‘ salya ’ kelimesi ile ilgili yazılar

Leukosis Aşısı

10 Mart 2010

Hastalığın etkeni Feline leukaemia virüsu’dur (FeLV). Leukemie özellikle kan hücrelerinin oluşumu ile ilgili lenfoid dokularda tümör ile karekterize öldürücü bir viral hastalıktır.Virüs genellikle salya ile bulaşır. Tükrük, burun akıntısı, dışkı, vajinal akıntı ve kan yolu ile de bulaşma olabilir. Virüsun taşınmasında bulaşık su ve mama kapları da rol oynamaktadır.

Hastalığın yayılmasında virüs miktarı, konakçının direnci, yaşı ve immun sistemi etkili olmaktadır.
Hastalığın spesifik bir tedavisi yoktur. İmmun sistemi destekleyici tedaviler yanında semptomatik tedaviler de yapılabilir. Ancak olumlu bir sonuç almak pek mümkün değildir.

Hastalığın yayılmasını önlemede en etkin yol aşılamadır. Bu amaçla başlangıçta 2 doz uygulanır. Yılda bir kez yapılan tekrarlama ile hastalıktan korunma sağlanabilir.

Etiketler: , , , , ,

Köpek Hastalıkları

22 Şubat 2010

KUDUZ

 Hızlı seyreden ölümle sonuçlanan viral bir hastalıktır. Tüm sıcak kanlı hayvanlarda ve insanlarda görülür. Etkeni sinir dokusuna yerleşir ve hastalık 10 günden bir kaç aya kadar ilerler. Şuur kaybı ,huzursuzluk, su korkusu ve felçlerle karakterizedir. Bu gibi belirtiler ortaya çıktıktan sonra en geç 10 gün için de ölümle sonuçlanır. Genellikle bulaşma salyadan, hayvan ısırması ile gerçekleşir. Hastalığın seyri 3 dönem gösterir. 1-Sükunet Dönemi: Hareket değişikliği, korkaklık, sinirlilik, evden uzaklaşma, yabancı cisim yeme, yutkunma zorluğu, salya akışı (1-3 gün sürer ) 2-Saldırgan Dönem: Huzursuzluk artar, ısırma arzusu fazladır, çok saldırgandır (3 gün sürer) 3-Felç Dönemi: Ölümden kısa süre önce oluşur, vücudun çeşitli yerlerinde felçler oluşur, yutma güçtür, alt çene felçtir, salya akışı fazladır (3-4 gün sürer, ölümle sonuçlanır) Bu hastalığın tedavisi mümkün değildir .Aşı, yavrular 12-13 haftalıkken yapılır ve her yıl tekrarı gerekir.

 KENNEL COUGH

 Öksürükle seyreden solunum sistemi hastalığıdır. Etkeni aldıktan 4 gün sonra başlayan öksürüğün karakteri kuru veya yaş olabilir ve mükoz bir salgı çıkartılır. İlerlerse pneumoni oluşur. Aşısı, yavrulara 8 ve 12. haftalarda 2 doz şeklinde yapılır. Her yıl tekrarı gerekir.

 CORONA VİRÜS ENFEKSİYONU

 Kusma ve ishalle seyreden yavrularda ölümle sonuçlanan hastalıktır. Depresyon ve iştahsızlık vardır. Dışkı sulu, sarı, yeşil veya turuncu renktedir. Belirgin bir kokusu vardır. İshal 2-3 gün sürer. Yavrularda ölümle sonuçlanabilir. Aşısı 7-12. haftalarda yavrulara 2 doz yapılır. Her 6 ayda bir tekrarı gerekir.

 KANLI İSHAL (PARVOVIRAL ENTERITIS)

 Aşılanmamış yavrular da ölümle sonuçlanan çok bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalıklı bir köpekle temas eden herhangi bir canlı bu hastalığı diğer köpeklere taşır. Etken 0-C ‘nin altında dahi uzun süre yaşayabilir. Kusma, kan veya mukoz bir katmanla kaplı dışkı en tipik belirtidir. İştah azalması, depresyon ve yüksek ateşle seyreder. Rottweiler, Doberman Pinscher, English Spaniel gibi ırklar özellikle hassastır. Aşısı, yavrulara üçer hafta ara ile 3 doz şeklinde yapılır ve yıllık tekrarı gerekir.

 KÖPEK GENÇLİK HASTALIĞI (DISTEMPER)

 Solunum, sindirim ve merkezi sinir sistemini etkileyen ölümcül bir hastalıktır. Ateş, burun ve göz yaşı akıntısı, depresyon, iştahsızlık, ishal görülür. Daha sonra titremeler, koordinasyon bozukluğu ve 2-4 hafta süre içersinde ölüm görülür. Aşısı yavrularda 10,13 ve 16. haftalarda 3 doz şeklinde yapılır, her yıl tekrarı gerekir.

 KAN İŞEME HASTALIĞI (LEPTOSPIRA ENFEKSİYONU)

 Köpeklerde ve diğer hayvanlarda görülen özellikle karaciğer, böbrek ve üreme organlarını etkileyen bir hastalıktır. Etken vücudun her tarafına yayılır. Ateş, kan işeme, anemi görülür. Ölüm böbrek yetmezliği sonucu oluşur. Kalp, merkezi sinir sistemi ve göz etkilenen diğer bölgeler arasındadır. Şehir köpeklerinde daha sık rastlanır. Depresyon, ishal, öksürük, güç solunum görülür. Yavrular 10, 13 ve 16. haftalarda 3 kere aşılanır. Yurtdışında, özellikle yaygın bölgelerde 4-6 ayda bir tekrarı yapılır. Ülkemizde ise senelik tekrar yapılmaktadır.

 KÖPEKLERİN KARACİĞER ENFEKSİYONU(CAV-1)

 Özellikle karaciğer, böbrek, göz ve kan damarlarını etkileyen bir hastalıktır. Ateş, titreme, koordinasyon bozukluğu görülür. Aşılanmamış köpeklerde 1-2 saatte ölümle sonuçlanır. Bağışıklığı düşük olan yavrularda depresyon, iştahsızlık, ateş, sancı, karaciğer büyümesi, göz hastalıkları, kusma meydana gelir. Yavrular 10-13-16. haftalarda 3 doz aşılanır. Aşının yıllık tekrarı gerekir.

