<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>
<channel>
	<title>Veteriner Ara &#187; onu</title>
	<atom:link href="http://www.veterinerara.com/tag/onu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.veterinerara.com</link>
	<description>Veteriner Hekim ve Hayvan Severlerin Buluşma Noktası</description>
	<lastBuildDate>Sat, 22 Oct 2011 22:19:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Denizin Zeki Kolları</title>
		<link>http://www.veterinerara.com/denizin-zeki-kollari/</link>
		<comments>http://www.veterinerara.com/denizin-zeki-kollari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 20:38:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozde</dc:creator>
				<category><![CDATA[Su Hayvanlarının Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapot]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapot giyim]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapot hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapot nasıl pişirilir]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapot oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapot oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapot salatası]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapot yemekleri]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapotlar]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapotun özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[iri]]></category>
		<category><![CDATA[mavi]]></category>
		<category><![CDATA[mercan]]></category>
		<category><![CDATA[onu]]></category>
		<category><![CDATA[parlak]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[Victor Hugo]]></category>
		<category><![CDATA[zeki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerara.com/ansiklopedi/su-hayvanlarinin-dunyasi/denizin-zeki-kollari.html</guid>
		<description><![CDATA[Yeşil yosunların deniz akıntılarına kapılarak hiç bilinmeyen bir dans yaparmış gibi yavaşça salındığı mercan kayalığının dibinde sessizce belirdi. Sabah mahmurluğu içindeydi. Kollarını bembeyaz kumlara özgürce yaydı. Mavi suları geçerken keskinliğini yitiren ama yine de parlak güneş ışınlarının altında kahverengi, daha çok kızıl kahverengi görünüyordu. Başına doğru turuncu ve beyaz lekelerden oluşmuş süsleri vardı. Sonra hâlâ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeşil yosunların deniz akıntılarına kapılarak hiç bilinmeyen bir dans yaparmış gibi yavaşça salındığı <a href="http://www.veterinerara.com/tag/mercan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with mercan">mercan</a> kayalığının dibinde sessizce belirdi. <a href="http://www.veterinerara.com/tag/sabah/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with sabah">Sabah</a> mahmurluğu içindeydi. Kollarını bembeyaz kumlara özgürce yaydı. <a href="http://www.veterinerara.com/tag/mavi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with mavi">Mavi</a> suları geçerken keskinliğini yitiren ama yine de <a href="http://www.veterinerara.com/tag/parlak/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with parlak">parlak</a> güneş ışınlarının altında kahverengi, daha çok kızıl kahverengi görünüyordu. Başına doğru turuncu ve beyaz lekelerden oluşmuş süsleri vardı. Sonra hâlâ uykulu iri gözlerini ansızın açtı. Sarı renkli gözlerinde, metrelerce uzaktan bile rahatlıkla görünebilen <a href="http://www.veterinerara.com/tag/zeki/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with zeki">zeki</a> kıvılcımlar yanıp sönüyordu. Onu o haliyle gören biri, muzipçe ‘güldüğüne’ yemin edebilirdi.</p>
<p>Kırk sekiz saat boyunca karada yaşayabilecek kadar dirençli, bir anda ortadan kaybolabilecek kadar marifetli, hiçbir şey hissetmeden ateşin içinden geçebilecek kadar dayanıklı, denizlerin sekiz kollu en zeki canlıları olan ahtapotlardan söz ediyoruz.</p>
<p>Zoologlar; omurgasızlar arasında <a href="http://www.veterinerara.com/tag/tam/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with tam">tam</a> donanımlı bir beyin yapısına sahip tek canlı olarak gösteriyor ahtapotları. Hayati tehlike yaşadıkları bir yeri, aradan yıllar geçse bile yeniden gördüklerinde tanıyabiliyor ve oradan hemen uzaklaşıyorlar. Bir kaza ya da saldırı sonucunda kollarından birkaçını yitirirlerse, kısa bir süre içinde o kolları yeniden ‘yaratabiliyorlar&#8217;.</p>
<p><span id="more-24264"></span>İnsanlar için tamamen zararsız olan <a href="http://www.veterinerara.com/tag/ahtapotlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ahtapotlar">ahtapotlar</a>, güçlü kollarını avlanma ya da korunma için kullanıyorlar. Görme yetenekleri omurgalılarla kıyaslanabilecek kadar yüksek. Kafalarından çıkan ve uzunluğu türlere göre değişen, vantuzlarla donatılmış güçlü kolları ahtapotun en önemli silahı ve korunma organı. Bu kolların gücünden etkilenen <a href="http://www.veterinerara.com/tag/victor-hugo/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Victor Hugo">Victor Hugo</a> bile ‘Denizin İşçileri’ adlı romanında onları şöyle betimlemiş, “deri gibi elastik, çelik kadar sert ve gece gibi soğuk”.</p>
<p>Sabır ve Zekâ Küpü</p>
