‘ yeme ’ kelimesi ile ilgili yazılar

Yavru Kedi Bakımı-Önemli Noktalar

11 Mart 2010

Evlerimizde hepimizin severek yetiştirdiği bazı bitkiler kediler için zehirli olabilmektedir. Kedinizin bu tür bitkileri kemirme veya yeme eğilimi varsa ona göre tedbirinizi almalısınız.
Kediler olağüstü cambazlardır. Genellikle evdeki kırılacak eşyaların arasında inanılmaz bir hız ve zerafetle yürürler fakat zarar vermezler. Ancak onların da ara sıra sakar olanlarına rastlanmaktadır. Eğer kediniz eşyalarınızı kırıp dökmeye başladıysa “sakar” olarak kabul edilebileceği için, değerli ve kırılabilir eşyalarınızı kapalı bir dolaba kaldırmanız faydalı olacaktır.

Hep kedi ile köpeğin düşman olduğu düşünülür. Aslında her ikiside doğuştan birbirine düşman değildirler. Bugün sokakta bir çok kedi ve köpek birlikte yaşamakta ve aynı yemeği paylaşmaktadır. Sadece ilk başta kedi, köpekle karşılaştığında içgüdüsel olarak korkabilir. Ancak köpekden bir zarar gelmiyeceğinden emin olduğunda o da dostca davranır.

Bugün bir çok evde kedi ve köpek birlikte yaşamaktadır. Kedi ve köpek evde birlikte yaşayacaksa ikisininde yavru olarak alınması en iyisidir. Eğer evde yetişkin bir köpek varsa, kedi seçimi yapılrken bilhassa yavru olmasına özen gösterimelidir.

Etiketler: , , , , , , ,

Feline Viral Rhinotracheitis (Bulaşıcı Kedi Nezlesi)

25 Şubat 2010

Hastalık etkeni nedir?

Hastalığın etkeni felin herpesvirustur. Kedilerin üst solunum yollarında lokalize olan ve çok bulaşıcı viral bir hastalıkdır.
Hastalık nasıl bulaşır?

Hastalık öncelikle solunum yolu ile bulaşır. Bundan başka hamile ve aşısız olan kedilerde hastalık plasenta yolu ile de yavrulara bulaşabilmektedir.
Hastalık nasıl gelişir?

Hastalık hırıltılı solunum, öksürük, gözyaşı akıntısı, salya ve kilo kaybı ile karekterizedir. Genellikle yüksek ateş ile seyreden hastalığın klinik bulgularının şekillenmesi kısa sürede olur. Hastalık kedinin yaşına, etkenin hastalık yapıcı gücüne ve vücudun savunma sisteminine bağlı olarak akut ve kronik form olarak iki şekilde görülebilir.
Hastalığın belirtileri nelerdir?

Hastalık akut ve kronik olarak iki formda incelenebilir.

Akut form;
Yavru kedilerde özellikle şiddetli enfeksiyonlar ve ölüm ile seyreden akut formda, ilk şekillenen karekteristik belirtiler hapşırık, göz yaşı ve burun akıntısıdır. Bir iki gün içinde göz yaşı ve burun akıntısı bakteriyel enfeksiyonların etkisi ile iltihaplı yapışkan bir karekter kazanır. Bu nedenle burunda tıkanmalar ve göz kapaklarında yapışmalar şekillenir.
Hastalığın ilerleyen dönemlerinde alt solunum yollarındada enfeksiyon oluşur ve hasta her hapşırıkta etrafa ifrazat saçar. Yemek yeme isteği ortadan kalkar ve hasta halsizdir. Solunum güçleşir ve hırıltılıdır.
Akut formda, gözde ülseratif keratitis odakları şekillenir ve bu odakların birleşmesi ile oluşan yaygın ülseratif lezyonlar viral rhinotracheitis de karekteristik bir belirtidir.

Kronik form;
Çoğunlukla akut formun bir komplikasyonu şeklinde gelişir. Klinik bulgular aynı olmakla beraber şiddet ve seyirleri farklı görülür. Aksırıklar nöbetler halinde olur ve burun akıntısı süreklilik arzeder.
Nasıl önlem alabiliriz?