 EKİNOKOK KİSTİ(Hidatid-Hidatik Kist)

 Kist hidatik insan ve hayvan sağlığını tehdit eden, ülkemizde çok yaygın olan, önemli bir parazitler hastalıktır. Hastalığın etkeni E.granulosus ‘dur. Parazitin olgunu köpek, kurt, çakal gibi etçil hayvanların ince bağırsağında yaşar. Yumurta ve larva formu ise, insan ve diğer memelilerin iç organlarında yaşar. Parazit, kedilerde bulunsa bile üreyemediğinden dolayı insanlar için bir tehlike arz etmez. Parazitlerin yumurtası, köpeklerin dışkısı ile atılır ve çevreye yayılır. Bu yumurtalar çok dayanıklıdır, toprakta ve soğukta 1 yıl kadar canlı kalabilirler. Yumurta, ağız yolu ile insan ve diğer memelilerin bağırsaklarına ve oradan da kan yoluyla iç organlara özellikle akciğere ve karaciğere taşınır ve larva formuna dönüşür. Larva formuna kist hidatik denir ve bunlar içi sıvı dolu keselerdir. Köpekler, kistli bir memelinin etini çiğ olarak yedikleri zaman ,parazitle enfekte olurlar.Bu parazitler köpeklerin bağırsağında olgunlaşarak yumurta verirler ve bu döngüyü devam ettirirler. Kist hidatik, zannedildiği gibi tüylerden kaynaklanan bir hastalık değildir; ancak köpekler dışkısını yaparken, dışkıdaki yumurtalar tüylere bulaşır. Memelilerdeki kistler yavaş büyürler. Dokularda, kistler kapsülle sarılarak sınırlandırılır ve maksimum portakal büyüklüğüne ulaşabilir. Göğüs ve karın boşluğu gibi boşluklu organlarda ise 10-20 yıl gibi bir süre zarfında 20cm çapa erişirler ve bu aşamada fiziksel belirtiler oluşur. Kistler çoğunlukla klinik belirtiler göstermese de lokalize olduğu organ veya dokuya yaptığı basınç, kapladığı hacim nedeni ile normal fonksiyonları bozar ve ağrı yapabilir. Diğer bir tehlikesi ise kistlerin kendiliğinden veya ameliyatta yanlışlıkla patlatılmasıdır ki bu da anaflaktik soka ve tekrar enfeksiyonun alınmasına neden olur. Kist hidatik ‘in dışında yine Ekinokok cinsine bağlı E.alveolaris türünün larvasına ise alveolar kist denir. Bu parazitin taşıyıcıları kemiriciler, çeşitli memeliler ve insandır. Bu etkenin yaşam döngüsü ise genellikle yabani hayvanlar ve tarla fareleri arasında olur. Yol açtığı hastalık diğer yönleriyle kist hidatik ‘in neden olduğu hastalığa benzerdir. Teşhis, köpek kili üzerinde veya dışkısında parazitimsi segmentlerin bulunması ile yapılır. Kist hidatik’ten korunmak için petlerinize çiğ veya az pişmiş et vermekten çekinmeli ve Veteriner Hekiminizin belirleyeceği bir paraziter mücadele programını takip etmelisiniz. Kist Hidatikle mücadele programı, ya 4 ayda bir dışkı muayenesi ya da mevcut paraziti dökmek amacıyla paraziquantel etken maddesini içeren anti paraziter ilaçların kullanılması şeklinde olur. Etken insanlara sindirin yoluyla bulaştığı için aldığımız gıdaların temiz olmasına dikkat etmemiz korunmak için yeterli olmaktadır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Kedilerde Salya Bezleri ve Hastalıkları

17 Şubat 2010

Ağız ve diş sağlığının temel yapı taşlarından birisi salgı bezleridir. Hem sindirimde hem de hastalıklara karşı savunmada büyük rol oynarlar. Kedinizde yeme içme zorluğu ve yanaklarda şişkinlik gözlemliyorsanız bu çoğu zaman ağızdaki bir enfeksiyonu, bir yarayı veya dişteki apseyi işaret eder. Buna bağlı olarak kediniz halsizleşir, keyifsizleşir. Tedavi edilmezse ağızdaki enfeksiyon büyür, kanlı bir hal alır ve kedinizin beslenmesi giderek zorlaştığı için hastalıklara açık olacaktır.

 Salya Bezleri Hakkında Genel Bilgiler:

 Salya bezleri, salgılarını ağız boşluğuna akıtan, belirli bir yere lokalize olmuş, sindirimde, hastalıklara karşı savunmada ve ağız-diş sağlığında önemli bir rolü olan, toplamda 3 ana grup altında değerlendirilen bezlerdir. Salgıladıkları salya, mukus, su, elektrolit, bazı amilazlar ve bir miktar bakteri içermekte olup, salya bezlerinin iç kısmını kaplayan hücreler tarafından salgılanmaktadır. Kulak altı, alt çene ve dil altında olmak üzere üç bez grubunu oluştururlar.

 Neden Salya Salgılanır ?

 Kedilerde, sürekli bir salya akıntısı vardır. Salyanın en önemli fonksiyonlarından biri, alınan gıdaların kolay yutulması için, ağız içinde ıslatılması, yumuşatılması ve kolay sindirilmesini sağlamaktır. Diğer bir fonksiyonu ise, diş çürümeleri ile ağız içi bakteriyel enfeksiyonların önlenmesidir. İçeriğindeki bakteri üremesini önleyici maddeler sayesinde, ağızda sürekli bir koruma sağlanmasına yardımcı olur. Kedilerimiz, bu sayede, doğal bir şekilde de, korunmaktadırlar. Kedilerde, nefes alınışıyla, salya buharlaşmasına bağlı olarak, vücut ısısı da korunmaktadır.

Gıdanın kokusu ve görüntüsü de, salya oluşumunu tetikler. Çoğu zaman bizlerin beğenmediği o mama kokuları, kedilerde salya oluşumunu tetikler ve doğal bir korunma mekanizmasını harekete geçirerek, bizim ağız sulanması dediğimiz sonucu doğururlar. Bu nedenle de, kötü kokan mama, kötü mama değildir, kediler bu koku sayesinde o mamayı yerler.

 Salya Bezi Hastalıkları:

 Kedilerde görülen salgı bezleri hastalıkları genellikle, travmatik ve bazen de enfeksiyona bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. (Salya Bezi Yangısı) Herhangi bir çarpma sonucunda ya da yabancı cisim, delinme, batma gibi nedenlerle hastalık oluşabilmektedir. (Salya Bezi Yarası) Dişte oluşan bir apse, ağızdaki bir yara gibi mikrobik olgularda, salya bezi hastalıklarını tetiklemektedir.

 Bu Hastalıkların Belirtileri Nelerdir?

 Salya bezi yangılarında, sorunlu bölgede, ağrı, sıcaklık, şişkinlik ve bu problemlere bağlı olarak da yememe-içmeme gibi belirtiler gözlemlenmektedir. Şişkinliğin yaygın olduğu zamanda, gıda alma, çiğneme ve yutkunma güçlüğü görülecektir. Bu problemler kedimizin genel durumunda da bozulmalara yol açacaktır. Eski hareketliliğini yitirmesi, uykulu bir hal, mama yememesi, su içememesi gibi semptomlar, kedimizin sağlık sorunları olduğunu açıkça belli etmektedir. Müdahale edilmemesi durumunda, zamanla, apse oluşmakta ve salya ile karışık irin akışı olmaktadır.

Salya bezi yaralarında ise, yeni olgularda, kanama ve kanlı salya akışı görülebilmekte, salya akıntısı, damla damla veya çiğneme sırasında, sürekli bir şekilde olmaktadır.

 Ne Yapabiliriz?

 Başlangıçta, bölge temizlenir ve sıcak antiseptik kompres uygulanır. Sonrasında, uygun pomatlar günde 2-3 kez sürülmelidir. Genel etkili antibiyotikler uygulanmalı ve vitaminlerde desteklenmelidir. Apse olgularında, olgunlaşan apse hemen açılmalı ve tedavi edilmelidir. Kronik olgularda ise salya bezinin alınması gerekebilir. Bu tedaviler, veteriner hekimi tarafından yapılmalı ve kedimiz, sürekli kontrol altında tutulmalıdır.

 Salya Kistleri neden oluşur?