<p>Ahtapotun her bir kolunda tek ya da çift sıra halinde dizilmiş yaklaşık iki yüz kırk civarında vantuz bulunuyor. Saklandığı yer ile mükemmel bir uyum gösterecek şekilde renk değiştirebiliyorlar ve en önemlisi de hareketsiz bir şekilde saatlerce avlarını bekleyecek kadar sabırlılar. Daha çok yengeç, ıstakoz ve midye gibi kabuklu deniz hayvanlarıyla besleniyor. Avlanma sırasında sabrın yanı sıra yüksek bir zekâ da gösteren ahtapot, çok değişik yöntemler uygulayabiliyor. Mesela, güçlü kaslara sahip olduğundan kabuklarının açılması oldukça zor olan midye gibi hayvanları avlamak için herhangi bir güç gösterisine girişmiyor.</p>
<p>Sadece onun yanına sakince uzanıp beklemeye başlıyor. Bazen saatlerce süren bu bekleyişin bir anında, midye beslenmek amacıyla kısa bir süre için kabuğunu açınca, ahtapot küçük bir taşı hemen kabuğun arasına koyuyor ve midyenin kabuklarını yeniden kapatmasını engelliyor. Ondan sonrası ahtapot için tam bir ‘Tiffany’de Kahvaltı&#8217;. Ahtapotların zorlu avlar için kullandığı iki ölümcül silahı var. Ağız boşluğunun ortasında yer alan gagası ve gerektiğinde salgıladığı bir tür zehir. Gagası, en sert ve kalın kabukları bile kırabilecek kadar dayanıklı ve keskin. Tükürük bezlerinden salgıladığı zehir ise avın sinir sistemini etkiliyor ve kısa sürede ölümüne neden olabiliyor.</p>
<p>Duman Perdeleri</p>
<p>Besin değeri yüksek olan ahtapotun her dönemde bir avcısı bulunuyor. Onlar da avcılarından kurtulabilmek için çeşitli savunma organları geliştirmişler. Renk değiştirme ve kamuflaj yetenekleri ile solungaçları arasında yer alan bezlerden salgıladığı mürekkep ahtapotların en önemli savunma araçları. Ünlü deniz bilimci Jacques-Yves Cousteau, “mürekkep fışkırtmanın ahtapotu gizleyen bir duman perdesi olduğunu düşünüyorum, çünkü salgı su içerisinde dağılmadan kuyruklu bir gölge gibi asılı kalıyor ve bu da ahtapotu gizleyecek kadar küçük bir siluet” diyor.</p>
<p>Mürekkep, ahtapotların en büyük düşmanı olan müren balıklarının da koku alma duyusunu saatlerce felç edebilecek güce sahip. Birçok avantaj sağlasa da mürekkep, aynı zamanda ahtapotun sonunu getirebilecek kadar da tehlikeli bir silah. Mürekkebi fışkırttıktan sonra kaçan ahtapot kendi bıraktığı bu bulut içerisinde birkaç dakika kalacak olursa zehirlenerek ölebiliyor. Ahtapotlar, ıslak beze sarılırsa karada 48 saat boyunca yaşayabilme becerisini de gösterebiliyorlar.</p>
<p>Anne Ahtapotun Fedakârlığı</p>
<p>Ahtapotlar, yaşamları boyunca sadece bir kez eşleşiyorlar. Utangaç erkek ahtapot, dişi olana dokunduğunda kızarıp renk değiştiriyor. Dişi ahtapot, döllenmiş yumurtaları salkımlar halinde diziyor. Her salkımda 150-200’ü bulan yumurtalardan ancak birkaç tanesi ergin bir ahtapota dönüşebiliyor. Dişi ahtapot kollarındaki ince zarlar yardımıyla yumurtaları nazikçe tutup onların temiz kalmalarına özen gösteriyor. Sifonu ile su akımı yaratarak yavrularına oksijen veriyor. Annelik ve fedakârlık duyguları çok gelişmiş olan ahtapot, yumurtalarını bıraktıktan sonra yemekten kesiliyor ve beş ay boyunca yavrularının yumurtadan çıkmasını bekliyor. Bu fedakârlığın sonunda yavruları hayata merhaba dediğinde, kendisi de hayata veda ediyor.</p>
<p>Hawaii dilindeki karşılığı ‘kayıp giden hayalet’ olan ahtapotlar, kafadan bacaklılar ailesindeki en gelişmiş sinir sistemine sahipler. Deniz bilimcilerin çoğu, ahtapotu dünyanın en zeki omurgasızı olarak tanımlıyorlar. Hatta zekâ seviyelerinin evcil kedilerle eşit olduğunu söyleyenler de var. Deniz bilimci Neil Mc Daniel onlar için “gözlerinde anlam dolu bir bakış var ve sanki bizleri tanıyor gibi” diyor.</p>
<p>Keldağ’dan Saros’a kadar her dalışımızda ürkek ama “beni görün” der gibi fark edilmeyi bekleyen, sıcak bakışlarıyla bize eşlik eden ve bize resmen poz veren bu sevimli ve zeki canlılara denizin ruhundan selam olsun&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.veterinerara.com/denizin-zeki-kollari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GÖKYÜZÜ VE YERYÜZÜ ARASINDAKİ BAĞLAR</title>
		<link>http://www.veterinerara.com/gokyuzu-ve-yeryuzu-arasindaki-baglar/</link>
		<comments>http://www.veterinerara.com/gokyuzu-ve-yeryuzu-arasindaki-baglar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 08:38:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozde</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü ile ilgili şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü koleji]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü neden mavi]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü neden mavidir]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü nedir]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü savaşçıları]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzünün rengi niçin gece ve gündüz değişir]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kozmik]]></category>
		<category><![CDATA[onu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerara.com/haberler/gokyuzu-ve-yeryuzu-arasindaki-baglar.html</guid>
