist hidatikli organları köpeklere yedirmemeleri, çevreye atmamaları, bunları derince açılmış çukurlara gömmeleri konusunda her türlü iletişim aracı ile uyarılmalıdır.
Okullarda çocukların anlayacağı şekilde hastalıkla ilgili bilgiler çarpıcı yönleriyle verilmeli, çocukların sahipsiz köpeklerle oynamalarına izin verilmemelidir.
Başta kasaplar ve hayvan yetiştiricileri olmak üzere toplum, köpeklere kistli et ve sakatat yedirmemeleri konusunda uyarılmalıdır.
Kişisel hijyenik tedbirlerin alınması konusunda halk aydınlatılmalıdır.
3. ERADİKASYON PROGRAMI İÇİN ÖRGÜTLENME
Yukarıda bahsedilen mücadele ve korunma yöntemlerinin ciddi olarak hayata geçirilip hastalığın eradike edilebilmesi ancak iyi bir organizasyonla mümkündür.
Bu amaçla Üniversitelerin Tıp ve Veteriner fakültelerindeki konunun uzmanı kişiler öncülüğünde; Tarım Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Belediyeler ve konuyla ilgili çeşitli meslek ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden oluşan bir Hidatidoz Eradikasyon Programı Kurulu oluşturulmalıdır. Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Dünya Tarım ve Gıda Teşkilatı (FAO) gibi uluslar arası kuruluşlardan eradikasyon prpgram için destek sağlanmalıdır.