 Salya bezleri, salgıladıkları salyaları, kanallar ile, ağza aktarırlar. Bu kanallardaki, mekanik ya da yangısal nedenlerle oluşan tıkanmalar sonucunda, salya, bez içinde veya kanallarda birikebilir. Bu birikme zamanla, salya kistini oluşturur.

 Belirtileri Nelerdir?

 Salya Kistleri, dil altında, çene altında ve bazen de boynun üst yarımında oluşabilmektedir. Dil altında oluşan salya kistleri, fluktuan (Balona su konulmuş gibi), açık kırmızı-sarımsı renkte, oval ya da yuvarlak şişkinliklerdir. Şişkinlik küçük olduğunda, ağız içinde ve dilin yan taraflarında da görülebilmektedir. Büyük olduğunda ise, dudakları arasından geçerek, ağızdan dışarı sarkar. Gıda alımı ve çiğneme fonksiyonları ile su içme güçlükle yapılır. Boyun kistleri ise, çene altında ve bazen de boynun üst yarımına kadar uzanan, yine fluktuan kıvamda, dışarıdan deri ile örtülü, oval şekilli şişkinlikler oluştururlar. Herhangi bir enfeksiyona sebep olmasa bile, görünüm kusuru olarak değerlendirilirler.

 Ne Yapabiliriz?

 Dil altında oluşan kiste Ranula denmektedir. Bu türde, şişkinliğin açılması ve direne edilerek temizlenmesi gerekmektedir. Boyun kistlerinde ise, en güvenilir sağaltım (tedavi) ise, bezin total halde alınmasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken şey, tekrardan kist oluşumunu önlemek için, tamamının alınması gerekliliğidir.

 Kedi severlere Önerileriniz?

 Kedilerinizin ağız-diş bakımını kesinlikle aksatmadan yaptırmalısınız. Veteriner hekimleri, hem hayvanınızın, hem de dolaylı da olsa sizin sağlığınızı korurlar. Sağlıklı nesiller yetiştirmek için, doğumdan ölüme, tüm tedavilerini, aşılarını ve bakımlarını yaptırmalısınız. Ev yemekleri vermek yerine, onlar için hazırlanan, tüm vitamin, mineral ve proteinleri kapsamıyla, dengeli, kuru mamaları tercih etmelisiniz. Mama seçimi konusunda da, veteriner hekiminizden yardım alabilirsiniz.

Veteriner Hekimi Ceyda YILMAZ

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Kedi Hastalıkları

9 Şubat 2010

Melekler Mekanı – Kedilerde Hastalıklar ve Belirtileri Kedi Nezlesi İsmi sizi yanıltmasın, çok rastlanan ve akut bir biçimde geçen kedi nezlesi çok tehlikelidir. Bu hastalık yavru kedilerin ölümüne bile neden olabilmektedir.

Belirtileri - Yaşaran gözler
- Salya akımı

Bu durumdaki kedi vakit kaybetmeden veterinere götürülmelidir. Maalesef bazı durumlarda bu hastalık başka hastalıklara neden olabilmektedir. Bu nedenle KORUMA AŞISI yapılması tavsiye edilir.

Kedi Epidemisi Çok tehlikeli olan bu hastalık bulaşıcıdır. Bu hastalığın kurbanları daha çok genç ve yaşlı kedilerdir. tedavisi mümkündür ama maalesef her zaman olumlu sonuç vermeyebilir. Koruma aşısı kedinizi bu hastalıktan uzak tutacaktır.

Gençlik Hastalığı Kediseverler arasında çok korkulan bir hastalıktır.

Belirtileri - Yüksek ateş
- İştahsızlık
- Kusma
- Ağızda kötü bir koku
Bu belirtilerden 3 – 4 gün sonra kusma başlar. Hayvan dikkatle izlenirse belirgin bir zayıflama gözlemlenir. ayrıca gözlerde akıntı başlamıştır. Ateş daha sonra düşse bile tekrar yükselir. Hastalığa yakalanan hayvan çok su içer ve soğuk yerler bularak buralarda yatar.
Bu aşamadan sonra hastalık ölümle sonuçlanır.
Hastalığın teşhisini veteriner kan ya da salya testleri ile saptayabilir. Ciddi bir hastalık olan gençlik hastalığının aşısı mevcuttur. Kedinizi hastalığa yakalanmadan önce aşı yaptırarak bu hastalıktan korunmasını sağlayabilirsiniz.

Kedi Aids’i
Bu hastalık kedilere insanlara bulaştığı gibi bulaşmamaktadır. Bu hastalığın tedavisi yoktur ve ölümle sonuçlanır.

Karınderisi iltihapları Bulaşıcıdır ve bir virüsten ortaya çıkar. Bu enfeksiyon çok yavaş oluşmaktadır. Hasta kedi sıkıntılı ve zaman zaman iştahsızdır. tedavisi, teşhisi zordur ve zaman alır.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Kopek Hastalıklari ve Korunma Yöntemleri

9 Şubat 2010

VİRAL HASTALIKLAR

A- KUDUZ

Kuduz; bütün sıcak kanlı hayvanlarda ve insanlarda görülen bulaşıcı ve öldürücü viral bir hastalıktır.Çok sık olarak kokarca , rakun ,yarasa, tilki, sığır ve kedilerde görülür.Kuduz hastalığının bulaşması genellikle hastalığı taşıyan bir hayvanın ısırmasıyla olur.Bunu yanında hata hayvanın salyasını deri üzerindeki açık bir yaraya temas etmesi ve köpeğin yakın bakımı tımarı sırasın da ellerde küçük çiziklere salya bulaşmasıyla da hastalık meydana gelebilir.
Kuduz hastalığının kuluçka süresi ortalama 2-8 haftadır.Yani kuduz etkeni vücuda girdikten 2-8 hafta sonra gelişimini tamamlar ve hastalık belirtileri ortaya çıkmaya başlar.Fakat bu süre ,ısırılan yerin beyne olan uzaklığına göre 10 ila 180 gün arsında değişir.Etken beyne yakın yerde vücuda girmişse daha kısa bir sürede belirtilerini gösterebilmektedir.Kuduzun belirtileri:hastalık iki şekilde görülmektedir.

KLASİK KUDUZ

3 devre halinde görülür.
Sakin Devre

Bu devre ruhsal değişikler ile başlar.Köpekler ışıktan korkarlar, karanlık yerlerde saklanırlar.Ağzından salya akması artar.Yutkunma güçlüğü ve buna bağlı olarak su içme isteğinde zorluk görülür.Göz bebeklerin birinde daralma ,diğerinde genişleme görülür.Isırılma yerinde ve çevresinde kaşınma meydana gelir.Hayvanlar vulva bölgesini dişleyerek kendi kendini ısırırlar bu devre 12-72 saat devam eder.

Saldırgan Devresi

3-7 gün süren bu devrede huysuzluk ve sinirlilik artar.Yiyecek niteliği olmayan taş ,toprak,ağaç parçası ve dışkı gibi şeyleri yeme isteği gösterirler kendi zincirini ve kafesin dişler.Hafif ses ve ışık karsısında aşırı heyecanlanırlar.Yutak kasları felç olur ve köpek salyasını yutamaz ağzından sürekli salya akışı görülür bu devrenin sonlarına doğru vücüt kaslarında titremeler görülür.Hayvan bu devrede ölmez ise felçli devreye girer.