		<description><![CDATA[KOZMİK AĞAÇ VE KOZMİK DAĞ: Antik kültürlerde ağaç evrenin, yasanın ve canlılığın sembolleştirilmelerinden biridir. Bu ağaç gökyüzünü (tanrılar ve ruhlar) yeryüzünü (insanlar) ve yeraltını (ölülerin dünyası) birbirine bağlar. Dikey bir şekilde figürüze edilir ve en temel olarak Tanrının kişiselleştirilmesidir. Bu kişiselleştirme, farklı medeniyetlerde dağ -Hint mitolojisinde Meru Dağı, Orta Doğu’ da Kaf Dağı- sütün veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KOZMİK AĞAÇ VE KOZMİK DAĞ:<br />
Antik kültürlerde ağaç evrenin, yasanın ve canlılığın sembolleştirilmelerinden biridir. Bu ağaç gökyüzünü (tanrılar ve ruhlar) yeryüzünü (<a href="http://www.veterinerara.com/tag/insanlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with insanlar">insanlar</a>) ve yeraltını (ölülerin dünyası) birbirine bağlar. Dikey bir şekilde figürüze edilir ve en temel olarak Tanrının kişiselleştirilmesidir. Bu kişiselleştirme, farklı medeniyetlerde dağ -Hint mitolojisinde Meru Dağı, Orta Doğu’ da Kaf Dağı- sütün veya heykel olarak farklılık gösterebilir, ancak burada özellikle ele aldığımız <a href="http://www.veterinerara.com/tag/kozmik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kozmik">Kozmik</a> Ağaç her şeyden önce canlılığın ve verimliliğin kaynağıdır. “ Periyodik olarak yenilenmesi ile ağaç canlının kutsal gücünü temsil eder.” (5) Döngüsel olması itibariyle tekrar doğumu ve canlılığı, çam gibi türler ise mevsimsel değişimlere uğramadığından <a href="http://www.veterinerara.com/tag/kozmik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kozmik">Kozmik</a> Yasayı ve onun cisimleşmesini temsil eder.</p>
<p>-<a href="http://www.veterinerara.com/tag/hayvanlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with hayvanlar">HAYVANLAR</a>:<br />
Bir başka bağlantı biçimi de hayvanlar vasıtasıyladır. Onlar astral dünyanın net izlenimlerini sunarlar, kendi evrimlerini devam ettirirlerken aynı zamanda bağlı bulundukları Bütün yararına pratik sunularda bulunurlar. Doğadaki her bir varlık gibi diğerleri için fiziksel yaşam kaynağıdırlar ama aynı zamanda tanrıların betimlenişinde de rol oynarlar. Örneğin inek antik Hint ve Mısır’da Yaşayan Dünyanın simgesidir. Bilgelik Tanrısı Thoth habeş maymunu olarak temsil edilir. “Antik kayıtlara göre Osirisin tahtının yakınındaki Ateş gölünün yanında dört maymun oturur. Onlar ruhun bütün yakarışlarını dinlerler ve <a href="http://www.veterinerara.com/tag/onu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with onu">onu</a> yargılarlar. Ruh ancak daha sonra Osirisin şehrine girebilirdi.” (6)</p>
<p>Antik dünyada hayvanlar erdemlerin sembolleşmesinde vasıta olurlardı.</p>
<p>Bugün bile insanlara niteliklerine göre bir hayvanla özdeşleştirilir fakat bu, genelde asıl özünden kopmuş bir nitelendirmedir. Bir şaman hayvanların kollektif ruhuyla ilişkiye geçebilir, bilgileri buradan alabilirdi. Bu doğayı doğanın içinden okuma sanatı olarak algılanırdı.</p>
<p>Şimdi, kurulan bu bağ doğrultusunda hayvanların temsil ettiği evrensel niteliklere bir göz atalım.<br />
Vaşak: ilahilik, fiziksel duyuların gelişmesi, gizlerin ve gizemlerin koruyucusu.</p>
<p>Kobra: tanrıçaların bilgeliği, ruhun rehberi.</p>
<p>Altın kartal: güneşsel kuş, spiritüel güç, yükseklerden net görüş.</p>
<p>Baykuş: kehanet ve gizlerin mesajcısı, duyusal dünya ile zihinsel dünya arasındaki bağlantı.</p>
<p>Kurbağa: hayatın ortak bağlarını hatırlatıcı, ilksel suların başlangıcını kutsayan şarkılar söyleyen, yeniden doğuş, dönüşüm.</p>
<p>Beyaz başlı kartal: bilgelik, ruhun aydınlanması, saklı spiritüel hakikatleri görüş yeteneği, maddenin üzerimde ruhsal görüşün yükselmesi, büyük güç ve denge, sezgi yoluyla anlaşılan yaratıcı spirit.</p>
<p>Yunus: denizlerin bilgeliği, ahenk, su elementi büyüsü, siklusların temsilcisi</p>
<p>Fil: kral soyundan gelen hayvan, dayanıklılık, antik bilgilerle bağlantı, engellerin aşılması.</p>
<p>Yılan: yaşamın gizlerinin keşfi, ilksel enerji, tanrıçaların enerjisi, yaratım gücü, ölümsüzlük.</p>
<p>Ördek: suyun üzerindeki zarafet, su enerjisi, duyguların net olarak görülmesi, mistik ve kahinlerin ruhsal yardımcısı.</p>
<p><span id="more-24262"></span>Bunlar hayvanların işaret ettiği özelliklerden sadece bir kaçıdır. Eğer gelenekler ve onun içindeki daha içsel olan okul yada sistemler incelenirse ayrıntıların ne denli derin olduğu gözlenebilir. Hayvanların yüzlercesini bu şekilde sınıflandırmışlardır. Bu ilişkiyi kuran kişi yada geniş anlamıyla şaman, hayvanın arşetipik formuna doğru yol alır ve hayvandaki bu özelliği asıl kaynağından öğrenir. O, ilişki kurduğu hayvanın arşetipik özelliklerine bürünür ve bu hakikatle kendi varlığı arasında bağ kurar. Bu onun özgürleşme yoludur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.veterinerara.com/gokyuzu-ve-yeryuzu-arasindaki-baglar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tavşanlar</title>
		<link>http://www.veterinerara.com/tavsanlar-2/</link>
		<comments>http://www.veterinerara.com/tavsanlar-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 May 2010 19:51:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozde</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[arzu]]></category>
		<category><![CDATA[asla]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[eve]]></category>