Aşı uygulamaları bu hastalıktan korunmanın tek ve en etkili yöntemidir. Özellikle yavruların yaklaşık 2 aylık olduklarında aşılanması ve her yıl aşı tekrarlarının düzenli olarak yapılması gereklidir.
Hastalık etkenini almış kediler diğer kedilerden ayrılmalı ve genel hijyen kurallarına uyulmalıdır. Hastalara uygulanan tedavinin inatcı bir şekilde sürdürülmesi gerekir. Çünkü hastalık kronik bir karakter almaya çok müsaittir.
Kronik hale dönüşmüş hastalık durumunda hastaların, özellikle soğuk havalarda dışarı çıkmalarına izin verilmemelidir. Aksi halde sekunder enfeksiyonlar devreye girerek hastalığın şiddetini artırabilir.
Çoğunlukla doğar doğmaz hastalığa yakalanan yavrularda ölüm oranı yüksektir.
Sonuç;

Hastalık yetişkin kedilerde, sekunder enfeksiyonlar gelişmediği sürece öldürücü değildir. Ancak hastanın yaşam kalitesi oldukca düşük olabilir.
Yavru kedilerde tedavi tamamlandıktan sonraki bir ay içinde hastalık nüks etmezse hemen aşılamaya geçilerek bağışıklık oluşturulmaya çalışılmalıdır.

Etiketler: , , , , , , , ,

Rabies (Kuduz)

24 Şubat 2010

Hastalık etkeni nedir?

Hastalık etkeni rhabdovirüsdür. Davranış değişikliği, ilerleyen zamanda felç oluşan ve bütün sıcakkanlı hayvanlarda ölümle sonuçlanan viral bir hastalıktır. Virüs dış ortamda çok kısa bir sürede ölür. Güneş ışığı, dejenfektanlar ve ısıya karşı çok dayanıksızdır.
Hastalık nasıl bulaşır?

Kuduzda bulaşma hasta kedinin ısırması veya tırmalaması ile olur. Sağlam deriye bulaşan salya kuduza sebeb olmaz. Ancak deri üzerinde yara ve berelere salya bulaşırsa mümkündür.
Hastalık nasıl gelişir?

Kuduzda kuluçka süresi ısırılan bölgeye (beyne yakınlıkla doğru orantılıdır), bulaşan virüsün miktarına, virüsün hastalık yapma kabiliyetine bağlıdır. Virüs vücuda girdikten sonra dolaşım sistemine geçer ve periferal sinirler yoluyla merkezi sinir sistemine ulaşır. Burada çoğaldıktan sonra beyne ulaşır ve oradanda tükrük bezlerine geçer. Asıl hastalığı bulaştırma özelliğide bu evreden sonra başlar. Hastalığın virüs alındıktan sonra 3 hafta ile en fazla 6 ay arasında ortaya çıktığı düşünülmektedir.
Hastalığın belirtileri nelerdir?

1.Dönem
Genelde 2-3 gün bazende sadece bir kaç saat sürebilir.
Huzursuzluk, hayali nesnelere miyavlama, en küçük tahrikte bağırmaya başlama
Göz bebeklerinde genişleme
Göz kapakları ve göz reflexinde yavaşlama
Vücut ısısında hafif bir artış

2.Dönem
Genelde 1-7 gün sürer
Ses ve ışık uyarılarına karşı giderek artan bir tepki vardır.
Işıktan korkma, huzursuzluk
Sıra dışı cisimleri yeme
Saldırganlık (Canlı veya cansız nesneler olabilir.)
Kendi kendini yaralama olabilir
Kaslarda koordinasyon bozukluğu
Nöbetler

3.Dönem
Genelde klinik işaretlerden 2-10 gün sonra başlar ve 2-4 gün sürer
Sesin tonunda değişim
Yutma güçlüğü
Üçüncü göz kapağının aşırı büyümesi
Çene aşağı sarkar ve kedi çenesini kapatamaz
Salya akışı oldukça artar
Kafa ve boyunda felçler oluşur ve hemen sonrasında ölüm şekillenir
Nasıl önlem alabiliriz?

Hastalıktan topyekün kurtulabilmek için sahipli ve sahipsiz tüm hayvanların aşılanması gerekir. Kuduz şüphesi ile bakılan hayvanlar karantinaya alınarak gözlemlenmelidir. Kuduz şüpheli bir hayvan tarafından saldırıya uğrayan insanın hemen yapması gereken şeyler şunlardır.

Isırılan bölge hemen dezenfektanlar veya sabunla temizlenmelidir.