Felç Devresi

Saldırganlık devresinin sonunda köpekte bitkinlik ,alt çene kaslarının felcinden dolayı ağzı kapatamama,yürüyüş bozukluğu görülür.Felç tüm vücuda yayılır.Yattığı yerden kalkamaz ve sonunda ölür.

Sakin Kuduz

Bu tür kuduzlar saldırganlık devresi oluşmadan felçler başlar.Köpeklere de ısırma ve havlama görülmez.

Kuduzdan Korunma

Kuduz hastalığı bulaşıcı ve öldürücüdür.Hasta köpekler tedavi edilmezler.Bu gibi durumlarda , konun ile ilgili sağlık koşullarına ve tedbir alması için birlik komutanlarına haber verilir.Tedavi edilmeyen bu hastalığın önüne geçmekte en önemli konu korunmadır.AKEP köpeğin diğer köpeklerle başı boş ve vahşi hayvanlarla temasını kesmelidir.Kendi köpeklerinin ısırılma veya tırmalanma olaylarını mutlaka birlik veteriner hekimine bildirmelidir. Isırılan hayvanlar ele geçirilmeli ve birlik veteriner hekimin talimatına kadar gözlem altında kapalı tutulmalıdırlar bu gözlem işlemi esnasında diğer ısırma ve tırmalanma olaylarına sebebiyet verilmemelidir.
Kuduz son derece tehlikeli bir hastalıktır. Isırılan kimseler ve köpekler vakit geçirilmeden aşılanmalıdır. Isırılan hayvan karantinaya alınma ,10 gün süre ile gözlem altında tutulmalı ve ölmesi beklenmelidir. 10 içinde hayvan ölürse aşılanmalara devam edilir. Bu sürede ölüm meydana gelmezse hastalık belirtileri görülmese aşılanmaya son verilir.
Kuduz bir kişi tarafından ısırılan kişi veya köpek için ilk yapılması gereke şey ısırılan bölgenin temizliğidir. Bölgenin ivedilikle sabun , bol sabun, deterjan veya antiseptikli sular ile yıkanarak temizlenmesi gerekir.Derin ve parçalanmış yaralar kesinlikle dikilmemeli bandaja alınmamalıdır.
Köpekleri kuduz hastalığından korumak amacıyla ,sağlam hayvanlara yılda bir kez alşı yapılır ve bu her yıl tekrarlanmalıdır.

B- Gençlik Hastalığı (Distemper)

Etken bir virüs olup insanlardaki kızamık virüsüne benzer.Hastalık genellikle 3-12 aylık köpeklerde görülür.Hastalarda ilk 3 gün yüksek ateş görülür.Sonra , düşer ve tekrar yükselir.Hastalık genellikle 7-10 gün sürmesine rağmen aylarca da devam edebilir.Bu hastalık beş ayrı şekilde görülebilir.

1-Sinirsel şekil

Hasta köpekte ateş yükselir , dudak ,bütün vücutta titremeler görülür. Yürüyüş düzensiz olup, felçlerle sonuçlanır. Hayvan ağrı duyuyormuş gibi bağırır ve korku duyar.
Solunum Şekli
Burundan mukopurülent bir akıntı gelir. Aksırma ve öksürme başlar, iştah azalır, hayvan bitkinleşir, 1 – 2 gün sonra akciğer temelli rahatsızlanır.

Mide Bağırsak şekli

Hayvanlarda kusma kanlı ve köpüklü isal görülür. Kilo kaybı şekillenir. Hasta düşkün durumdadır ve aşırı su kaybetmiştir.

Göz şekli

Gözlerde akıntı vardır. Göz kapakları birbirine yapışır. Göz konjoktivaları kirli kırmızı renk alır ve hasta köpek ışığa bakamaz.

Deri şekli

Derinin tüysüz ve az tüylü bölgelerinde lezyonlar oluşur. Bu lezyonlar zamanla kurur ve dökülür ve yerlerine kırmızı lekeler kalır.
Hastalık %20 oranında ölümle sonuçlanır. Bu hastalıktan korunmak için köpekler rutubet ve cereyandan ve şiddetli soğuklardan korunmalı ve beslenmelerine yeterli önem verilmelidir. Yavrular 6 – 12 haftalar arasında aşılanmalıdır.

KOPEKLERDE BULASICI KARACIGER HASTALIGI

Köpeklerin enfeksiyöz bir hastalığı olup , ateş , kanama ve pıhtılaşma bozuklukları ile karakterizedir. Hastalık kanlıysa isal ve gençlik hastalığına çok benzemektedir. Hastalığın etkeni bir virüs olup çoğunlukla 2 – 3 aylık genç köpeklerden, nadiren de bağışıklık kazanmamış yaşlı köpeklerde görülür. Erişkin hayvanlarda ölüm oranı %10 – 30 , yavrularda %90 – 100 civarındadır. Hastalığın iyileşmesi oldukça uzun sürer. Bulaşması idrar ve idrarla bulaşmış yiyecek ve su kaplarının kullanmasıyla olmaktadır. Hastalık yüksek ateş (40 derece ve üstü ) durgunluk iştahsızlıkla seyreder ve şiddetli ağrılar olur. Göz zarlarında ve diğer vücut zarlarında sararma başlar. Hastalığa yakanmış gebe köpekler yavru atarlar.
Bu hastalığın tedavisi çoğu zaman sonuç vermez. Asıl önemli olan zamanında yapılan aşılamalardır. Köpekler 1 aylıkken ilk aşısı olmak üzere 1. yıl 2 aşı daha sonraki her yılda 1 kez aşılama yapılarak hastalıkta korunur.

İnfeksiöz Tracheabronchitis

Her yaştaki köpekte görünebilen alt solunum yollarında iltihaplanmaya neden olan viral bir hastalıktır. Hasta yavru köpeklerde öldürücü olurken,yaşlı hayvanlarda bronşitise neden olur.
Hasta köpeklerde en önemli belirti öksürüktür.Bu hastaların trachea ve larenx bölgesine basınç yapılacak olursa öksürüğün şiddetlendiği görülür.Beden ısısı normal , bazen biraz yüksektir.Ancak hayvanlar sürekli iştahsızdırlar ve bir kenara çekilip yatmak isterler.Genç Köpeklerde ise hastalık daha şiddetli seyreder ; beden ısısı yükselir.Burundan irinli akıntılar gelir.Hasta köpeklerde aynı zamanda yaş öksürük ve depresyon görülür.Hasta hayvanlar tedavi amacıyla hospitalize edilmelidir.Aksi taktirde hastalık bir arada bulunan diğer hayvanlara da yayılır.Hasta havanlar serin ve temiz bir yere alınarak anitbiyotiklerle tedavi edilir.Hastalıktan korunmak için geliştirilmiş olan aşılarla köpekler 6-8 haftalıkken aşılanır.