		<category><![CDATA[evin]]></category>
		<category><![CDATA[kaka]]></category>
		<category><![CDATA[onu]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[sini]]></category>
		<category><![CDATA[tavşanlar]]></category>
		<category><![CDATA[tavşanlar hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[tavşanlar hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[tavşanlar nasıl beslenir]]></category>
		<category><![CDATA[tavşanlar ne yer]]></category>
		<category><![CDATA[tavşanlar ne yerler]]></category>
		<category><![CDATA[tavşanlar nerede yaşar]]></category>
		<category><![CDATA[tavşanların çiftleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[tavşanların özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[tavşanlarda üreme]]></category>
		<category><![CDATA[uterus]]></category>
		<category><![CDATA[yere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerara.com/haberler/tavsanlar-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Tavşanlar yüzyıllardır ehlileştirilmişlerdir, biraz gayretle çok sevimli pet olabilirler. Tavşanlar tuvalet alışkanlığı kazanabilirler.Evi kirletmemeyi öğrenirler, çok uğraştığınız takdirde, itaat etmeyi de öğrenebilirler. Eğer bir an evvel tavşanın belli bir yere pislemesini ve böylece evin içinde serbestçe dolaşmasını arzu ediyorsanız onu eve aldıktan sonraki bir kaç gün bir odaya koymak önerilir. Bu odaya bir talaş kabı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.veterinerara.com/haberler/tavsanlar-2.html/attachment/tavsanlar-2" rel="attachment wp-att-24109"><img src="http://www.veterinerara.com/wp-content/uploads/2010/05/Tavşanlar.jpg" alt="Tavşanlar Tavşanlar" title="Tavşanlar" width="104" height="140" class="aligncenter size-full wp-image-24109" /></a></p>
<p>Tavşanlar yüzyıllardır ehlileştirilmişlerdir, biraz gayretle çok sevimli pet olabilirler. Tavşanlar tuvalet alışkanlığı kazanabilirler.Evi kirletmemeyi  öğrenirler, çok uğraştığınız takdirde, itaat etmeyi de öğrenebilirler. Eğer bir an evvel tavşanın belli bir <a href="http://www.veterinerara.com/tag/yere/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with yere">yere</a> pislemesini ve böylece <a href="http://www.veterinerara.com/tag/evin/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with evin">evin</a> içinde serbestçe dolaşmasını arzu ediyorsanız <a href="http://www.veterinerara.com/tag/onu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with onu">onu</a> <a href="http://www.veterinerara.com/tag/eve/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with eve">eve</a> aldıktan sonraki  bir kaç gün bir odaya koymak önerilir. Bu odaya bir talaş kabı bırakarak,tavşanın ihtiyacını buraya görme alışkanlığını kazanması sağlanır. Eğer bu sevimli hayvanı beslemek isterseniz,biraz sabırlı olmanız<br />
gerekecektir Tavşanınızı ne kadar iyi eyitirseniz eğitin unutmayın ki o bir kemiricidir.Evinizdeki tahta eşyalar süpürgeliklerde diş izi bırakmaması için <a href="http://www.veterinerara.com/tag/ona/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ona">ona</a> bunun yerine geçebilecek sert birkaç eşya sağlamak<br />
iyi olacaktır. Örneğin iyice bayatlamış <a href="http://www.veterinerara.com/tag/ekmek/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ekmek">ekmek</a> veya küçük parça odun bu ihtiyacı karşılar. Tavşanlarda kaprofaji (dışkı yeme )vardır. Eğer günün herhangi bir zamanında küçük dostunuz kakasını yerken görebilirsiniz. Sakın<br />
şaşırmayın ve buna <a href="http://www.veterinerara.com/tag/asla/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with asla">asla</a> engel olmayınız.</p>
<p><span id="more-24110"></span> Tavşanlar iki çeşit kaka yaparlar bundan sadece birisini yerler. Çünkü tavşan, bağırsağının son kısmında imal ettiği bu içerik protein den çok zengindir,bazı vitaminleri içerir ,düşük selülozlu ve sindirime yardımcı bakterilerden oluşur. Tavşan günlük protein ihtiyacının % 7 <a href="http://www.veterinerara.com/tag/sini/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with sini">sini</a> bundan karşılar.<br />
Eğer buna engel olursanız tavşan güçten düşer ve zayıflar. Yavru tavşanlar, eğer üretilmeyeceklerse, iki yaşından önce kısırlaştırılmalıdırlar.Dişiler üreme organları(yumurtalık ve <a href="http://www.veterinerara.com/tag/uterus/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with uterus">uterus</a> ) kanserlerine çok yatkındırlar ve kısırlaştırma bu riski ortadan kaldırır; erkeklerin ise agresif davranışlarını önler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.veterinerara.com/tavsanlar-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Köpeğin Tarihçesi</title>
		<link>http://www.veterinerara.com/kopegin-tarihcesi-3/</link>
		<comments>http://www.veterinerara.com/kopegin-tarihcesi-3/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 06:09:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozde</dc:creator>
				<category><![CDATA[I.Genel Bilgilerr]]></category>
		<category><![CDATA[Canis Lupus]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[hep]]></category>