Eğer saldırıya uğrayan kedi veya köpeğiniz ise veteriner hekiminize giderek kontrol ettirin ve tekrar aşılatın.

Saldırıya uğrayan sizseniz ve saldıran hayvanı hiç tanımıyorsanız ve karantina için bulma şansınız yoksa doktorunuzla konuşarak aşıya başlayın

Eğer mümkünse saldıran hayvanı bularak yetkililere haber veriniz. Saldıran hayvan karantinaya alınarak 10 gün kontrol edilecek ve eğer kuduz değilse size haber verilecektir. Bu durumda aşı olmayı kesebilirsiniz. Ancak hayvan bulunamıyorsa veya karantina sonucunda kuduz tespit edilmişşe aşılamaya devam etmelisiniz.
Sonuç

Hastalığın ortadan tamamen kaldırılabilmesi için tüm sokak hayvanlarının kısırlaştırılması (kontrolsuz üremeyi önlemek açısından) ve aşılanması gerekmektedir.

Lütfen bu konuda yapılan çalışmalara DESTEK veriniz. Bu hem kendi sağlığımız hemde toplum ve çevre sağlığı açısından çok önemlidir.

Etiketler: , , , , , ,

Köpek Hastalıkları

22 Şubat 2010

KUDUZ

 Hızlı seyreden ölümle sonuçlanan viral bir hastalıktır. Tüm sıcak kanlı hayvanlarda ve insanlarda görülür. Etkeni sinir dokusuna yerleşir ve hastalık 10 günden bir kaç aya kadar ilerler. Şuur kaybı ,huzursuzluk, su korkusu ve felçlerle karakterizedir. Bu gibi belirtiler ortaya çıktıktan sonra en geç 10 gün için de ölümle sonuçlanır. Genellikle bulaşma salyadan, hayvan ısırması ile gerçekleşir. Hastalığın seyri 3 dönem gösterir. 1-Sükunet Dönemi: Hareket değişikliği, korkaklık, sinirlilik, evden uzaklaşma, yabancı cisim yeme, yutkunma zorluğu, salya akışı (1-3 gün sürer ) 2-Saldırgan Dönem: Huzursuzluk artar, ısırma arzusu fazladır, çok saldırgandır (3 gün sürer) 3-Felç Dönemi: Ölümden kısa süre önce oluşur, vücudun çeşitli yerlerinde felçler oluşur, yutma güçtür, alt çene felçtir, salya akışı fazladır (3-4 gün sürer, ölümle sonuçlanır) Bu hastalığın tedavisi mümkün değildir .Aşı, yavrular 12-13 haftalıkken yapılır ve her yıl tekrarı gerekir.

 KENNEL COUGH

 Öksürükle seyreden solunum sistemi hastalığıdır. Etkeni aldıktan 4 gün sonra başlayan öksürüğün karakteri kuru veya yaş olabilir ve mükoz bir salgı çıkartılır. İlerlerse pneumoni oluşur. Aşısı, yavrulara 8 ve 12. haftalarda 2 doz şeklinde yapılır. Her yıl tekrarı gerekir.

 CORONA VİRÜS ENFEKSİYONU

 Kusma ve ishalle seyreden yavrularda ölümle sonuçlanan hastalıktır. Depresyon ve iştahsızlık vardır. Dışkı sulu, sarı, yeşil veya turuncu renktedir. Belirgin bir kokusu vardır. İshal 2-3 gün sürer. Yavrularda ölümle sonuçlanabilir. Aşısı 7-12. haftalarda yavrulara 2 doz yapılır. Her 6 ayda bir tekrarı gerekir.

 KANLI İSHAL (PARVOVIRAL ENTERITIS)

 Aşılanmamış yavrular da ölümle sonuçlanan çok bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalıklı bir köpekle temas eden herhangi bir canlı bu hastalığı diğer köpeklere taşır. Etken 0-C ‘nin altında dahi uzun süre yaşayabilir. Kusma, kan veya mukoz bir katmanla kaplı dışkı en tipik belirtidir. İştah azalması, depresyon ve yüksek ateşle seyreder. Rottweiler, Doberman Pinscher, English Spaniel gibi ırklar özellikle hassastır. Aşısı, yavrulara üçer hafta ara ile 3 doz şeklinde yapılır ve yıllık tekrarı gerekir.