Köpeklerin Kanlı İshali(Parvoviral Enterit)

Genellikle 6-18 haftalık köpeklerde öldürücü kanlı ishallere neden olan viral bir hastalıktır.Doberman pincher ve rotweiler ırkı köpekler ile bir yasından küçük köpekler bunu hastalığa duyarlıdır.4-16 haftalık köpeklerde kalp kasında yaptığı hasara bağlı olarak ani ölümlere sebep olur.Bu durum yavru köpeklerin yeterli anne sütü alamamasından kaynaklanır.Bu hastalık hava , bulaşık, yiyecek ve su malzemeleri ile diğer kulübe malzemeleri ile diğer köpeklere bulaşır. Kalabalık ,stres ve parazitler hastalığı şiddetlendirir .
Bu hastalık köpeklerde iki şekilde görülebilir.Virüslerin kalbe yerleştiği 1.şekilde köpeklerde yüksek ateş ,iştahsızlık ve bitkinlik görülür.Hasta ve etkisini çabuk görüldüğü bu formda 24 saat içinde ölüm gözlenir.2. şekilde ise bağırsaklarda yerleşen hastalık etkeni yüksek ateş bitkinlik,iştahsızlık yanında pis kokulu şiddetli ishaller sonucu aşırı su kaybına neden olur.İshal kanlıdır ve köpek birkaç gün içerisinde ölür.
Bu hastalığın tedavisi çoğu zaman sonuç vermez.Asıl önemli olan zamanında yapılan aşılamadır.Aşılamalar tam ve düzenli olarak yapılmalıdır.

BAKTERIYAL HASTALIKLAR

Leptospirosis (Sarılık)

Her yaştaki köpekte görülebilen bu hastalık insanlara da geçebilmekte bu yüzden halk sağlığı açısından da önem taşımaktadır. Hasta hayvanlar idrarlarıyla çıkardıkları hastalık etkenleri ile suları , toprağı ve kendi gıdalarını bulaştırır. Bu hastalık köpeklerde yüksek ateş ,göz ve ağız zarlarında sararma ve genel bitkinlik ile seyreder.Belirtiler karaciğer ,böbrek ve damar sistemindeki bozukluklarla ortaya çıkar.Hasta hayvanlarda ilk görülen belirtiler iştahsızlık ve kusmadır.ağız ve dilde ülserler oluşur.
Hastalık erken tespit edilirse tedavi şansı artar.Korunma , diğer hastalıklarda olduğu gibi aşılama ile olur.Köpekler hastalığın insanlara da taşınmasına da neden olur.Hastalık insanlara da hasta hayvanları idrar ,kan ve hastalıklı organları ile bulaşır.Hem hastalığın köpeklerden insanlara naklini önlemek için ,hem de köpekleri bu hastalıktan korumak için hayvanlara aşı uygulamaları yapılır.

Brucellosis

Dişi köpeklerde yavru atma erkek köpeklerde üreme bozuklukları ve yavru köpeklerde ise ölümlerle seyreden zoonoz bir hastalıktır.Hastalığı meydana getiren etken bir bakteridir.Hastalık ergin hayvanlarda etkenin ağız – burun ,göz veya üreme organlarıyla alınmasıyla başlar.Yavru köpekler ise hastalık etkeninin anne karnında iken alırlar.
Hasta köpeklerde genellikle hastalık belirtileri görülmez.Ergin erkek ve dişilerde kısırlık , dişilerde yavru atma, ölü ve zayıf yavru doğurma ,erkek köpeklerde derma titiz ve testislerde bozukluk görülebilir.
Hastalığın teşhisi bakteriyojik testlerle yapılır ve tedavisinde antibiyotikler kullanılır.insanlar bu hastalığa nadiren yakalanırlar . ancak düşük yavrular ve yavru zarları ile direkt bulaşma mümkündür. Hastalığın yayılması ve insanlara bulaşması köpeklerin kısırlaştırılması veya hasta köpeklerin öldürülmesiyle engellenebilir.

Salmonellosis

Mide bağırsakları etkileyen bu hastalığın etkeni bir bakteridir. Hastalık etkeni bakteriler köpeklerin bağırsak kanallarında rölatif olarak bulunurlar. Ve uygun şartlarda hastalığa neden olurlar. Hastalık bulaşık su ve gıdaların alınması ile diğer hayvanlara bulaşır hastalığın klinik şekline ergin köpeklerde rastlanılmaz. Genç hayvanlar hastalığa karşı daha hassastır. Köpeklerin çoğu gaitaları ile etkeni çıkarmalarına rağmen hastalık belirtileri göstermezler. Şiddetli hastalarda ateş ve şiddetli bir zayıflama görülür . ateş 40 – 41 dereceye çıkar,iştahsızlık ,depresyon,kusma ve hastalığın başlamasından 3- 5 gün sonra isal görülür. Dışkı sıvı kanlıdır. Hastalık bazı köpeklerde akciğer, karaciğer,böbrek ve rahme yerleşebilir. Rahme yerleşen olaylarda yavru atmalar görülür.

Campylobacteriosis

Bakterinin Neden olduğu enteritisle karakterize bir hastalıktır. Hastalık etkenleri kontamine su ve gıdalarla indirekt olarak bulaşır. Direkt gaitanın alınması ve sineklerle de bulaşma olabilmektedir. Hastalığın seyri 7 – 10 gündür. Yavru köpeklerde iştahsızlık, bitkinlik, isal, ateş ve kusma görülür. Bazı hayvanların iştahları normal olabilir. İsal sulu kanlıdır. Ergin köpekler enfekte olmalarına rağmen her herhangi bir belirti göstermeyebilir. Ancak hayvanlar. Herhangi bir belirti gösteremeseler bile kalabalık ve sağlıksız ortamların bulaşma nedeni olabilir.

Tetanoz

Santral sinir sistemini etkileyen ve iradi kaslardaki spazm ile karakterize bir hastalıktır. Hastalık etkeni bir mikro organizma olup,yara bölgelerine toprakta bulaşır genellikle genç köpeklerde görülen bir hastalıktır.
Hasta hayvanların iskelet kaslarında kasılmalar şekillenir. Yüz kasları gerilir, kulaklar dikleşmiş ve sertleşmiştir. Arka ayaklar gergin ve atlama sehpası görünümündedir. Yüz kaslarındaki spazmdan dolayı çene kilitlenir,ağız güçlükle açılır ve hayvan rahat yiyip içemez. Hayvanlar dış uyarımlara karşı son derece duyarlıdır bu uyarımlarla birlikte belirtiler daha da şiddetlenir. Hastalar zaman zaman dişlerini de gıcırdatırlar. Hastalık % 80 ölümle sonuçlanır ölüm genellikle solunum felci sonucu olur.

Bakteriyel ve Viral Hastalıkların Kontrolü

Viral vebakteriyel hastalıkların köpekler arasındaki yayınımları oldukça hızlı olmaktadır. Birçok hastalığın tedavisi çok güçtür. Hastalıkları atan köpeklerde hastalık belirtileri sonraki dönemlerde de görülebilir. Hastalık etkenleri gerek köpek gerekse barınaklarda tamamen büyük çabalar gerektirmektedir.Bu gibi sebeplerden dolayı köpek bulunan yerlerde köpeğin sağlığına gereken önem verilmesi gerekmektedir.
Köpek barınaklarının temizliği her gün titiz bir şekilde yapılmalı kulübe içindeki çatlaklar döküntüler ve köpeğin sağlığını tehdit eden bozukluklar giderilmelidir.Kulübeler en az haftada bir gün etkili dezanfekte maddelerle temizlenmelidir.
Köpeklerin günlük bakımları tımar ve banyo işlemleri usulüne uygun yapılmalıdır.Bu olaylar köpeğin hoşuna gittiği gibi dış bakım ile sağlık kontrolü sağlar.
Askeri köpekler hem kulübelerinde hem de görev alanlarında sürekli gözlem altında tutulmalıdır. Köpekteki anormal davranışlar organlardaki değişmeler dışkının kıvamı hastalıklar hakkında AKEP ’e önemli ipuçları verir.
Köpeklerdeki anormal durumlara karşı AKEP hastalıkları müdahaleci değil tespit edici olmalıdır. Muayene konusunu mutlaka veteriner hekime yaptırmalıdır.

