

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 05-22-2012
Saat: 09:53
Veteriner AraVeteriner Hekim ve Hayvan Severlerin Buluşma Noktası |




(5,00 out of 5)



(3,50 out of 5)



(3,00 out of 5)



(2,83 out of 5)



(2,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)



(1,00 out of 5)
Yazar: ozde

Van’ın Gevaş ilçesinde geçen yıl verilen kurs sonrası arıcılık yapmaya başlayan 15 genç kız, ilk bal süzümünü yaptı. Gevaş Kaymakamlığı tarafından hazırlanan ”Gönüllü Arıcı Genç Kızlar” projesi kapsamında, geçen yıl arıcılık eğitimi alan 15 genç kıza ait kovanlardan ilk ürünler alınmayı başlandı. Kızlar elde ettikleri balların bir bölümünü petek, bir bölümünü de süzme olarak olarak satıyorlar. Gevaş Kaymakamı Tahsin Aksu, bölgede ilk defa kadınların aracılık yaptığını ifade ederek, ”Bölgede ‘arıcılığı erkekler yapar’ diye biliniyordu. Bu projeyla bu inanışı değiştirerek, kadınlarımızın da arıcılık yapabileceğini göstermiş oluyoruz” dedi.
Bal Üreticileri Birliği tarafından geçen yıl kadınlara eğitim verilerek, arılı kovanlarının dağıtıldığını hatırlatan Aksu, şunları söyledi: “Kadınlarımız ilk defa kovanlarından bal temin etmiş oldular. Kızlarımız artık kimseye muhtaç olmadan kendi geçimlerini sağlamış olacaklar. Kadın istihdamı bu anlamda çok önemli. Bölge bal üretimine son derece müsait. Kadınlarımızı bu işin içine çekerek, bölgeyi daha da çok kalkındırabiliriz.”
Bu proje ile kadınların neler yapabileceğini göstermeye çalıştıklarını anlatan İlçe Tarım Müdürü Savaş Çelik ise kadınlara bu tür kursların verilmesinin tarımsal verimi artırabileceğini belirtti.
Hazırlanan projeyi sürekli takip ederek, kontrol altında tutuklarını kaydeden Çelik, “Kaymakamlık ve Tarım Müdürlüğü olarak projeyi takip ettik. Kızlarımız ilk hasatlarını yaptı. Mükemmel kalitede bal elde ettiler. Kızlarımızın el emeği, balın güzelliğine güzellik kattı” şeklinde konuştu.
Proje kapsamında arıcılık yapmaya başlayan Nazan Çalımlı da kadınlara yönelik daha önce böyle bir çalışmanın olmadığını ve arcılığın erkek işi olarak bilindiğini söyledi. Aldıkları 3 aylık kursun ardından ABD Büyükelçiliği tarafından hibe edilen arılı kovanlarla arıcılık yaptıklarını ifade eden Çalımlı, ”Bu yıl ilk ürünümüzü almanın sevincini yaşıyoruz. Arıcılık, tarım ve hayvancılıktan daha kolay. Şimdiden akrabalar bal sipariş verdiler. Çok mutluyuz.” diye konuştu.
turkiyearicilik
Yazar: ozde

Kebanlı arıcılar eski usule geri döndü. Daha modern üretim şekli fenni üretimden vazgeçen Kebanlı arıcılar, kara kovan bal üretimine ağırlık verdiler. 15 yıldır Keban İlçesi’nde arıcılık yapan Ömer Kaya, bu yıl bal üretiminden verim alamadıklarını ve eski usul kara kovan bal üretimine başladıklarını söyledi.
Fenni kovan balının üretiminin daha pratik olduğunu belirten Kaya, “Teknoloji olarak, fenni kovan ile daha çok bal alınıyor. Ama bu yıl fenni kovan ile fazla bal alamadık. Biz de babalarımızın kullandığı kara kovan bal üretimine döndük. Fenni kovan balın kilosu 20-30 TL, Kara kovan balın ise kilosu 40-50 TL’dir. Şu an için kara kovan daha karlı görünüyor. “ dedi.
Korsan arıcılara dikkat çeken Ömer Kaya, “Arıcılık yapanlar ve bu işte ekmek yiyen arıcılar kayıt altına alınmalıdır. Biz arıcılığı meslek olarak görmeye başladık. Hatta devlet bizleri desteklemelidir. Ana arı yöreye rahat bir şekilde getirilip satılmalıdır.” dedi.
Yazar: ozde