 KÖPEK GENÇLİK HASTALIĞI (DISTEMPER)

 Solunum, sindirim ve merkezi sinir sistemini etkileyen ölümcül bir hastalıktır. Ateş, burun ve göz yaşı akıntısı, depresyon, iştahsızlık, ishal görülür. Daha sonra titremeler, koordinasyon bozukluğu ve 2-4 hafta süre içersinde ölüm görülür. Aşısı yavrularda 10,13 ve 16. haftalarda 3 doz şeklinde yapılır, her yıl tekrarı gerekir.

 KAN İŞEME HASTALIĞI (LEPTOSPIRA ENFEKSİYONU)

 Köpeklerde ve diğer hayvanlarda görülen özellikle karaciğer, böbrek ve üreme organlarını etkileyen bir hastalıktır. Etken vücudun her tarafına yayılır. Ateş, kan işeme, anemi görülür. Ölüm böbrek yetmezliği sonucu oluşur. Kalp, merkezi sinir sistemi ve göz etkilenen diğer bölgeler arasındadır. Şehir köpeklerinde daha sık rastlanır. Depresyon, ishal, öksürük, güç solunum görülür. Yavrular 10, 13 ve 16. haftalarda 3 kere aşılanır. Yurtdışında, özellikle yaygın bölgelerde 4-6 ayda bir tekrarı yapılır. Ülkemizde ise senelik tekrar yapılmaktadır.

 KÖPEKLERİN KARACİĞER ENFEKSİYONU(CAV-1)

 Özellikle karaciğer, böbrek, göz ve kan damarlarını etkileyen bir hastalıktır. Ateş, titreme, koordinasyon bozukluğu görülür. Aşılanmamış köpeklerde 1-2 saatte ölümle sonuçlanır. Bağışıklığı düşük olan yavrularda depresyon, iştahsızlık, ateş, sancı, karaciğer büyümesi, göz hastalıkları, kusma meydana gelir. Yavrular 10-13-16. haftalarda 3 doz aşılanır. Aşının yıllık tekrarı gerekir.

 EKİNOKOK KİSTİ(Hidatid-Hidatik Kist)

 Kist hidatik insan ve hayvan sağlığını tehdit eden, ülkemizde çok yaygın olan, önemli bir parazitler hastalıktır. Hastalığın etkeni E.granulosus ‘dur. Parazitin olgunu köpek, kurt, çakal gibi etçil hayvanların ince bağırsağında yaşar. Yumurta ve larva formu ise, insan ve diğer memelilerin iç organlarında yaşar. Parazit, kedilerde bulunsa bile üreyemediğinden dolayı insanlar için bir tehlike arz etmez. Parazitlerin yumurtası, köpeklerin dışkısı ile atılır ve çevreye yayılır. Bu yumurtalar çok dayanıklıdır, toprakta ve soğukta 1 yıl kadar canlı kalabilirler. Yumurta, ağız yolu ile insan ve diğer memelilerin bağırsaklarına ve oradan da kan yoluyla iç organlara özellikle akciğere ve karaciğere taşınır ve larva formuna dönüşür. Larva formuna kist hidatik denir ve bunlar içi sıvı dolu keselerdir. Köpekler, kistli bir memelinin etini çiğ olarak yedikleri zaman ,parazitle enfekte olurlar.Bu parazitler köpeklerin bağırsağında olgunlaşarak yumurta verirler ve bu döngüyü devam ettirirler. Kist hidatik, zannedildiği gibi tüylerden kaynaklanan bir hastalık değildir; ancak köpekler dışkısını yaparken, dışkıdaki yumurtalar tüylere bulaşır. Memelilerdeki kistler yavaş büyürler. Dokularda, kistler kapsülle sarılarak sınırlandırılır ve maksimum portakal büyüklüğüne ulaşabilir. Göğüs ve karın boşluğu gibi boşluklu organlarda ise 10-20 yıl gibi bir süre zarfında 20cm çapa erişirler ve bu aşamada fiziksel belirtiler oluşur. Kistler çoğunlukla klinik belirtiler göstermese de lokalize olduğu organ veya dokuya yaptığı basınç, kapladığı hacim nedeni ile normal fonksiyonları bozar ve ağrı yapabilir. Diğer bir tehlikesi ise kistlerin kendiliğinden veya ameliyatta yanlışlıkla patlatılmasıdır ki bu da anaflaktik soka ve tekrar enfeksiyonun alınmasına neden olur. Kist hidatik ‘in dışında yine Ekinokok cinsine bağlı E.alveolaris türünün larvasına ise alveolar kist denir. Bu parazitin taşıyıcıları kemiriciler, çeşitli memeliler ve insandır. Bu etkenin yaşam döngüsü ise genellikle yabani hayvanlar ve tarla fareleri arasında olur. Yol açtığı hastalık diğer yönleriyle kist hidatik ‘in neden olduğu hastalığa benzerdir. Teşhis, köpek kili üzerinde veya dışkısında parazitimsi segmentlerin bulunması ile yapılır. Kist hidatik’ten korunmak için petlerinize çiğ veya az pişmiş et vermekten çekinmeli ve Veteriner Hekiminizin belirleyeceği bir paraziter mücadele programını takip etmelisiniz. Kist Hidatikle mücadele programı, ya 4 ayda bir dışkı muayenesi ya da mevcut paraziti dökmek amacıyla paraziquantel etken maddesini içeren anti paraziter ilaçların kullanılması şeklinde olur. Etken insanlara sindirin yoluyla bulaştığı için aldığımız gıdaların temiz olmasına dikkat etmemiz korunmak için yeterli olmaktadır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Kedilerde Salya Bezleri ve Hastalıkları

