

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 05-22-2012
Saat: 10:26
Veteriner AraVeteriner Hekim ve Hayvan Severlerin Buluşma Noktası |




(5,00 out of 5)



(3,50 out of 5)



(3,00 out of 5)



(2,83 out of 5)



(2,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)
Yazar: admin
Boyu 110 Santimetre; Burundan Kuyruğa Kadar Uzunluğu 2 Metre 13 Santimetre ve 112 Kilo
Danua cinsi köpekler devasa boyutlara ulaşabiliyor ama ”Giant George” isimli bu köpek gerçek bir dev…
Normalde iri boyutlara ulaşabilen Danua cinsi köpeklerden biri bu kez işi biraz ‘abarttı’. Arizonalı Dave Nasser’ın ‘Giant George’ (Dev George) adlı köpeği tam bir azman… KÖPEK DEĞİL TAY GİBİ
Dev George’un patilerinden omzuna kadar olan boyu 110 santimetre; burundan kuyruğa kadar uzunluğu 2 metre 13 santimetre; ağırlığı ise tam 112 kilogram…
AYDA 50 KİLO MAMA YİYOR
Hal böyle olunca dev köpeğin bakımı da bir hayli zor oluyor. Dünyanın en iri köpeği olmaya aday gösterilen ve aslında dünyanın en iri köpeği unvanını kazanabilmek için başvurdukları Guinness’ten onay bekliyor. Dünyanın en büyük köpeği olarak daha önce rekorlar kitabına giren Gibson adlı başka bir Danua ise geçen ağustos ayında kanserden ölmüştü.
Köpekten ziyade küçük bir atı andıran George, ayda 50 kilogram mama tüketiyor.
Yazar: ozde
İnsan ve hayvan… Temelde aynı ortak yapıya sahip. Hücre…
Bu yapı sayesinde onlarla aramızdaki bağ önemli yerini her zaman koruyor. Kim bilir? Belki de bu sayede onlar bizler için vazgeçilmezler. Diğer yandan bu önemli ortak noktanın bazı avantaj ve dezavantajları mevcut . Maalesef her zaman kontrol insanoğlunun elinde olmayabiliyor. Ama biliyoruz ki teknolojiye hakim olduğumuz çerçevede, kontrolün büyük kısmı bizim elimizde. İşte bilim insanları yüzyıllardır ‘’hayvanlardan nasıl daha fazla faydalanırız ‘’düşüncesi peşinde. Tabidir ki bu düşüncenin temelinde ‘’kontrolü elde tutmak’’ dürtüsünün yattığı söylenebilir.
Onlarca yıldır uzaya gönderilen araçlar içinde maymunlar bulunuyordu.
Hatta Rusya, son günlerde haber kaynaklarında yer alan şekliyle, uzaya göndermeyi düşündükleri araçta maymun olacağını bildirdi. Diğer yandan, Türkiye’ de de son yıllarda çalışmalarına ağırlık verilen bir konu… ‘’klonlama’’ .
Biliyoruz ki ‘’insan klonlama’’ fazlasıyla tartışmaya açık bir konu olsa da bu çalışmaların hepsinin temelinde yatan amaç ‘’insanoğluna hizmet’’ dir. Zaten bizler akıl-fikir-imkan üçlüsü sayesinde bilimde hızla ilerleme kaydediyoruz. Bilimin bir çok alanında yapılan çalışmalara göz atılırsa temel prensip insan refahıdır. Sanırım Dünya üzerinde savaş halindeki ülkeler bile bu ortak paydada birleşiyor. O halde, hayvanların aslında hayatımızın asla vazgeçilemez parçaları olduğunu hatırlamak zamanı geldi diye düşünüyorum.
Kansız mısınız? Peki kırmızı et tüketiminiz ne kadar ? Omega yağlarını tüketmeniz gerektiğini biliyor musunuz?
Kolesterolünüz mü yüksek? Az yağlı beyaz et tüketimi ile düşürmeye ne dersiniz?
Çocuklarımızın gelişiminin en büyük parçası, süt ve süt ürünleri tüketiminden geçmiyor mu? Şeklinde devam eden onlarca soru çıkartabiliriz, hayvansal ürünlerin beslenme zincirimizdeki yeri hakkında.
Diğer yandan kullanılan birçok aşı ve serum hayvansal kaynaklıdır. Yazımın başında bahsettiğim ortak nokta’’hücre’’ temelli olarak.
Bugün kullanılan milyonlarca kimyasal madde, ilaç vs insan hayatında önemli etkenler önce deney hayvanları üzerinde denenmekte daha sonra gerekli ise insanlarda test edilerek tüketime sunulmaktadır. Kullandığınız herhangi bir ilaç için kaç hayvanın denek olarak kullanıldığını hiç düşündünüz mü?