Ankara Tarım İl Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Kuzey Ankara Havzası Organik Arıcılık Projesi kapsamında üretilen organik balın hasadı gerçekleştirildi. Çamlıdere’nin Dörtkonaklar köyünde yapılan hasatta, organik balın önemine dikkat çekilerek, üreticilere teşvikinin devam ettirileceği mesajı verildi.
Hasat töreninde konuşan Ankara Tarım İl Müdürü Ruknettin Ceyhun, 2006 yılında uygulanmaya başlayan Organik Bal Üretim Projesi’nin Türkiye’de emsali olmayan bir büyüklükte ve başarıyla devam ettiğini belirterek, mevcut havzada bin 360 adet arılı koloni oluşturulduğunu söyledi.
Arıcılığın Türkiye’de önemli yerinin bulunduğuna işaret eden Ceyhun, “Türkiye bal kovanı bakımından dünyada 2. ancak üretimde 4. sırada. Bir bal kovanından 17 kilo üretim sağlanıyor, iyi bir üretimle bu 40 kiloya kadar çıkabilir.” dedi.
Ankara’nın arıcılık faaliyetleri bakımından çok uygun olduğunu ifade eden Ceyhun, Ankara’da organik bal üretimi yapılabilecek 50 civarında havzanın bulunduğuna işaret etti.
Sentetik ilaçların bal üretiminde önemli zararları olduğuna dikkat çeken Ceyhun, bunun önüne geçmek için dikkat ettiklerini dile getirdi.
Kuzey Ankara Havzası Organik Arıcılık Projesi kapsamında 89 çiftçinin arıcılık konusunda eğitildiğini aktaran Ceyhun, Çamlıdere ve Kızılcahamam’da uygulanan projeye ek olarak gelecek yıl Nallıhan’da da Organik Arıcılık Projesi’nin geliştirileceğini açıkladı.
Daha sonra davetliler ve protokol, Dörtkonak Köyü Organik Bal Üretimi Havzası’nı gezerek, buradaki çiftçilerden bal üretimiyle ilgili bilgi aldı.
Törene, Ankara Vali Yardımcısı Mustafa Tapsız, İl Özel İdare Genel Sekreteri Adem Ceylan, Tarım Bakanlığı yetkilileri ve davetliler katıldı.
turkiyearicilik
Yazar: ozde

