‘ veya ’ kelimesi ile ilgili yazılar

American Tetraları (Characidae) – Kardinal Neon (Paracheirodon axelrodi)

17 Temmuz 2010

En güzel türlerden biri olan bu barışçı sürü balıklarının en az 8′li guruplar halinde beslenmeleri gerekir. Taze suya, klora ve diğer kimyasal maddelere karşı hassastırlar; ilaçların dikkatli kullanılması gerekir. Bu türü yeni kurulan akvaryumlara koymadan önce, Rasbora veya Lepistes gibi daha dayanıklı türlerle başlayarak suyun 1-2 ay biyolojik olarak olgunlaşmasını beklemek gerekir. İyi şartlarda yaşatıdıklarında 10 yıl kadar yaşayabilirler.
Paracheirodon axelrodi (Kardinal Neon Tetra)

Latince Adı: Paracheirodon axelrodi

Habitatı ve Anavatanı: Güney Amerika. Yavaş akan, temiz, kahverengimsi suda yaşarlar.

Beslenme Biçimi: Etçil

Davranış Biçimi: Barışçıl

Kendi Türlerine Davranışı: Barışçıl

Yüzme Seviyesi: Orta-Yüzey

Devamını oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Suyun Altındaki Hazine

5 Temmuz 2010

Çanakkale, hikâyeleri suyun altında da devam eden bir kent. Boğaz, suyun yüzeyinde yoğun bir trafiği, derinlerinde doğanın ve tarihin sessiz tanıklarını barındırıyor.

Bu sefer objektifimizi diplerinde sakladığı tarihi, ilginç ekosistemi ile Çanakkale ve Boğazı’nın gizemli dünyasına çeviriyoruz. Tarihsel dokusu, savaşları, efsaneleri ile sürekli araştırmaya değer, Karadeniz’i Ege’ye bağlayan bu önemli geçitin bizi her dalışımızda şaşırtabildiğini hemen belirtmeliyim.

Uluslararası deniz trafiginin yoğunluğu ve beraberindeki tehlikelerin yanı sıra Boğaz, dip fauna ve florası ile de yeni keşifler sunmakta oldukça cömert bir yer. İndo-Pasifik veya Atlantik kökenli birçok canlı türünün uyum sağlayabildiği bölgede, türlerin çoğu büyük popülasyona ulaşmış durumda. Kum Burnu’ndan Çardak Feneri’ne kadar uzanan 94 kilometrelik alanda tarihin sessiz tanığı birçok batığı da saklıyor.

En Dar ve Derin Noktaları

Boğaz’ın en dar noktası 1.2 kilometre ile Kilitbahir-Çanakkale arasında yer alıyor.

Daralma noktalarında güçlü akıntılar dip birikimine imkân vermediğinden derinlik oluşumu artış gösteriyor. Dumlupınar denizaltısının da bulunduğu Nara Burnu’nun kuzeyinde derinlik 102 metreyi, Çanakkale-Kilitbahir arasında ise 109 metreyi buluyor.

Devamını oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Deniz Kirliliğinin Canlı Kaynaklar Üzerine Etkileri

29 Haziran 2010

GİRİŞ

Ülkemiz, üç tarafı denizlerle çevrili olmasının yanı sıra, sayısız iç su kaynaklarına sahip olup, toplam su ürünleri üretimi bakımından, 1997 verilerine göre 500.260 ton ile dünya su ürünleri üretim sıralamasında orta sıralarda yer almaktadır (A. Özdemir, V. Kürüm. 26/28 Ekim 1999 Balıkçı Gemileri ve Avlanma Teknolojisi semp.).

Deniz ve iç sularımızda canlı yaşamın sayıca ve türce giderek azalması, kirliliğin, yanlış yapılaşmanın, aşırı avlanmanın, yanlış teknoloji kullanmanın en önemli belirtileridir.