17 Şubat 2010

Ağız ve diş sağlığının temel yapı taşlarından birisi salgı bezleridir. Hem sindirimde hem de hastalıklara karşı savunmada büyük rol oynarlar. Kedinizde yeme içme zorluğu ve yanaklarda şişkinlik gözlemliyorsanız bu çoğu zaman ağızdaki bir enfeksiyonu, bir yarayı veya dişteki apseyi işaret eder. Buna bağlı olarak kediniz halsizleşir, keyifsizleşir. Tedavi edilmezse ağızdaki enfeksiyon büyür, kanlı bir hal alır ve kedinizin beslenmesi giderek zorlaştığı için hastalıklara açık olacaktır.

 Salya Bezleri Hakkında Genel Bilgiler:

 Salya bezleri, salgılarını ağız boşluğuna akıtan, belirli bir yere lokalize olmuş, sindirimde, hastalıklara karşı savunmada ve ağız-diş sağlığında önemli bir rolü olan, toplamda 3 ana grup altında değerlendirilen bezlerdir. Salgıladıkları salya, mukus, su, elektrolit, bazı amilazlar ve bir miktar bakteri içermekte olup, salya bezlerinin iç kısmını kaplayan hücreler tarafından salgılanmaktadır. Kulak altı, alt çene ve dil altında olmak üzere üç bez grubunu oluştururlar.

 Neden Salya Salgılanır ?

 Kedilerde, sürekli bir salya akıntısı vardır. Salyanın en önemli fonksiyonlarından biri, alınan gıdaların kolay yutulması için, ağız içinde ıslatılması, yumuşatılması ve kolay sindirilmesini sağlamaktır. Diğer bir fonksiyonu ise, diş çürümeleri ile ağız içi bakteriyel enfeksiyonların önlenmesidir. İçeriğindeki bakteri üremesini önleyici maddeler sayesinde, ağızda sürekli bir koruma sağlanmasına yardımcı olur. Kedilerimiz, bu sayede, doğal bir şekilde de, korunmaktadırlar. Kedilerde, nefes alınışıyla, salya buharlaşmasına bağlı olarak, vücut ısısı da korunmaktadır.

Gıdanın kokusu ve görüntüsü de, salya oluşumunu tetikler. Çoğu zaman bizlerin beğenmediği o mama kokuları, kedilerde salya oluşumunu tetikler ve doğal bir korunma mekanizmasını harekete geçirerek, bizim ağız sulanması dediğimiz sonucu doğururlar. Bu nedenle de, kötü kokan mama, kötü mama değildir, kediler bu koku sayesinde o mamayı yerler.

 Salya Bezi Hastalıkları:

 Kedilerde görülen salgı bezleri hastalıkları genellikle, travmatik ve bazen de enfeksiyona bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. (Salya Bezi Yangısı) Herhangi bir çarpma sonucunda ya da yabancı cisim, delinme, batma gibi nedenlerle hastalık oluşabilmektedir. (Salya Bezi Yarası) Dişte oluşan bir apse, ağızdaki bir yara gibi mikrobik olgularda, salya bezi hastalıklarını tetiklemektedir.

 Bu Hastalıkların Belirtileri Nelerdir?