KOPEKLERDE PARAZIT HASTALIGI

Parazit denince, tüm hayatı boyunca veya belirli bir süre doğal olarak kendisinden daha kuvvetli başka bir canlının üzerinde veya içinde yaşayan ve organizmanın zararına gelişip çoğalan canlılar akla gelmelidir.
Köpeklerde bulunan parazitlere ülkemizde sıkça rastlanmaktadır. Bu parazitler köpeğe direkt zarar verebildiği gibi bir kısmı gelişme dönemlerinde insan ve diğer hayvanlara da geçerek zarar verebilirler. Bu yüzden bir kısım köpek parazitleri insan sağlığını tehlikeye düşürebilir. Köpek eğiticisi önce kendi sağlığını daha sonra köpeğin sağlığını koruyabilmesi için bu hastalık etkenlerini de bunları nasıl kontrol edebileceğini bilmesi gerekmektedir.
Köpeklerde bulunan parazitler iki ana başlıkta incelenebilir. Bunlar İÇ ve DIŞ parazitlerdir.

(1) İç Parazitler:

İç parazitler diyette bulunan besin maddelerini tüketerek, kan emerek veya bazı vücut fonksiyonlarını engellemek sureti ile dokulara zarar verir.İç parazitler çok hücreli ve tek hücreli olmak üzere ikiye ayrılırlar.

Çok Hücreliler ( Helmintler )

KELEBEKLER ( TREMATODLAR )

Halk arasında kelebek diye tanınan bu parazitler hem erkek, hem de dişi olmalarından dolayı üreyebilmektedirler.Bunlardan bazıları köpeklerde karaciğer, safra kesesi ve deri altına yerleşirler. Bağırsak kelebekleri aşırı miktarda olduğu zaman ishale yol açar.

ŞERİTLER ( CESTODLAR )

Bu parazitler bir baş bir boyun ve halkalardan oluşurlar.Köpeklerin sindirim sisteminde bulunan bu parazitler genelde ishal ve zayıflamaya neden olur.Bu parazitler günlük olarak dışkıyla birlikte dışarıya bir halka atarlar.Dışarıya atılan bu halka parçalanarak içindeki yumurtalar serbest kalır. Bu dışkılar iyi temizlenmezse yumurtalar ara konakçılar ( insan ve koyun vb. ) tarafından değişik şekilde alınırlar ve insanda kist meydana getirirler. Kist hidatik, olgunu köpeklerde bulunan Echinococcus granulosus isimli parazitin arakonakçı insan, koyun, keçi,sığır, domuzlardaki larva şekli hidatik kistlerin oluşturdukları bir hastalıktır. Echinococcus granulosus 3-6 mm uzunluğunda olup 3 halkadan oluşur. Köpeklerin ince bağırsağında yaşayan parazitin binlercesi bile köpeğe önemli bir zarar vermez. Sadece sıradan bir ishal oluşturur.
Parazitler günlük olarak dışkıyla beraber birer halka atarlar. Bu halkalar dış ortama çıktığında parçalanarak içerisindeki yumurtalar serbest kalır. Serbest kalan bu yumurtalar çevredeki bitki, gıda, malzeme ve köpeğin kıllarını bulaştırırlar. Çevreye dağılmış olan parazit yumurtaları arakonakçılar(insan, koyun vb. ) tarafından değişik şekillerde alınır. Bu yumurtalar ya iyi temizlenmemiş marul, maydanoz vb. bitkilerle, gıdalarla ve malzemelerle alınır yada köpeklerle oynayan küçük çocuklar ve köpeklerle temas halindeki insanların (eğitici, bakıcı vb.) pis elleriyle alınırlar. Bu şekilde alınarak yutulan yumurtalar bağırsaklara ulaştığında içerisindeki çengelli kısım serbest kalır ve kana karışır. Böylece kanın gittiği bütün organlara kadar giderek orada yerleşir ve kist şeklini alırlar. Kistlerin en çok görüldüğü organlar karaciğer, akciğer, böbrek, dalak, beyin ve kalptir. Bunun dışında prostat, kemik iliği , pankreas gibi değişik organlara ve bezlere de yerleşebilmektedirler.

Buralara yerleşen kistlerin gelişimi oldukça yavaş şekillenir. Bu kistin 3-4 mm büyüklüğe ulaşabilmesi için 1-2 yıl geçmesi gerekir. Bunlar içleri dolu kaseler olup bulundukları organın fonksiyonuna bağlı olarak solunum güçlüğü, sarılık, karın ağrısı, çocuklarda büyümede gecikme gibi belirtilere neden olurlar.
Hastalığın ilaçla kesin tedavisi yoktur.en kesin çözüm operasyonla kistin bulunduğu organdan uzaklaştırılmasıdır.
Bu hastalıktan korunmak için alınması gereken tedbirleri şu şekilde sıralayabiliriz.

Hijyen kurallarına mutlaka uyulmalıdır.

Köpekle oynadıktan sonra ve yemeklerden önce eller mutlaka temizlenmelidir.

Parazitin konakçısı köpekler olduğu için başıboş köpeklere karşı mücadele edilmelidir.

Kaçak et kesimlerinin önüne geçilmelidir.

Köpeklerdeki tenyalara karşı ilaçla müdahale yapılmalıdır.

Köpeklere verilen etler mutlaka pişirilmelidir.

Toplum; iletişim araçlarıyla bu hastalık hakkında bilgilendirilmelidir.

Köpeklerde bulunan tenya tüylerinden biride Diphylidium Caninum’dur.İnsanlarada bulaşabilen bu parazit 20-70 cm uzunluğunda halkaları ufak, yassı, ve salatalık çekirdeğine benzeyen bir tenyadır. Ara konakçısı bit ve pireler olup, bunlardan gelişen larva şekli köpek ve insanlara bulaşır. İnsanlarda bulunan parazit anal bölgede kaşıntıya neden olur.
Taenia multiceps 1 m uzunluğunda olup ara konakçı koyunların beyninde dönme olup hastalığına neden olan lavra şekilleri bulunur. Bu tür hastalıklı beyinleri yiyen köpeklerde 2 ay sonra tenya haline dönüşürler. Köpeklerde daha birçok tenya türü bulunmasına rağmen en önemlileri yukarıda belirtilenlerir.
Köpeklerde bu tenyaların varlığında belirgin septomlar görülmez. Dışkıda halkaların görülmesiyle, yada parazitolojik muayene sonucu teşhis edilebilirler. Bu yüzden köpekler herhangi bir belirti ortaya çıkmasını beklemeksizin 2-3 ayda bir periyodik olarak ilaçlanmalıdır. İlaç verelin köpeklerin dışkılarında parazitler beyaz yumaklar halinde görülürler.