Muğla Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ziya Şahin, Türkiye’deki bal piyasasının tek firmada toplanarak tekelleşmeye doğru götürülmeye çalışıldığını iddia etti. Bu yıl ildeki çam balı rekoltesi beklenen seviyede olmasına rağmen çiçek balında düşüş yaşandığını belirten Şahin, “İklim şartlarından dolayı çiçek balı rekoltesi, yüzde 40′a varan oranda azaldı.
Buna rağmen 7 lira olan fiyat, 4,5 liraya indirilmeye çalışılıyor. Üretici perişan, canımız yanıyor. Hiç kimse bu fiyattan bal almayı beklemesin. Arıcılar sokağa çıkmak istemiyor fakat çıkarsak, sermaye kesimi market raflarında 1 kilo bal bile satamaz. 20 gün bekleyeceğiz, bal üreticisi mağdur edilirse sermaye de mağdur olur.” dedi.
Başta Muğla olmak üzere bütün ülkede bal piyasasının tek firma eliyle tekelleşmeye doğru gittiğini öne süren MAYBİR Başkanı Şahin, “Muğla’da rekolte uzun yıllardır ortalama 18-20 bin ton civarında. Çiçek balındaki rekolte düşüşüne rağmen tenekesi 195-200 lirayken 120 liradan pazarlanmaya çalışılıyor. Market raflarında ise fiyatlar aynı yerde duruyor. Muğla arıcısının üstünde oyunlar oynanıyor.
Bir hafta önce Fransa’da düzenlenen Dünya Arıcılar Birliği Kongresi’ne de değinen Ziya Şahin, Avrupa Birliği ülkelerinin 3,5-4 eurodan bal talep ettiğini söyledi. MAYBİR’in Dünya Arıcılar Birliği’nin üyesi olduğunu hatırlatan Şahin, “Kongreye merkez birliğinden 5 kişi, ayrıca Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’yla üniversitelerimizden bilim adamları katıldı. Kongrede üç firma stant açtı. Balımızı tanıtıyoruz ancak Türkiye, teknolojide geri kaldı. Daha fazla bilimsel çalışma yapmamız lazım. Arının ürettiği sadece bal da değil. Bilim adamlarına, sanayicilere sesleniyorum, gelin bu alanda çalışmalar yapalım, 2010 yılında Muğla’da yapılacak kongreye hazırlanalım.” şeklinde konuştu.
turkiyearicilik
Yazar: ozde