Madalyonun diğer yüzünden bakılınca karşımıza çıkan tablo, ilk etapta sizlere pek iç açıcı gelmeyebilir. Listeye zoonoz( hayvanlardan insanlara bulaşan) hastalıklar ile başlarsak, sırf bu noktada antraks, şap, tüberküloz gibi ihbarı mecburi hastalıklardan uzunca bir liste oluşturabiliriz. Diğer yandan şu sıralar Dünya’ yı kasıp kavuran ‘’domuz gribi’’ vakaları. Hakkında yazılmış binlerce yazı ile medya haberi. Önceki yıllarda korkulu rüyamız ‘’tavuk gribi’’ İkisinin arasında sessizce listede yerini almış olan ‘’at gribi’’… Bunlar sadece şuan hayatta olan ergin insanlardan % 99 unun risklerinden haberdar olduğu ve içinde hayvan isimleri geçen, insanlar için riskli hastalıklar diyebiliriz. Hani insanoğlunun günah keçisi ilan ettiği hayvanlardan bir kısmı. Hafızalara yer eden bir hastalık vardır, kuduz. Hepimiz çok korkarız ya ondan. ‘’’Aman elleme kuduzdur’’ derler. Haaa şayet kuduz değilse de, uyuzdur…Yani uyuz olma ihtimali yüksektir. Nihayetinde o bir sokak köpeğidir.
Pekiii, her şey iyi güzelde; kendilerinden daha milattan önceki tarihlerde, yük taşıtarak, beslenme unsuru olarak faydalandığımız bu hayvanların günümüzde bile motorlu araçlarda ‘’beygir gücü’’ ile ifade edilen yeri göz ardı edilebilir mi? Elbette hayır. O halde yapmamız gereken, hayvanlardan maksimum verim elde edip aynı zamanda onların refahını asla unutmamaktır. Bilmeliyiz ki, bizler onlara hizmet ettikçe onlar insanlığa hizmet edeceklerdir. O halde çalışmaya önce evimizden, sokağımızdan başlayalım. Unutmayalım ki sağlıklı ve eğitimli hayvanlar, insanlar için kontrol edilebilir canlılar olarak varlıklarını sürdüreceklerdir. Bu durumda, onların sağlığı bizim sağlığımız demektir. Lütfen bunu göz ardı etmeyiniz.
Sevgi ile kalın…
Ozde,
Yazar: ozde
Kedigiller familyasından yırtıcı bir memelidir kaplan. Ve oldukça merak uyandıran hayvanlardır.
Karnı beyazdır, kuyruğu püskülsüzdür. Çizgili çizgili olan yüzünde, beyaz lekeler vardır.Asya’ nın sazlık ve nemli ormanlarında yaşayan kaplanlar, oldukça yırtıcı hayvanlardır. Kedigiller familyasının en büyük memeli hayvanı olan kaplanlar, oldukça da iri sayılırlar. Mesela erkek kaplanların boyu 3 metre, ağırlığı 250 kg kadardır. Çeşitli kaplan türleri vardır. Bunlardan en ünlüleri; Sibirya kaplanı, Hazar kaplanı, Bali kaplanı, Sumatra kaplanı, Sunda kaplanı, Bengal kaplanı ve Çin kaplanıdır. Kaplanların en irisi Sibirya kaplanı, en küçüğü ise Sumatra kaplanıdır. Boyu kuyruğu ile 4 metreye yaklaşır. Ağırlığı ise 325 kg dan fazla olabilir. Ortalama ömrü ise 25 sene kadardır.
Sesi daha bir canlıyı ürkütmeye yeter. Korkulmayacak gibi de değildirler. Aç kalınca köylere inerek hayvan ve insanlara da saldırırlar.
Ormanlık alanlarda, fark edilmeleri çokta kolay değildir. Postunun rengi yaşadığı çevrenin rengine uyar. Bu yüzdende uzaktan pek fark edilmezler. Kaplanlar yalnız ya da grup halinde gezerler.
Tehlikeli anlarda kendilerini suya atarlar. Fakat bu bile bile ölüme atlamak değildir onlar için. Kaplanlar rahatlıkla yüzebilirler. Su bulunan yerleri tercih eden kaplanlar, uzaklara gitmeden o bölgede gizlenerek avlanırlar. Sık çalılıklardan daha çok hoşlanan bu vahşi memeliler, ağaçlara da çok rahat tırmanırlar.
Belli bir çiftleşme mevsimleri yoktur. Kaplanlar, 98-109 günlük bir hamilelik döneminden sonra, 2 ila 4 tane yavru dünyaya getirir. Bu yavrular 1 ila 1,5 kg ağırlığında ve kedinin yarı büyüklüğünde olurlar. İki haftalık oluncaya kadar gözleri kapalıdır. Yavrular, et yiyecek hale gelinceye dek süt ile beslenirler. Küçük kaplanlar 6 aylık olunca, annelerinden gördükleri şekiller ile avlamaya başlarlar. 1 yaşına gelinde ise, artık iyi bir avcı olmuş olurlar. İki yaşına kadar anneleriyle beraber yaşamlarını sürdürürler. 4 senede erginleşirler. Anne kaplan, herhangi bir suretle yavrularına el değdirildiğinde korkunçlaşır.
Vahşi doğada kaplanlar manda, yaban domuzu gibi sığırlar, yavru filler, yavru gergedanlar ile beslenirler. Kaplanlar geyik, antilop, dağ keçisi gibi yabani hayvanları da avlarlar; koyun, at, inek gibi evcil hayvanları da parçalar. Hatta bazen leopar ve ayılarla beslenirler. Otçul av bulamadıkları zamanlarda ise timsah, kurbağa ve kertenkele de avlarlar. Kaplanlar leş de yerler.
Yazar: ozde

