

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 05-22-2012
Saat: 10:19
Veteriner AraVeteriner Hekim ve Hayvan Severlerin Buluşma Noktası |




(5,00 out of 5)



(3,50 out of 5)



(3,00 out of 5)



(2,83 out of 5)



(2,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)
Yazar: ozde
Üç çizgili koridoras bilinen en güzel Corydoras türlerinden biridir. Corydoras sterbei kadar renkli olmasa da, desenleri ve biçimiyle güzelliği C. sterbei’dan aşağı kalmaz. Ayrıca bakımı ve üretimi C. Sterbei’dan daha kolay, daha dayanıklı bir türdür.
Bizde iyi tanınan komando çöpçünün (C. paleatus) tersine, C. trilineatus Amazon havzasından gelen tropik bir balıktır, bu nedenle de sürekli 22-27°C arası tropik sıcaklıklarda yaşatılması gerekir. Komando çöpçü ise 14°C’ye kadar direnç gösterebilen, hatta direnç göstermenin ötesinde, düşük sıcaklıklı dinlenme dönemleri gerektiren, rahatlıkla ısıtılmayan oda akvaryumlarında beslenebilecek subtropik bir türdür.
Çoğu Corydoras türü gibi C. trilineatus da sosyal bir balıktır; akvaryumda en az 6-8 balıktan oluşan bir grup oluşturulmalıdır. C. trilineatus, saklanma yerleri oluşturmak şartıyla, Güney Amerika kökenli, yumuşak su seven tropik çiklitlerin akvaryumları için önerilebilecek bir türdür.
Yazar: ozde
Doğadaki bütün varlıklar canlılar ve cansızlar olarak iki büyük gruba ayrılır. İnsanlar, kedi ve köpekler, böcekler, balıklar, çiçekler, eğreltiotları ve ağaçlar, durgun sularda yaşayan ve mikroskopsuz görülemeyecek kadar küçük olan yaratıklar, hatta bunlardan da küçük olan hastalık yapıcı mikropların hepsi birer canlıdır. Binlerce değişik türü olan bütün bu canlıların taş, toprak, hava, su gibi doğal maddelerden insanın yaptığı en karmaşık makinelere kadar bütün cansız varlıklardan ayırt edilmelerini sağlayan bazı ortak özellikleri vardır.
Canlılar doğar, büyür, çevrelerindeki değişikliklere tepki gösterir, ürer ve ölür. İşte canlılar ile cansızlar arasındaki temel fark budur.
Yazar: ozde
Köpeğin tarih öncesi gelişimini anlatmadan önce gelin kızılderililerin inandıkları bir efsaneye kulak verelim,
Kaliforniya’nın Kato kızılderilelerine göre,Tanrı Nagaicho dünyayı yaratmış.Önce gökyüzünün dört köşesine sütunlar yerleştirerek gökyüzünü yukarıya kaldırmış ve böylece yeryüzünü açmış.Sonra bu yeni dünyada bir geziye çıkmış ve onu dolduracak şeyler yaratmış.
Efsaneye göre erkek ve kadınlar topraktan yapılmış.Nagaicho ayağı ile toprağa sürttükçe dereler ve ırmaklar oluşmuş ve herbir hayvan yaratılarak dünya üzerinde yerine konulmuş (yani köpek dışında herbir hayvan).Hikayenin hiçbir bölümünde Tanrı Nagaicho’nun köpeği yarattığından söz edilmiyor.Aslında Nagaicho dünya üzerindeki gezisine başladığında her zamanki gibi yanına köpeğini de almış.Çünkü tanrı nın hep bir köpeği varmış.Herhalde Kato’lar için bir insanın köpeksiz yaşayabileceği düşünülemiyordu.Köpek herzaman vardı.Dünya yaratıldıktan sonra köpek sahibinin yanında yürümeye devam etmiş,etrafı koklamış ve Nagaicho’nun sözlerini dinlemiş;”Bak bu deredeki su ne kadar temiz.Tüm diğer hayvanlar onu bulmadan önce sen biraz içmek istemezmisin?” Bir süre sonra ikisi birlikte kuzeye yürümüşler.Tanrı ve köpeği.
Yazar: ozde
Evlerimizde hepimizin severek yetiştirdiği bazı bitkiler kediler için zehirli olabilmektedir. Kedinizin bu tür bitkileri kemirme veya yeme eğilimi varsa ona göre tedbirinizi almalısınız.
Kediler olağüstü cambazlardır. Genellikle evdeki kırılacak eşyaların arasında inanılmaz bir hız ve zerafetle yürürler fakat zarar vermezler. Ancak onların da ara sıra sakar olanlarına rastlanmaktadır. Eğer kediniz eşyalarınızı kırıp dökmeye başladıysa “sakar” olarak kabul edilebileceği için, değerli ve kırılabilir eşyalarınızı kapalı bir dolaba kaldırmanız faydalı olacaktır.
Hep kedi ile köpeğin düşman olduğu düşünülür. Aslında her ikiside doğuştan birbirine düşman değildirler. Bugün sokakta bir çok kedi ve köpek birlikte yaşamakta ve aynı yemeği paylaşmaktadır. Sadece ilk başta kedi, köpekle karşılaştığında içgüdüsel olarak korkabilir. Ancak köpekden bir zarar gelmiyeceğinden emin olduğunda o da dostca davranır.