Orman Genel Müdürü Osman Kahveci, ormanlardan odun dışı ürünlerin elde edilmesini önemseyen bir anlayışla hizmet ettiklerini söyledi. Kahveci, harnup ve çam fıstığı üretiminde dünya birincisi olmak istediklerini vurguladı.Kahveci, “Afyonkarahisar’da arıların sevdiği bitki ve ağaçlardan oluşan bal ormanları kuruyoruz. Odun dışı orman ürünlerinden yıllık 100-120 milyon Dolar ihracat geliri elde ediyoruz. Yaptığımız çalışmalarla bu geliri birkaç kat artırmak istiyoruz.” dedi.Çevre ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ve Ege İhracatçı Birlikleri tarafından ortaklaşa düzenlenen 2. Odun Dışı Orman Ürünleri Paneli’nin açılış konuşmasını yapan Osman Kahveci; ormanların ekolojik, ekonomik ve sosyal olmak üzere üç ana görevi bulunduğunu söyledi.Son yıllarda küresel ısınmayla birlikte dünyada ormanların ekolojik misyonunun daha da önem kazandığını kaydeden Kahveci, en önemli tedbirin ormanların korunması ve geliştirilmesi olduğunu, ormanların ekolojik ve çevre olarak maddi değerinin ölçülemediğini vurguladı. Yakın zamana kadar orman işletmeciliği dendiğinde akla odun işletmeciliğinin geldiğini anlatan Orman Genel Müdürü Kahveci, şöyle dedi:”Artık odun dışı orman ürünlerine ilgi arttı. Halen ormanlarımızda değerlendiremediğimiz çok ürün olmakla birlikte defne, kekik, adaçayı ve çam fıstığı üretimimiz gelişmiş durumda. Bu ürünlerde dünyada ilk üç arasındayız, amacımız birinci olmak. Bu amaçla yol haritamızı sivil toplum kuruluşları ile birlikte belirliyoruz. 1989 yılında bin 300 ton olan defne üretimimiz bugün 13 bin tona, 28 ton olan adaçayı üretimimiz bin 500 tona, bin ton olan kekik üretimimiz 4 bin tona çıktı. 2008 yılında 56 bin ton odun dışı orman ürünü üretimi yaptık.”
ODUN DIŞI ORMAN ÜRÜNLERİ İHRACATINDAN
100-120 MİLYON Dolar GELİR ELDE EDİLİYOR
Türkiye’nin, odun dışı orman ürünleri ihracatından yıllık 100-120 milyon Dolar gelir elde ettiğine işaret eden Kahveci, odun dışı orman ürünlerinden ihracat gelirini birkaç kat artırmak için bir eylem planı ortaya koyduklarını ifade etti. Kahveci, “Harnup ve çam fıstığı üretiminde dünya birincisi olmak istiyoruz. Afyonkarahisar’da, arıların sevdiği ağaçlardan oluşan suni bir bal ormanı kuruyoruz. Her boşluğa çam fidanı diken ormancılık dönemi bitti. Türkiye ve dünyadaki değişime, Orman Teşkilatı olarak muhafazakâr kalmadık.” diye konuştu.Türkiye’nin 27,2 milyon hektar orman alanına sahip olduğunu ve her yıl 300 bin dönüm artırdığına işaret eden Kahveci, ormanlardan yılda 1 milyar Dolar gelir elde edildiğini vurguladı. Bu geliri, ormanlara ve en büyük işbirlikçi orman köylülerine aktardıklarına işaret eden Kahveci, “Orman köylüsüne 800 milyon lirayı doğrudan ve dolaylı veriyoruz. Bugün sahip olduğumuz orman varlığının yüzde 50′si bozuk alan. Değerlendirilebilir orman varlığımızı yüzde 75′e çıkararak, elde ettiğimiz 1 milyar dolarlık geliri birkaç kat artırmayı hedefliyoruz.” şeklinde konuştu.Ege Ağaç Mamulleri ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Tarakçıoğlu da odun dışı orman ürünlerini millî servet olarak tanımladı. Tarakçıoğlu, odun dışı orman ürünlerinin, aynen bir petrol rezervi ya da bir altın madeni gibi düşünülmesi gerektiğini kaydetti. Tarakçıoğlu; bu değerlerin, ülke ekonomisine ve istihdamına kazandırıldığı takdirde gerçek anlam ifade ettiğine işaret etti. Tarakçıoğlu, odun dışı orman ürünlerinin, ülke ekonomisine sağladığı katkının yanısıra binlerce orman köylüsünün gelir kaynağı olarak, bulundukları yerde kolayca yaşamlarını sürdürebilmesine imkan sağladığını, böylece büyük ve sanayileşmiş şehirlere göçün önlemesi konusunda sosyal yönden de önemli katkısı olduğunu söyledi.
“ODUN DIŞI ORMAN ÜRÜNLERİ HER YIL YENİLENEREK İNSANLIĞA BAHŞEDİLİYOR”
Odun dışı orman ürünlerinin, ‘her yıl yenilenerek insanlığa bahşedildiğine’ dikkat çeken Tarakçıoğlu, şöyle devam etti: “Bu durum, doğaya zarar verilmediği, kıymeti bilinerek ve bilinçli şekilde faydalanılmaya gidildiği takdirde devam edecek bir süreçtir, fakat ülkemiz için millî servet sayılabilecek bu ürünler, zamanında hasat edilerek ekonomiye kazandırılamadığı takdirde yok olan servet durumuna düşmektedir. Odun dışı orman ürünleri, maalesef yıllarca tali ürün statüsünde değerlendirilmesine ve üvey evlat muamelesi görmesine rağmen bugün için ülkemiz ekonomisine 120 milyon dolarlık ticari gelir sağlamaktadır. Üstelik bu gelir net döviz girdisidir ve binlerce vasıfsız insanımıza iş imkanı sağlamaktadır. Günümüzde halen ihracatı mümkün olan ürünlerden en önemlileri şunlardır: Defne yaprağı, kekik, adaçayı, ıhlamur, biberiye, meyan kökü, tavşan memesi ve doğa mantarları.” Türkiye’nin defne yaprağı ve kekik üretiminde dünya birincisi olduğunu anlatan Tarakçıoğlu, defne dikiminin teşvik edilmesi gerektiğini, kekik ve adaçayı başta olmak üzere birçok odun dışı orman ürününün erken kesim problemiyle karşı karşıya olduğuna işaret etti. Tarakçıoğlu, doğal yollarla üretilen odun dışı orman ürünlerinin üretimlerinin mümkün olanlarına destek sağlanmasını da istedi.
turkiyearicilik