		<category><![CDATA[Kato]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[köpek tarihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[köpek tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[kediler]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[lupus]]></category>
		<category><![CDATA[Miacis]]></category>
		<category><![CDATA[onu]]></category>
		<category><![CDATA[tam]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerara.com/kopek/igenel-bilgilerr/kopegin-tarihcesi-3.html</guid>
		<description><![CDATA[Köpeğin tarih öncesi gelişimini anlatmadan önce gelin kızılderililerin inandıkları bir efsaneye kulak verelim, Kaliforniya&#8217;nın Kato kızılderilelerine göre,Tanrı Nagaicho dünyayı yaratmış.Önce gökyüzünün dört köşesine sütunlar yerleştirerek gökyüzünü yukarıya kaldırmış ve böylece yeryüzünü açmış.Sonra bu yeni dünyada bir geziye çıkmış ve onu dolduracak şeyler yaratmış. Efsaneye göre erkek ve kadınlar topraktan yapılmış.Nagaicho ayağı ile toprağa sürttükçe dereler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.veterinerara.com/kopek/igenel-bilgilerr/kopegin-tarihcesi-3.html/attachment/kopek-5" rel="attachment wp-att-24083"><img src="http://www.veterinerara.com/wp-content/uploads/2010/04/köpek1-150x150.jpg" alt="köpek1 150x150 Köpeğin Tarihçesi  " title="köpek" width="150" height="150" class="aligncenter size-thumbnail wp-image-24083" /></a></p>
<p>Köpeğin tarih öncesi gelişimini anlatmadan önce gelin kızılderililerin inandıkları bir efsaneye <a href="http://www.veterinerara.com/tag/kulak/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kulak">kulak</a> verelim,<br />
Kaliforniya&#8217;nın Kato kızılderilelerine göre,Tanrı Nagaicho dünyayı yaratmış.Önce gökyüzünün dört köşesine sütunlar yerleştirerek gökyüzünü yukarıya kaldırmış ve böylece yeryüzünü açmış.Sonra bu yeni dünyada bir geziye çıkmış ve onu dolduracak şeyler yaratmış.</p>
<p>Efsaneye göre erkek ve kadınlar topraktan yapılmış.Nagaicho ayağı ile toprağa sürttükçe dereler ve ırmaklar oluşmuş ve herbir hayvan yaratılarak dünya üzerinde yerine konulmuş (yani köpek dışında herbir hayvan).Hikayenin hiçbir bölümünde Tanrı Nagaicho&#8217;nun köpeği yarattığından söz edilmiyor.Aslında Nagaicho dünya üzerindeki gezisine başladığında her zamanki gibi yanına köpeğini de almış.Çünkü tanrı nın hep bir köpeği varmış.Herhalde Kato&#8217;lar için bir insanın köpeksiz yaşayabileceği düşünülemiyordu.Köpek herzaman vardı.Dünya yaratıldıktan sonra köpek sahibinin yanında yürümeye devam etmiş,etrafı koklamış ve Nagaicho&#8217;nun sözlerini dinlemiş;&#8221;Bak bu deredeki su ne kadar temiz.Tüm diğer <a href="http://www.veterinerara.com/tag/hayvanlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with hayvanlar">hayvanlar</a> onu bulmadan önce sen biraz içmek istemezmisin?&#8221; Bir süre sonra ikisi birlikte kuzeye yürümüşler.Tanrı ve köpeği. </p>
<p><span id="more-24084"></span>Köpek ve onun çok büyük bir olasılık ile atası olan &#8220;Kurt&#8221; (<a href="http://www.veterinerara.com/tag/canis-lupus/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Canis Lupus">Canis Lupus</a>) un geçmişi <a href="http://www.veterinerara.com/tag/tam/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with tam">tam</a> olarak açıklanamamıştır.Fakat birçok biyolojist köpek ve kurt&#8217;un atası olarak ilkel etobur olan ve &#8220;Miacidis&#8221; (<a href="http://www.veterinerara.com/tag/miacis/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Miacis">Miacis</a>)olarak adlandırılan ağaçta yaşayan hayvanı kaynak göstermektedirler.Bu hayvan hemen hemen kediden daha büyük idi,bacakları kısa,vücudu,dik kulakları ve kuyruğu bugünkü köpekten çok daha uzundu.<a href="http://www.veterinerara.com/tag/miacis/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Miacis">Miacis</a> günümüzden 52.000.000 yıl önce Eyosende yaşamışdı.Bu hayvan iki köpek dişine sahip olduğu için bugünkü kurt, köpek ve ursidae (ayılar) ve felidae (kediler) in atası sayılıyor. Bugün &#8220;Miacidis&#8221; soyundan gelen hayvanları sansar,gelincik olarak kısa boyda uzun yapılı ve etobur olarak görmekteyiz.</p>
<p>Kurtların ataları &#8220;Paleocene&#8221; çağda bundan 60.000.000 &#8211; 30.000.000 önce gelişmeye başladı.Köpek ve kedigiller iki ayrı familyaya ayrıldılar.İlk olarak &#8220;Oligosen Çağı&#8221; nda köpeğe benzer ilk yaratık &#8220;Cynodictis&#8221; 12.000.000 yıl önce <a href="http://www.veterinerara.com/tag/kedi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kedi">kedi</a> ve köpeğin birbirinden ayrı olarak gelişmeye devam ettiği dönemde görülmeye başlandı..&#8221;Cynodictis&#8221; iki türe ayrılmış idi.Bunlardan birincisi sırtlana çok benzeyen ve kedimsi özellikler taşıyan &#8220;Cynodesmus&#8221;; ve kurtlar ile köpekler-çakallar ve tilkilerin diğer bir atası &#8220;Tomarctus&#8221;.</p>