Almanya’nın kuzey kısımlarında Mars adı verilen kuvvetli toprak ve bol otlu kıyı bölgelerinde yetiştirilir ve bu bakımdan nemli serin deniz iklimine uymuş bir ırk olarak kabul edilir. Kurak ve Soğuk yayla iklimine karşı belirli derecede duyarlı olduklarından, yayılma alanları pek fazla genişleyememiştir.
Doğu Friz koyunu, kısa kuyruklu koyunlar grubuna girer. En önemli irk özellikleri bol süt vermesi ve bir batında fazla kuzu doğurmasıdır. Geniş sürü hayvani değildir. Çoğunlukla 3-5 ve bazen de 8 – 10 baslık ev sürüleri halinde beslenirler. Et verimi ve et kalitesi iyidir. Yapağısı orta kalite ve kuvvetli yapağı sayılır.
Doğu Friz koyunlarının vücudu ve başı beyaz renklidir. Bazen basta siyah ve kahverengi lekeler bulunur. Bas profili koç baştır. Kulakları uzunca ve yatay durumdadır. Yüksek bacaklı, nispeten ince kemik yapılı olan Doğu Friz, koyunlarında karin iyi gelişmiş, göğüs yeter uzunluktadır. Kas gelişimi etçi ırklarda olduğu gibi iyi değildir. Konstitüsyonu süt tipine uygundur. Kuyruk kısa ve üzeri sert kıllarla örtülüdür. Oldukça iri hayvanlardır. Canlı ağırlık. koyunlarda 80 – 90 kg. koçlarda 100-120 kg. dır.
Doğu Friz koyunu nispeten erken gelişir ve döl verme kabiliyeti yüksektir. İkiz kuzulama olağandır ve oranı çok yüksektir. Üçüz, dördüz ve beşiz doğuranlar da vardır. Süt verimleri, bakim ve besleme, yetiştirmenin teknik düzeyine göre değişmekle birlikle ortalama 500 kg. dır. Kimi rekortmen koyunlarda 1000-1400 kg süt verimi görülmüştür. Elden yoğun yemleme yapıldığında bir çeşit süt ineği gibi yetiştirilmektedir. Ayrıca bütün yıl otlakça dolaştırılırlar. Yapağı verimleri ortalama 3-5 kg. kadar olup, sortiman 48’S (D) kabul edilir.