SOLUCANLAR ( NEMATODLAR )

Yurdumuzda görülen en önemli köpek solucanları; kancalı kurtlar, askaritler ve kalp parazitleridir. Bunların hepside insana geçebilir.Kancalı kurtlar köpeklerin ince bağırsaklarında yaşar ve bıraktıkları yumurtalar dışkı vasıtası ile diğer köpeklere geçer. Bu esnada yumurtadan çıkan lavralar ağız yada açık yara yolu ile insanlara bulaşır. Bunun belirtileri yıllar sonra ortaya çıkar.
Bunların her üçüde insanlara geçebilir.
Kancalı kurtlar (ancylostoma, uncinaria) köpeklerin ince bağırsaklarında yaşar ve bıraktıkları yumurtalar dışkı vasıtasıyla diğer köpeklere geçer. Bu durumlarda yumurtalardan çıkan lavralar insanlar tarafından ağız ve açık yaralar vasıtasıyla alındığı zaman deri altında veya yerleştikleri organlara göre (kalp, böbrek, karaciğer vb.) hastalık oluştururlar. Belirtileri yıllar sonra ortaya çıkabilir.
Köpeklerde ince bağırsağın duvarını tahrip eden bu parazitler dışkıda kan görülmesine ve ishallere neden olurlar.
Askarit adı verilen parazitler (Toxocara canis, Toxoascaris leonina) anneden yavru köpeğe göbek kordonu ve anne sütü ile geçerler. Bu nedenle yavru köpeklerin % 60-70 inde bağırsaklarda görülür. Dışkı ile atılan yumurtalar diğer köpekleri enfekte edebildiği gibi insanlara da geçer.
Yavru köpeklerde karın şişkinliği, ishal, kusma ve nadiren solucanın kendisinin görülmesi ile tanınırlar. Yavru köpekler doğumdan 30 gün sonra başla***** 10 gün arayla ve anne sütünden kesilinceye kadar hastalık varmış gibi tedavi edilmelidirler.
Kalbin içinde yaşayan diğer bir etkende Dirofilaria immitis adı verilen bir kan parazitidir. Bu etken köpeklerde kalbe ve kalpten çıkan ana damarlara yerleşir. Köpekten köpeğe kan emen sinekler yoluyla geçerler. Nadiren D.immitisin larvasını taşıyan sivri sinek insanlardan kan emince bu parazit insanlara da geçebilir.
Köpeklerdeki görünüşü 12-30 cm. uzunluğunda yorgan ipliği şeklindedir. Köpekte soluma güçlüğüne, aşırı halsizliğe ve ayak ile vücudun bazı yerlerinde tüy dökülmesiyle kızarıklığa neden olur. Köpek kısa koşularda bile nefes nefes kalır ve ani kalp krizinden ölebilir.

Tek Hücreli Parazitler ( Protozoonlar ) :

Bu parazitler gözle görülmeyecek kadar küçüktürler ve bağırsaklarda yaşarken bir kısmı da kan ve dokularda yaşarlar.Tek hücreli parazitler şunlardır.

Leishmaniosis :

Leishmaniosis, Leismania cinsi protozonların neden olduğu bir hastalıktır. Leismania türleri hücre içi parazitlerdir ve enfekte dişi kum sinekleri tarafından kan emme işlemi sırasında bulaşırlar. Başlıca belirti ve lozyonlar deri ve iç organlarda görülür.

Visceral Leishmaniosis(iç organlar Leishmaniosis):

Hastalığın ileri safhalarında bütün organlar etkilenmiş olur.En çok etkilenen organ karaciğer ve dalaktır.Hasta çocukluk yaşlarında ise kara ciğer büyüklüğü ve ağırlığı normalin iki katına ulaşır. Bu hastalık birden bire titreme , yüksek ateş ve kusma gibi ani belirtilerle başlayıp , sıtma ile karıştırılabilir. Ani başlayan olaylarda burun , diş etleri ve barsak kanamaları görülebilir. Hastalık ilerledikçe zayıflama ve kansızlık belirginleşir.Hastada tipik olarak ateşin yanında kilo kaybı , kansızlık ve şiş bir karın görülür.Deri kuru ve incedir.

Cutaneaus Leishmaniosis (Deri Leishmaniosisi) :

Bu hastalığa şark çıbanı da denir. Hastalık iki şekilde görülmektedir.

- Kuru Tip:

Hastalık ara konakçı sineği soktuğu yerde küçük, sert ve kaşıntı bir kabartı ile başlar. Bu kabarık , üzeri kabuklu ve hafif sızıntısı olan bir ülser şeklini alır. İyileşme bir yıl kadar sürer. Bu yüzden buna “Yıl Çıbanı” da denir. Bu tipe hemen her zaman vücudun açık kısımlarında , daha çok yüzde ve ellerde rastlanır. Lezyon bir tanedir, bazen daha çok sayıda olabilir. Lezyonların bulunduğu yerde iyileşme sonunda büzüşmeler nedeniyle şekil bozuklukları görülebilir.

- Yaş Tip:

Lezyonlar birden daha fazla sayıda olabilir ve çabuk olgunlaşır , birkaç ayda derin yara izi bırakarak iyileşir. Kuluçka süresi kuru bir tipi oranla kısa olup iki hafta ile 3 ay arasında değişir. Sineğin soktuğu yerde ödemli bir kabartı oluşur ve daha sonra ülserleşir. Burun , kulak ve göz kapakları ile kulak içi ve ayaklarda önce kabarcıklar şeklinde başlayan bu lezyonlar daha sonra yara şekline dönüşür. Buralardaki lezyonların kenarları belirgin ve düzensizdir.

Leishmaniosis ‘ in teşhisi etkenin direkt olarak ortaya konması veya serolojik yöntemlerle olur.
Bu hastalıktan korunmak için alınması gereken başlıca önlemler şunlardır;

Arakonakçı sineklerle mücadele edilmelidir.

Şark çıbanı temasla da geçebileceğinden bu konuda halk bilgilendirilmelidir.

Arakonakçılar gece soktuklarından ikamet edilen mekanlar iyi aydınlatılmalı , havalandırılmalıdır.

Bölgede bulunan insan ve hayvanlar taranarak hastalığın durumu muhakkak belirlenmelidir

Babesiosis :

Köpeklerde Babesidae soyundan kan parazitleri tarafından meydana getirilen bulaşıcı bir hastalıktır. Bu parazit alyuvarlar içinde bulunur.Hastalık başta keneler olmak üzere birçok sokucu sinek tarafından bulaştırılır. Parazit vücuda girdikten 7 – 21 gün sonra hastalık başlar.Hastalıkta 40-42 derece ateş, iştahsızlık, düşkünlük, görülür. Mukozalar soluk veya siyah kanlı şekildedir.Nabız artar, solunum güçleşir, idrar sarı yada koyu kırmızı renk alır. Hastalık ilerledikçe kusma ve ağızda yaralar görülür.

Toxoplazmosis :

Toxoplazma gondii isimli protozoon tarafından meydana getirilen ve bütün sıcak kanlı hayvanlarda görülen bir hastalıktır. Kediler hastalığın son konakçısıdır. Bulaşma enfekte kedi dışkısı ve çiğ etlerle olmaktadır. Köpeklerdeki başlıca belirtileri ateş, iştahsızlık göz ve burun akıntısı solunum güçlüğü ve sinirsel semptomlardır. Hastalık insanlara geçtiği zaman anormal yavruların doğmasına kısırlık ve düşüğe neden olur.

DIS PARAZİTLER

Dış parazitler eklem bacaklı omurgasız böceklerdir.Bu gurupta kene, bit, uyuz ve sinekler bulunur.