<p>Kurtların ise bundan 2.000.000 &#8211; 3.000.000 yıl önce ortaya çıktığı sanılmaktadır.İlk gri kurt (Canis Lupis) Asya ve Euroasya da Pleistocene çağının ilk zamanlarında görüldü.&#8221;Korkunç Kurt&#8221; olarak adlandırılan (Canis Dirus) ise gri kurttan daha büyük ve güçlü idi bugünkü modern kurt&#8217;a oldukça benzemekle birlikte 1.5 metre uzunluğa ve 50kg ağırlığa sahipti.Çene yapısı bugünkü kurttan daha büyük ve geniş idi,bununla birlikte daha kısa bacak yapısına sahipti ve muhtemelen bugünkü kurt kadar hızlı koşamıyor idi.Bu iki tür 400.000 yıl kadar birlikte yaşadılar.Bundan 16.000 yıl önce muhtemelen iklimde yer alan değişikliğe bu tür uyum sağlayamadı ve aynı zamanda bu iklim değişikliğinden av hayvanlarıda etkilendiğinden zamanla bu türün yeryüzünden silinmesine zemin hazırladı.Tarihimizden 7.000 yıl kadar önce ise &#8220;Gri Kurt&#8221; (Canis Lupis) günümüzün ilk kurt ve dolayısı ile köpeklerin yaratıcısı olarak kuzey Amerika&#8217;da yerini aldı.</p>
<p>&#8220;Canidae&#8221; (Latince Köpekgiller anlamına gelmektedir.) ailesindeki yeniden yapılanma ise bundan 15.000 yıl önce &#8220;Gri Kurt&#8221; ve &#8220;Kır kurdu&#8221; nun hayatta kalması ile sağlandı.&#8221;Korkunç Kurt&#8221; ise artık hayatta değildi.Paleontolojistler bu üç türün evrimleşmesini çok ilginç bulmaktadırlar.Bu üçtür aynı yerde,aynı zamanda olmasına rağmen herbiri &#8220;Canis&#8221; dünyasında farklı gelişim izlemiş idi.Tek bir tür diğerleri üzerinde kesin etki bırakmamışdı.</p>
<p>Köpeğin evrimleşmesi ise hala ayrı bir tartışma konusudur.Bazı uzmanlar köpeğin kesinlikle kurtdan türediğine inanırken diğerleri köpeklerin atasının yalnızca kurt değil, birkaç değişik hayvan olduğunu belirtiyorlar.Amerika&#8217;da memelilerin geçmişini araştıran kurum (American Society of Mammologist ) köpeğin kurtdan türediğini ve kurdun bir alt türü yani &#8220;Canis <a href="http://www.veterinerara.com/tag/lupus/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with lupus">Lupus</a>&#8221; familyasından olduğunu söylemekte ve bunu köpeğin kurt&#8217;a çok benzeyen genetik yapısına bağlamaktadır. </p>
<p>Bugünkü köpek ırklarının ortaya çıkması ise yıllar süren bir seleksiyonun ürünüdür.</p>
<p>İnsanoğlu &#8211; Kurt &#8211; Köpek ve Kurtun İnsanoğlu Yaşamı Üzerindeki Büyük Rolü.</p>
<p>İnsanlarla,kurtlardan türemiş olan köpekler arasındaki bağlılık,insanoğlunun yazıyı buluşundan;yani Tarih çağının başlangıcından daha eskidir.Bu yüzden insanlar ile kurtların ne zaman biribirlerine ne zaman rastladıklarını birbirlerine ne zaman ilgi duymaya başladıkalrını bilmiyoruz.Ancak ekoloji ve etnoloji uzmanlarının ortak görüşlerine göre insanlar ile kurtlar ilk kez 20.000 yıl önce &#8220;Mezolotik çağ&#8221; da Avrasya ve Kuzey Amerika kıtalarının buzullarla kaplı bölgelerinin güneyinde yer alan geniş kırsal alanlarda dolaşan ve çift tırnaklı hayvanları avlarken karşılaşmış olmalıdırlar.</p>
<p>İnsanlar ile kurtlar,sanıldığına göre birbirlerinin atrıklarıyla beslenirken,sonraları birlikte yiyecek aramaya başlayıp,birbirinin avladığını diğerinin saldırarak çalması alışkanlığını edindiler.</p>
<p>Alman Biyolog John Allman &#8220;Evrimleşen Birimler&#8221; (Evolving Brains) adlı kitabında kurtu evcilleştirmenin modern insanın gelişiminde çok önemli bir devrim olduğunu öne sürdü.Biyolog Almann yaklaşık 135.000 yıl önce modern insanın atası &#8220;Homo Sapiens&#8221; in günümüzdeki köpeklerin atası olarak kabul edilen yabani kurtları evcilleştirdiğini,bununda <a href="http://www.veterinerara.com/tag/ona/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ona">ona</a> diğer insan türlerine karşı üstünlük sağlamasına yol açtığını belirtti.</p>
<p>Almann&#8217;a göre 140.000 yıl önce dünya üzerinde insan cinsinin üç türü yaşama savaşı veriyordu.Bunlardan &#8220;Homo Sapiens&#8221; vahşi kurtlarla geliştirdiği ittifak sayesinde rakipleri &#8220;Neandertal&#8221; insanı ve &#8220;Homo Erectus&#8221; a karşı kesin üstünlük sağladı.İşin ilginç yanı Avrupa&#8217;da yaygın olarak Neandertallerle Asya&#8217;da yaygın olan &#8220;Homo Erectus&#8221; kurtların en başarılı türü &#8220;Canis Lupus&#8221; ile aynı yaşam alanlarını paylaşıyorlardı.Ama kurtları evcilleştirme başarısını,140.000 yıl önce kurtların yaşamadığı </p>
<p>Afrika&#8217;dan dünyanın diğer bölgelerine yayılan &#8220;HomoSapiens&#8221; gösterdi.Kurtları ilk kez Avrupa ve Asya&#8217;da tanıyan &#8220;Homo Sapiens&#8221; o günden bugüne süren bir insan &#8211; hayvan dostluğunun temelini de attı.</p>
<p>Kurtların dayanıklıkları,keskin koku alma ve işitme duyularının yardımıyla &#8220;Homo Sapiens&#8221; daha iyi bir avcı haline geldi,yırtıcı hayvanlardan daha iyikorundu ve daha önce girmeye korktuğu vahşi coğrafyalarda hayatta kalabilme şansına sahip oldu.Modern insanın ataları,evcilleştirilmiş kurtlar sayesinde,rakip türlerin aleyhine dünyanın her kçşesine yayılmayı başardı.</p>
<p>Almann, kurt&#8217;la insanın yeryüzündeki en gelişmiş iki memeli türü olduğuna dikkat çekiyor.Kurdukları başarılı ittifakın sırrını şöyle açıklıyor.</p>
<p>&#8220;Bu iki memeli türü,benzer toplumsal davranışlar gösteriyor.Birçok memeli hayvanda yavruların bakımı yalnızca annenin sorumluluğundayken,kurtlarda tıpkı insanlardaki gibi çoçukların yetiştirilmesiyle bütün topluluk ilgileniyor.Kurt sürüsü ava çıktığında,aynı ilkel insan toplıuluklarında olduğu gibi bir dişi kurt yuvada kalarak tüm sürünün yavrularına bakıyor.&#8221; </p>