Bugün bir çok evde kedi ve köpek birlikte yaşamaktadır. Kedi ve köpek evde birlikte yaşayacaksa ikisininde yavru olarak alınması en iyisidir. Eğer evde yetişkin bir köpek varsa, kedi seçimi yapılrken bilhassa yavru olmasına özen gösterimelidir.
Yazar: ozde
Kedi anatomisini tek bir cümle ile özetlenmek gerekirse “avlanmak için yaratılmış mükemmel bir sistem” rahatlıkla diyebiliriz. O kadar avlanmaya yönelik bir beden yapıları vardır ki, örneğin ayak yapıları hep ileriye gitmek için kurgulanmış gibidir. Geri geri gidebilirlerse de zorlanır. 230 kemikten oluşan iskelet sistemi insanınkinden oldukça farklı olup iskeletler arası oluşumlar vücudun esnemesine izin verecek şekildedir.
Ortalama değerler esas alındığında yetişkin erkek kediler 3.5 ile 7 kilogram arasında olurken, dişi kediler 2.5 ila 4.5 kilogram arasındadır. Enleri ortalama 30 santim, uzunlukları ise 80 santim civarındadır.
Akciğerin içindeki tüpler oksijenin tüm akciğere dağılmasını sağlar. Akciğerler kedinin her iki tarafında ve diyaframın tam üstünde yer alır. Diyafram kedinin soluk alma hızını kontrol eder. Soluk borusu bir anlamda akciğerlerin havalandırma sistemi olarak kabul edilebilir. Dışarı atılması gereken kirli hava ve alınması gereken temiz hava diyaframın kontrolünde soluk borusu aracılığıyla taşınır. Solonum sitemini oluşturan organlar bir çok kedi hastalığının da hedefidirler.
Kedi bıyığı (ya da Latince adıyla vibrissae) kalın kedi tüyünden iki üç kat kalındır. Burun bölgesinde üst dudağın yanlarından çıkan bıyıklar yine kedi tüyüne kıyasla üç kat daha derine gömülüdürler. Kökleri sinir sistemi ile ilinti halindedir. Bıyıklar tarafından algılanan bir hareket hemen köklerden sinirlere ve oradan beyine iletilerek alınacak aksiyon konusunda bilgilendirme ve uyarı işlevi görür.
Kediler bir şey içerken dillerini inanılmaz bir hızla kullanırlar. Dil hızla suya dalar ve çıkar. Bir anlamda fillerin su içmesine benzer. Ağız suya değdirilmez, su dil aracılığıyla (fillerde hortum) ağza taşınır. Kedilerin dili zımpara gibidir. Üzerinde onlarca küçük odacık vardır ve su içme sırasında bu odacıklar su havuzcuklarına dönüşür. Suya dalan dilin üzerindeki odacıklar su ile dolar ve taşımada dökülmemesi için dil ağza doğru bükülür. Dil aynı zamanda lapa yiyeceklerin yenmesinde de aynı işlevi görür.
Kedi beyni 20 ile 30 gram arasındadır. Ama diğer memelilerle kıyaslandığında beyni bedenine göre en büyük olan memelidir. Beynin büyüklüğü ile zeka arasında bir bağlantı olsa da –örneğin suya dalabilen kuşların beyni diğer kuşlara göre yaptıkları eylemin karmaşıklığı sebebi ile daha büyüktür- beynin büyüklüğü ile zeka arasında her zaman için birebir ilinti kurmak doğru değildir. Sözgelimi kediler, kendilerinden çok daha iri olan aslanlarla kıyaslandığında daha zekidirler. Öte yandan kedigil ailesindeki canlıların beyin yapısı inanılmaz derecede benzerlik gösterir.
Kediler mükemmel bir kulağa sahiptirler. Hani şu bestecilerin “müzik kulağı var” dedikleri türden işittiklerini tek tek ayrıştırıp değerlendirebilirler. İşitme kediler için hem güvenlikleri (tehlikeden kaçma anının tespiti) hem de avlanmaları (besin olacak canlının yerinin tespiti) için önemlidir. Kediler insanlardan da köpeklerden de daha iyi işitirler. İnsanlar 20 Hz’e kadar sesleri işitirken köpekler 40 Hz’e kadar sesleri işitir. Ama kediler için bu sınır 60 Hz’dir. Bu metrelerce uzaktaki bir böceğin yürüyüşünün ya da saklanan bir farenin soluğunun duyulmasıdır.
Patiler kediler için hareketin ve dengenin temelidir. Tırmanmak, kazmak, savunmak, savaşmak ve spreylemek (cinsel sıvı atımı) için patilere ihtiyacı vardır. Bir kedinin patisi ayağının en son kemiğine bağlıdır. Pençeler esnek ve dönebilirdir. Böylelikle en iyi tırmalama açısını rahatlıkla yakalarlar. Pençeler protein ve keratin dolu bir deri ile çevrilidir.
“Kedi Gözü” deyimlere geçecek ve çeşitli adlandırmalara girecek kadar hayranlık uyandırır. Kediler gözleri ve görme yetenekleri ile ayırt edilirler. Bir kedinin gözü doğumdan 7 ila 10 gün sonra açılır. İki ay içinde de gerçek rengini alır.