Doğu Friz koyunları son yıllarda kimi Akdeniz. ülkelerine götürülmüş ve üzerinde adaptasyon denemeleri yürütülmeye başlanmıştır.
Türkiye’ye başlangıçta küçük partiler halinde bir miktar Doğu Friz koyunu getirilmiş, ancak bunların saf yetiştirilmesinde basari sağlanamamıştır. Daha sonra bu ırktan ıslah amacıyla yararlanılması düşünülmüş ve Tahirova Tarım işletmesinde Kıvırcıklarla bir melezleme çalışmasına başlanılmıştır. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nce yürütülen ilk çalışmada elde edilen sonuçlara göre Doğu Friz ile Kıvırcık arasında melezleşmede tam bir uyum vardır ve birinci geriye melez aşamasında döllerin kendi aralarında çiftleştirilmeleri ve seleksiyonuysa elde edilen tiplerin Güney Marmara koşullarında yasayıp çoğalabileceği görülmüştür. Tahirova adi verilen bu tip, koyun yetiştiricileri arasında büyük ilgi görmüştür, dahası başka yeni koyun tiplerin oluşturulmasında da rol oynamaktadır.
veteriner.cc
Yazar: ozde

| Balık Türü | : Bıyıklı Balık |
| Familya | : Cyprinidae |
| Latincesi | : Barbus rajonorum |
| İngilizcesi | : Barbel |
| Yaygın Kullanım | : Şirink |
| Yüzgeç Yapısı | : D IV, 8, A III, 5, L.Lat. 49-60. | |
| Morfolojik Yapısı | : Vücut yanlardan basık olup, iri pullarla kaplıdır. Pulların serbest kenarları ince noktacıklardan oluşmuş siyah pigmentlerle çevrilmiştir. Baş çok yüksek ve çok geniş olup, burun sivridir. Gözler çok büyük, kuyruk çok uzun ve yassıdır. Ağız büyük, dudaklar etli ve iyi bir şekilde gelişmiştir. Alt dudağın ortasında bulunan lop iyi gelişmiştir. Bıyıklar kısmen uzun ve kalıncadır. Sırt yüzgeci çok yüksek, kaba ve üst tarafı girintili çıkıntılı bir yapı arz eder. Sırt yüzgecinin sonuncu dallanmış şuası çok kuvvetli kemikleşmiş ve arka kenarında dişçikler bulundurur. Anal ve göğüs yüzgeçleri sivridir. Göğüs yüzgecinin önü ile karın tarafında birbirinin üzerini örtmeyen küçük pullar bulunur. vücut sırtta koyu renkli (Grimsi-kahve), yan tarafları ve karın açık renklidir (Sarımsı-beyaz). | |
| Maximum Boy | : 60 cm. | |
| Ortalama Boy | : | |
| Maximum Ağırılık | : | |
| Ortalama Ağırlık | : | |
| Cinsel Olgunluk | : | |
| Avlandığı Av Araçları | : Uzatma ağları, Serpme ağlar, Olta | |
| Ü R E M E D Ö N E M L E R İ | |||||||||||
| Ocak | Şubat | Mart | Nisan | Mayıs | Haziran | Temmuz | Ağustos | Eylül | Ekim | Kasım | Aralık |
| + | + | + | |||||||||
Kaynak : KKGM