<p>Uzun zaman süreci içinde kurtlarla ilgili bir takım yararlı bilgiler edinen insanlar,yakaladıkları kurt yavrularını kendi obalarında yetiştirip beslemeye başladılar.Bu yavrular keskin koku alma duyularıyla iz sürerek,kovalayarak,hatta yakalıyarak avcılara avlanmada yardım edebiliyorlardı.Daha sonra ise bu kurtlardan bazılarının iyi alıştıklarında yabani sürülerini belli bir yöne doğru sürebildikleri,sürüden birkaç hayvanı ayırabildikleri,kesim zamanına kadar hayvanlara bekçilik edebildiklerini gördü.</p>
<p>Uzmanların ortak görüşleri köpek türünün evcilleştirilen ilk hayvan türü olduğu;daha önemlisiidiğer hayvanların evcilleştirilmelerinde de köpeklerin temel bir rol oynadıkları yolundadır.Arkeolojik bulgulara göre,evcilleştirilen ikinci hayvan türü &#8220;Ren Geyiği&#8221; dir.Yine uzamanların kanısınca,insanoğlu Ren Geyiklerini daha sonraları &#8220;keçileri&#8221;,&#8221;koyunları&#8221;,&#8221;sığırları&#8221;,&#8221;domuzları&#8221; vb, hep önceden evcilleştirdiği köpeklerin yardımıyla yakalamış,evcilleştirmiş ve üretebilmiştir.</p>
<p>Tarım ve hayvancılık bugün de insanoğlunun binlerce yıllık yaşamında en önemli iki aşama olma özelliğini koruyor.Hemen hemen aynı sıralarda ortaya çıkan bu iki gelişme,o çağdaki insanların çevre koşullarında meydana gelen büyük çarptaki olumsuz değişmelere karşı bulduğu çok başarılı çözümdür.&#8221;Mezolotik Çağ&#8221; ın sonlarına doğru,hava koşulları değişerek sıcaklık arttı.Buzullar eridi insanların özgürce dolaştıkları geniş tundralar sık ormanlık alanlara dönüştü.Bu durumda atalarımız için bir yerden diğerine gitmek ve avlanmak zorlaştı.Gerçi insanoğlu köpekleri evcilleştirmeseydi de &#8220;Mezolotik Çağ&#8221; sonrasının rutubetli ortamına uyum sağlamak için başka çözüm yolları bulabilirdi.Ancak bu durumda insanlığın bugünkünden bütünüyle farklı bir yaşam ve kültür biçimine yönelmiş olacağı da hemen hemen kesindir.</p>
<p>Genetik yönden insanlar &#8220;Primatlar&#8221; a yakın oldukları halde köpekler &#8220;Rakun-Ayı&#8221; grubundandırlar.Bununla birlikte,davranışları ve yaşadıkları çevre ile ilgili bilgiler göz önüne alınırsa;insanın ve köpeğin birbirlerine,başka hayvanlara göre,çok daha fazla benzedikleri sonucuna varılabilir.Her ikisi de tüm memeliler arasında,farklı koşullara fiziksel bakımdan en iyi uyabilme ve en ileri düzeyde eğitilebilme özelliklerini taşırlar.Her ikiside (Bitkisel-Hayvansal kökenli) hemen her besini yiyebildiklerinden her yerde yaşar,iklim-çevre-besin kaynakları v.b yönlerinden çoğu memelileri olumsuz etkileyen koşullardan zarar görmezler.</p>
<p>İnsan da, köpek de yapıları bakımından herhangi bir yaşam biçimine göre &#8220;uzmanlaşmış&#8221; özellikte olmadıkları gibi;genetik yönden de esnektirler.Yani &#8220;temel yapısal özellikleri&#8221; belirgindir,ama bir takım &#8220;ek özellikler&#8221; gerekli koşullara göre temel yapıya eklenebilir veya çıkartılabilir.Örneğin &#8220;Homo Sapiens&#8221; türünün ilk birbirlerinden çok farklı ırklarının bulunmasına karşın,bizlr bu durumu &#8220;Tüm insanlar aynı soydandır ve kardeştir&#8221; deyimiyle benimseriz.Aynı şekilde &#8220;Canidae Ailesi&#8221; de kurt.çakal ve köpek gibi birbirinden farklı görünüşteki türkleri kapsar,ama aslında bu üç tür de tıpkı insan ırklarında olduğu gibi aynı genetik özeilliklere sahiptir.Yani bu türlerin hepside kendi aralrında ürüyebilir ve sonuçta üretken olan yavrular doğurabilirler;yapı olarak da birbirlerine benzerler.Sunuç olarak &#8220;Canidae&#8221; ailesi arsındaki farklılıklar,Kafkasya yöresinde yaşayan uzun boylu insanlarla Afrikalı cüce Pigmeler arasındaki farklardan daha fazla değildir. </p>
<p>İnsanlar ve köpek soyları birbirlerini ilk kez tanıdıkları eski çağlarda bile,kendi toplulukları içindeki farklı yetenekli üyeler arasında birlik oluşturmaya önderlik etmeye veya buyruk altına altına girmeye koşullanmış bulunuyorlardı.Bunun sonucu olarak örneğin bir insan toplulluğu içine alınan yavru kendi sürüsünün önderine boyun eğermişçesine bir insan önderin buyruğuna kolayca girebiliyordu.</p>
<p>Topluluk biçiminde yaşayan tüm hayvanlar gibi insanlar kendi aralarında,iletişimle anlaşırlar.Ayrıca bu iletişim yöntemi de temelde her iki cins için ortaktır.Sesler ve hareketler&#8230;. Gerçi biri diğerinin &#8220;dilini&#8221; tam olarak öğrenebilmiş değildir; ne varki,aralarında geliştirmişl oldukları &#8220;Homo-Canis&#8221; diliyle duygularının hemen hepsini,bigilerin ise çoğunu karşılıklı olarak birbirlerine iletebilmektedirler.Balinaların &#8220;şarkıları &#8221; ile şempanzelerin &#8220;imgeleri&#8221; bir yana bırakılırsa farklı türler arasında en gelişimiş iletişim,insanla köpek arasında olandır. </p>
<p>Biz insanların köpeklere karşı duyduğumuz ilgiyi doğuran bir başka etken daha var;ancak önemine karşın bunun açıklaması pek kolay değil;çünkü bu konu somut ve fiziksel olmaktan çok,soyut ve fizik-ötesi alana giriyor.İnsan oğlu kendi varlığının bilincine erdiğinden buyana başka hayvanlara ilgi ve yakınlık duymuş,hayvanlara bağlanmak,duygusal ve kültürel yüceliğin simgesi olagelmiştir.İnsanlar evlerinde ve yakın çevrelerinde besledikleri hayvanlar,karıncadan,file kadar pek çok çeşitlilik gösterir ama bu geniş yelpazenin içinde köpekler her zaman önde gelmişlerdir. </p>