Çeşitli yollardan meydana gelen deniz kirliliği, toplumların korunması ve insanlığın geleceği bakımından büyük önem arz etmektedir. Belli bir sistem içinde yerleşmiş toplumlar,’ üretim teknolojisi sonucu ekolojik dengeyi tahrip etmekte, kısa dönemde geçimlerini sağlama endişesi içinde, uzun dönemin birçok imkanlarını yok etmektedir. Kirliliğin en yoğun olduğu sucul kaynaklar, gelecekteki gıda deposu olma özelliğini hızla yitirmektedir. Bu kirlilik, besin zinciri boyunca giderek artmakta ve sonuçta tüm canlı sistemler bu kirlenmeden payına düşeni almaktadır.

Deniz ve iç sularımız yanlış yapılaşma, endüstriyel, evsel, komşu ülke akarsuların taşıdıkları atıklarla ve yaşanan kazalarla sürekli kirlenmektedir.

Devamını oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

GÖKYÜZÜ VE YERYÜZÜ ARASINDAKİ BAĞLAR

22 Haziran 2010

KOZMİK AĞAÇ VE KOZMİK DAĞ:
Antik kültürlerde ağaç evrenin, yasanın ve canlılığın sembolleştirilmelerinden biridir. Bu ağaç gökyüzünü (tanrılar ve ruhlar) yeryüzünü (insanlar) ve yeraltını (ölülerin dünyası) birbirine bağlar. Dikey bir şekilde figürüze edilir ve en temel olarak Tanrının kişiselleştirilmesidir. Bu kişiselleştirme, farklı medeniyetlerde dağ -Hint mitolojisinde Meru Dağı, Orta Doğu’ da Kaf Dağı- sütün veya heykel olarak farklılık gösterebilir, ancak burada özellikle ele aldığımız Kozmik Ağaç her şeyden önce canlılığın ve verimliliğin kaynağıdır. “ Periyodik olarak yenilenmesi ile ağaç canlının kutsal gücünü temsil eder.” (5) Döngüsel olması itibariyle tekrar doğumu ve canlılığı, çam gibi türler ise mevsimsel değişimlere uğramadığından Kozmik Yasayı ve onun cisimleşmesini temsil eder.

-HAYVANLAR:
Bir başka bağlantı biçimi de hayvanlar vasıtasıyladır. Onlar astral dünyanın net izlenimlerini sunarlar, kendi evrimlerini devam ettirirlerken aynı zamanda bağlı bulundukları Bütün yararına pratik sunularda bulunurlar. Doğadaki her bir varlık gibi diğerleri için fiziksel yaşam kaynağıdırlar ama aynı zamanda tanrıların betimlenişinde de rol oynarlar. Örneğin inek antik Hint ve Mısır’da Yaşayan Dünyanın simgesidir. Bilgelik Tanrısı Thoth habeş maymunu olarak temsil edilir. “Antik kayıtlara göre Osirisin tahtının yakınındaki Ateş gölünün yanında dört maymun oturur. Onlar ruhun bütün yakarışlarını dinlerler ve onu yargılarlar. Ruh ancak daha sonra Osirisin şehrine girebilirdi.” (6)

Antik dünyada hayvanlar erdemlerin sembolleşmesinde vasıta olurlardı.

Bugün bile insanlara niteliklerine göre bir hayvanla özdeşleştirilir fakat bu, genelde asıl özünden kopmuş bir nitelendirmedir. Bir şaman hayvanların kollektif ruhuyla ilişkiye geçebilir, bilgileri buradan alabilirdi. Bu doğayı doğanın içinden okuma sanatı olarak algılanırdı.

Şimdi, kurulan bu bağ doğrultusunda hayvanların temsil ettiği evrensel niteliklere bir göz atalım.
Vaşak: ilahilik, fiziksel duyuların gelişmesi, gizlerin ve gizemlerin koruyucusu.

Kobra: tanrıçaların bilgeliği, ruhun rehberi.

Altın kartal: güneşsel kuş, spiritüel güç, yükseklerden net görüş.

Baykuş: kehanet ve gizlerin mesajcısı, duyusal dünya ile zihinsel dünya arasındaki bağlantı.