 Salya bezi yangılarında, sorunlu bölgede, ağrı, sıcaklık, şişkinlik ve bu problemlere bağlı olarak da yememe-içmeme gibi belirtiler gözlemlenmektedir. Şişkinliğin yaygın olduğu zamanda, gıda alma, çiğneme ve yutkunma güçlüğü görülecektir. Bu problemler kedimizin genel durumunda da bozulmalara yol açacaktır. Eski hareketliliğini yitirmesi, uykulu bir hal, mama yememesi, su içememesi gibi semptomlar, kedimizin sağlık sorunları olduğunu açıkça belli etmektedir. Müdahale edilmemesi durumunda, zamanla, apse oluşmakta ve salya ile karışık irin akışı olmaktadır.

Salya bezi yaralarında ise, yeni olgularda, kanama ve kanlı salya akışı görülebilmekte, salya akıntısı, damla damla veya çiğneme sırasında, sürekli bir şekilde olmaktadır.

 Ne Yapabiliriz?

 Başlangıçta, bölge temizlenir ve sıcak antiseptik kompres uygulanır. Sonrasında, uygun pomatlar günde 2-3 kez sürülmelidir. Genel etkili antibiyotikler uygulanmalı ve vitaminlerde desteklenmelidir. Apse olgularında, olgunlaşan apse hemen açılmalı ve tedavi edilmelidir. Kronik olgularda ise salya bezinin alınması gerekebilir. Bu tedaviler, veteriner hekimi tarafından yapılmalı ve kedimiz, sürekli kontrol altında tutulmalıdır.

 Salya Kistleri neden oluşur?

 Salya bezleri, salgıladıkları salyaları, kanallar ile, ağza aktarırlar. Bu kanallardaki, mekanik ya da yangısal nedenlerle oluşan tıkanmalar sonucunda, salya, bez içinde veya kanallarda birikebilir. Bu birikme zamanla, salya kistini oluşturur.

 Belirtileri Nelerdir?

 Salya Kistleri, dil altında, çene altında ve bazen de boynun üst yarımında oluşabilmektedir. Dil altında oluşan salya kistleri, fluktuan (Balona su konulmuş gibi), açık kırmızı-sarımsı renkte, oval ya da yuvarlak şişkinliklerdir. Şişkinlik küçük olduğunda, ağız içinde ve dilin yan taraflarında da görülebilmektedir. Büyük olduğunda ise, dudakları arasından geçerek, ağızdan dışarı sarkar. Gıda alımı ve çiğneme fonksiyonları ile su içme güçlükle yapılır. Boyun kistleri ise, çene altında ve bazen de boynun üst yarımına kadar uzanan, yine fluktuan kıvamda, dışarıdan deri ile örtülü, oval şekilli şişkinlikler oluştururlar. Herhangi bir enfeksiyona sebep olmasa bile, görünüm kusuru olarak değerlendirilirler.

 Ne Yapabiliriz?

 Dil altında oluşan kiste Ranula denmektedir. Bu türde, şişkinliğin açılması ve direne edilerek temizlenmesi gerekmektedir. Boyun kistlerinde ise, en güvenilir sağaltım (tedavi) ise, bezin total halde alınmasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken şey, tekrardan kist oluşumunu önlemek için, tamamının alınması gerekliliğidir.

 Kedi severlere Önerileriniz?

 Kedilerinizin ağız-diş bakımını kesinlikle aksatmadan yaptırmalısınız. Veteriner hekimleri, hem hayvanınızın, hem de dolaylı da olsa sizin sağlığınızı korurlar. Sağlıklı nesiller yetiştirmek için, doğumdan ölüme, tüm tedavilerini, aşılarını ve bakımlarını yaptırmalısınız. Ev yemekleri vermek yerine, onlar için hazırlanan, tüm vitamin, mineral ve proteinleri kapsamıyla, dengeli, kuru mamaları tercih etmelisiniz. Mama seçimi konusunda da, veteriner hekiminizden yardım alabilirsiniz.

Veteriner Hekimi Ceyda YILMAZ

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Forum

Forum Yardim

Reklam Alanı

Reklam Alani
Reklam Alani
Reklam Alani
Reklam Alani
Resimler

Takip Secenekleri

twitter friendfeed facebook feed
Ana Sayfa | Klinkler | Pet Shoplar | Pansiyonlar | Medikaller | Mama Firmaları

Google Adsense Program Politikaları