(I) KENELER :

Dünyada yaygın olarak bulunan parazitlerden biridir. Keneler köpeklerin kulak içinde veya kulak dışında, boyunda, sırt ve karın bölgesinde kasık bölgesi ile kuyruk altında bulunur.Köpeğin kanını emerek yaşarlar.Fazla miktarda olduklarında salgıladıkları zehir ve emdikleri kan sonucu hayvan ölümüne neden olur.Keneler kıllar arasında deri içine başlarını sokmak süratiyle kan emerler. Bu yüzden ele alınmak istendiğinde çoğu kez başları koparak deri içinde kalır.hayatlarının değişik dönemlerinde değişik hayvanlardan kan emdiklerinden , kan yolu ile geçen bir çok hastalığı birbirine bulaştırırlar.
Tedavi kenelerin vücuttan uzaklaştırılmaları metoduna dayanır. Bunun için az miktarda kene invazyonlarında tıbbi pensler kullanılmaktadır.Keneyi pens vasıtasıyla toplamak için , mümkün olduğu kadar pens ucu deriye yakın kullanılır ve başı ile beraber deriden alınmaya çalışılır.Köpeklerin dış kulak yolunun derinin kısımlarında bulunan kenelerin toplanması mutlaka veteriner hekim tarafından yapılmalıdır.Kenelerin toplanması işleminden sonra personel ellerini mutlaka yıkamalıdır.
Kenelerin bazıları köpeklerin üzerinde bulundukları gibi hayatlarının belirli dönemlerinde kulübe tesislerinde bulunan çatlak ve yarıklarda , eğitim veya görev yapılan bölgelerdeki ot ve çalılıklarda ve diğer malzemelerde bulunabilirler. Bu tür keneler hayatlarını kan emmeden bir seneye yakın devam ettirebilir. Bu yüzden en radikal tedavi metodu , hem köpeklerin hem de kenelerin bulunabileceği bütün ortamların böcek öldürücü ilaçlarla belirli periyotlarla ilaçlanması ve iyi bir kulübe bakımıdır. Bu ilaçlama veteriner hekim tavsiyesine göre ve onun kontrolünde yapılmalıdır. Aksi takdirde köpeğe zarar verici olabilir.

(II) PİRELER :

Bu canlılar deriyi tahriş etmek, kan emmek ve hastalık bulaştırmak sureti ile köpeğe zarar verirler.Köpeğin tüyleri arasında gezinirken veya hızlı sıçrarken sık sık görülürler . Kontrol altına alınmaları oldukça zordur. Seri hareket ederler ve sürekli olarak köpeğin vücudunda yaşamak zorunda değildirler. Köpeğin kulübesinde veya etrafta bulunan otlarda da yaşayabilirler.Pireler yassı barsak kurtlarının bir köpekten diğerine bulaşmasını sağlar. Pirelerin önüne geçmenin en iyi tedavi metodu hem köpekleri hem de pirelerin bulunabileceği bütün ortamları insektisitlerle belirli periyotlarla ilaçlanması ve iyi bir kulübe bakımıdır.

(III) BİTLER :

Küçük kanatlı böceklerdir. İki çeşidi vardır. Birincisi sokucu-emici(Anoplura) bitler, ikincisi ısırıcı (Mallophaga) bitlerdir. Her iki tip köpeği rahatsız eder.Isıran tipler köpeğin deri kısmını yiyerek yaşantısını sürdürürler kan emen bitler ise deri yüzeyinden kan emerek yaşarlar. Isıran bitler derinin üzerinde veya kıllarında görülebilirler.Kan emen bitler ise , çoğunlukla hareketsiz olup deri yüzeyine fik bir vaziyette görülebilirler.Bit yumurtalarına sirke adı verilebilir ve kıllara yapışmış olarak küçük , hilal şeklinde gri veya beyaz renkte görürler. Bitler daha önceden bahsedilen ken ve pirelere nazaran köpekten uzakta çok kısa süre yaşayabilirler. Bu nedenle tedavisi, bitlenmiş hayvanların uygun insektislerle ilaçlanması ile mümkündür.

UYUZ :

Uyuz etkenleri çok küçük gözle görülemeyecek böceklerdir. Tüm hayatlarını hayvanlar üzerinde geçirirler. Bazı türleri köpeğin derisi üzerine tüneller açıp aşırı kaşınmaya sebep olur. Özellikle burun, yüz, boyun, sırt ve göğüs bölgesine yerleşip buradan yayılırlar.Deride pullanma , kepeklenme kıl dökülmesi ve şiddetli kaşıntı oluştururlar
Uyuz etkenlerinden birisi olan Demodex başlangıçta kaşıntı oluşturmaz. Bu nedenle sosyete uyuzu olarak bilinir.
Uyuz etkenleri tür spesifiktir. Yani köpek uyuzu insana , koyuna v.b. geçmez . aynı şekilde başka tür canlınınki de köpeğe geçmez. Mutlaka hekm kontrolünde tedavileri yapılmalıdır.
Uyuz etkenleri bütün yaşantılarını konakçının üzerinde geçirdiklerinden tedavide yalnızca hasta hayvanın uygun insektisitlerle ilaçlanması esastır.

SİNEKLER :

Sinekler kanatlı ve uçan haşerelerdir. Kimi sinekler yalayıcı olup mikropları ağız ve ayakları ile taşırlar. Kimi sinekler sokucu ve emicidirler. Bunlar sıtma, kalp paraziti ile birçok bakteri taşırlar. Sinekler insanlara da saldırdıkları için köpekteki hastalığı insana da taşırlar.Dişi sinekler kan emebilirken erkekleri ememezler. Aynı zamanda bu parazitler köpekleri rahatsız ederler.Özellikle pis sulara yumurtlayıp oradan yayılırlar.İnsanlara da saldırdıkları için köpeklerideki hastalıkları insanlara taşıyabilirler.

PARAZİTER HASTALIKLARIN KONTROLÜ :

Parazitler hastalıklarının kontrolünde en önemli nokta, hastalıkların teşhisi ve bu hastalıkları karşı korunmaktır.Hastalıklardan korunmak için mutlaka titiz bir temizlik uygulanmalıdır.Köpeğin günlük bakım ve tımarına önem verimeli ve itina ile yapılmalıdır. Paraziter hastalıkların yaygın olduğu bölgelerde , köpeklerde herhangi bir belirti görülmezse dahi paraziter etken varmış gibi köpeğe anti paraziter tedevi uygulanır.
Paraziter hastalığın olduğu bölgelerde biyolojik kontrol uygulanır. Yani enfekte bölgelerde parazit hastalıklarının taşıyıcıları ile mücadele edip bunların ortamdan uzaklaştırılmasına çalışılır. Köpeklerde parazitlerin sebep olduğu belirtiler görülürse sistemli ve planlı antiparaziter mücadele uygun ilaçlarla yapılır. Hastalara uygun tedavi yöntemleri her zaman en geçerli yoldur.Ancak unutulmaması gereken en temel konu kulübe bakımı ve temizliğidir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Forum

Forum Yardim

Reklam Alanı

Reklam Alani
Reklam Alani
Reklam Alani
Reklam Alani
Resimler

Takip Secenekleri

twitter friendfeed facebook feed
Ana Sayfa | Klinkler | Pet Shoplar | Pansiyonlar | Medikaller | Mama Firmaları

Google Adsense Program Politikaları