Kurbağa: hayatın ortak bağlarını hatırlatıcı, ilksel suların başlangıcını kutsayan şarkılar söyleyen, yeniden doğuş, dönüşüm.

Beyaz başlı kartal: bilgelik, ruhun aydınlanması, saklı spiritüel hakikatleri görüş yeteneği, maddenin üzerimde ruhsal görüşün yükselmesi, büyük güç ve denge, sezgi yoluyla anlaşılan yaratıcı spirit.

Yunus: denizlerin bilgeliği, ahenk, su elementi büyüsü, siklusların temsilcisi

Fil: kral soyundan gelen hayvan, dayanıklılık, antik bilgilerle bağlantı, engellerin aşılması.

Yılan: yaşamın gizlerinin keşfi, ilksel enerji, tanrıçaların enerjisi, yaratım gücü, ölümsüzlük.

Ördek: suyun üzerindeki zarafet, su enerjisi, duyguların net olarak görülmesi, mistik ve kahinlerin ruhsal yardımcısı.

Devamını oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

62 MİLYON YILDA BİR, TOPLU TÜR TÜKENİŞLERİNİN YAŞANDIĞI BULUNDU

25 Mayıs 2010

62 MİLYON YILDA BİR TOPLU TÜR TÜKENİŞLERİNİN YAŞANDIĞI BULUNDU 62 MİLYON YILDA BİR, TOPLU TÜR TÜKENİŞLERİNİN YAŞANDIĞI BULUNDU

Kaliforniya Üniversitesi’nden Robert Rohde ve Richard Muller, deniz fosilleriyle ilgili bir veri bankasını değerlendirdikten sonra dünyada yaklaşık olarak 62 milyon yılda bir, toplu tür tükenişlerinin yaşandığını buldular..

Bu sonucun ürkütücü tarafı şu: Dinozorları da dünya sahnesinden silen son toplu tükenişten bu yana 65 milyon yıl geçti ! Eğer türlerin toplu halde tükenişleri gerçekten de fizikçilerin hesapladıkları gibi 62 milyon y ılda bir tekrarlanıyorsa o zaman her an yeni bir tükeniş yaşanabilir demek. Rhode ve Muller geçen 542 milyon yıl içindeki 36.000′i aşkın deniz canlısı fosilini incelerken şaşırtıcı bir şekilde 62 artı/eksi üç milyon yıllık bir döngüye rastlamışlar. Ve motifin rastlantıyla açıklanamayacak kadar düzenli olduğunu söylüyorlar. “Güneş sistemimizin periyodik olarak evrendeki gaz bulutlarında hareket ettiğini sanıyoruz diyor Rhode ve Muller Nature dergisinde. Ya da periyodik toplu tükenişlerin nedeni dünyanın kendisinde de gizli olabilir. Öyle ki tekrarlanan yanardağ etkinlikleri, veya deniz seviyesindeki oynamalar da düzenli olarak toplu tükenişe yol açabilir. Ayrıca periyodik olarak kuyrukluyıldız yağmuruna neden olan bir uydu da akla gelmekte. Süre kısaldı Bilim adamları bugüne değin sadece 140 milyon yıl arayla tekrarlanan bir toplu tükeniş dönemi biliyorlardı. Bu da tekrarlanan buzul devirleriyle açıklanabiliyordu. Aslında bilim adamları ikinci bir toplu tükeniş döneminden haberdardı, fakat verileri güvenirli bulmadıkları için herhangi bir açıklama yapmamışlardı. Bu durum şimdi her ne kadar değiştiyse de yine de kuşkulu yaklaşımlar da söz konusu.

Devamını oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Forum

Forum Yardim

Reklam Alanı

Reklam Alani
Reklam Alani
Reklam Alani
Reklam Alani
Resimler

Takip Secenekleri

twitter friendfeed facebook feed
Ana Sayfa | Klinkler | Pet Shoplar | Pansiyonlar | Medikaller | Mama Firmaları

Google Adsense Program Politikaları