<p>Bu yakınlığın başlangıcı ile ilgili olarak &#8220;Yumurta mı tavuktan,yoksa tavuk mu yumurtadan çıkar?&#8221; sorusuna benzeyen bir soru var ki,yanıtı kesin olarak bilinmiyor.Acaba ilk insanlarda önce hayvan sevgisi mi ortaya çıktı,yoksa atalarımız önceden köpeklerden yararlanmak için onları evcilleştirdiler de,sonradan buna dayalı olarak mı hayvan sevgidi doğdu.?</p>
<p>Hayvan sevgisi nasıl ortaya çıkmış olursa olsun,arkeolojik bulgulara göre günümüzden 5.000 yıl,hatta daha önce Avrasya,Afrika ve Kuzey Amerika&#8217;daki &#8220;Neolotik Çağ&#8221; köylerinde insanlarla köpekler birarada yaşıyor;o dönem insanları köpeklerden avcılık,çobanlık,iz sürme hatta yük taşıma-çekme gibi işlerde yararlanıyorlardı.Bütün bunlara ek olarak köpekler,insan ların besin artıklarını yiyerek bir çeşit çöpçülük yaptıkları gibi,kendileri de besin kaynağı oluşturuyorlardı.</p>
<p>Birbirlerinden uzakta ve ayrı ayrı yerlerde bulunan&#8221; Neolotik Çağ &#8221; köyleri o dönemde her halde birer &#8220;genetik labaratuvarı&#8221; işlevi görmüş olmalıdırlar.Buralarda yaşayan atalarımız.çeşitliözelliklerden birkaçına birden sahip köpeklerle işe başlayıp,onların üremelerini yönlendirerek (kim bilir belki de kuşaklara ara sıra kurt veya çakal kanı da katarak) oldukça kısa sayılabilecek bir zaman içinde farklı ırklar elde ettiler.Öyle ki,Tarih Çağı&#8217;nın başlangıcında,bugün bildiğimiz (bekçi,av,süs,iş vb) başlıca köpek ırklarının hemen hepsinin ataları ortaya çıkmıştı.Geziler kolaylaşıp yaygınlasştıkça,evcilleştirlmiş köpekler,tecim,hatta armağan konusu olmaya başladılar.Tüccarlar,savaşçılar uğradıkları sapa köylerde görüp rastladıkları ilginç ırkları alıp besliyerek büyüttüler çağlar boyu süregelen bu işlemler sonucu bugünkü köpek ırkları ortaya çıktı.</p>
<p>İnsanlarla köpek arasındaki ilişki,ilk bakışta bize tek yanlı ve yalnızca insanın yararlandığı bir ilişki gibi görünebilir;insan lar köpeklerden.sürülerini güttürmekten,terliklerini getirtmeye kadar pek çok işte yararlanırlar.Oysa daha geniş kapsamda değerlendirilirse ,bu ilişkide eşitlik ve denge olduğu pekala ileri sürülebilir.Herşeyden önce köpeklere özel tabak içinde sunulan hazır besin,av peşinde koşma zorunluluğuna göre pek büyük bir kolaylık olsa gerekir.Ama köpekler için en önemli yarar,insan ların yaratıp geliştirdikleri çevre ve ortamı paylaşıp bu çevre ve ortamdan yararlanmaktır.Sayıları yıldan yıla artan evcil köpekler insan larla aynı çevreyi paylaştıklarından dolayı yaban akrabalarına göre çok daha rahat ve güvenli bir yaşam sürebiliyorlar.İnsan lar ile köpekler arasındaki yakınlığın niteliği;insan lar ile köpeklerin birlikte çalışmaları,karın doyurmaları,oynamaları,hatta uyumaları,aynı şeylere sevinip kızmaları,birbirlerine karşı sürekli olarak uyumlu davranmaları&#8230; İşte bütün bunlar,iki farklı tür arasındaki bağlılığa gerçek bir &#8220;Symbiose-Ortak Yaşam&#8221; özelliği kazandırmış bulunuyor.</p>
<p>Gerçi günümüzde köpeklerin Ren geyiği kovalayıp yakalamak gibi geleneksek görevleri yavaş yavaş kayboluyor;ama buna karşın iki tür arasındaki ilişki hiç kuşkusuz sürecek hatta güçlenecektir;insan ile köpek arasında insan yönünden yaklaşık 400,köpekler yönünden yaklaşık 4.000 kuşaktan buyana gelen bağlılık boyunca,insanlar gerçekten pek değişik köpek tipleri yetiştirdirdiler.Ancak köpeklerin önemli bir özelliği;lnsanlara karşılık vermedeki &#8220;içtenlikleri ve çeviklikleri&#8221; hep korundu.</p>
<p>Gerçekten de insan lar öteden beri birkaç köpek yavrusu arasından birini seçerken,her zaman için kendilerine karşı uyumlu davranmaya hazır olduğunu &#8220;hal diliyle&#8221; en çok belli edeni ararlar.Çünkü ister avlanmada,ister saklı esrarı bulmada,ister sırf &#8220;can yoldaşlığı&#8221; yapmada yararlanılsın,en iyi köpek bizim isteklerimize en çabuk ve eksisksiz uyan köpektir.</p>
<p>Köpeklerin zekası, bağlılıkları,özverileri ile ilgili pek çok öykü dilden dile söylenir,gazetelerde,dergilerde,kitaplarda yazılır.bütün bu öyküler,köpeklerin bizim istek ve buyruklarımızı anlayıp,onlara uyabilme yeteneklerinin kanıtıdır.Kısacası,köpekler insanlara karşı diğer evcil hayvanlardan çok daha duyarlıdırlar.Hatta bazı kişiler,köpeklerinin kendilerine bir takım insanlardan daha çok anlayış gösterdiklerini ileri sürerler.</p>
<p>Öyleyse köpeklerin insanlar arasındaki yaşamlarının geleceği çok parlak olsa gerekir.Çünkü köpekler tüm bu özelliklerini atalarımızın &#8220;Mezolitik Çağ&#8221; sonrası verdikleri yaşam savaşını nasıl kolaylaştırmışlarsa,bugün de bizlere çağımızın &#8220;ruhsal bunalım labirentlşeri&#8221; arasında arasında yol bulmada öyle yardım edebilecek durumdadırlar.Nitekim gerek halkın ağzından,gerekse hekimlerden duyulan öğütlere göre yalnızlık,çevreden kopma,iç sıkıntısı vb gibi ruhsal bunalım ve rahatsızlıkları önlemenin ve gidermenin en kolay yolu,iyi yetiştirilmiş bir köpeğin can yoldaşlığıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.veterinerara.com/kopegin-tarihcesi-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yavru Kedi – Tüy Bakımı</title>
		<link>http://www.veterinerara.com/yavru-kedi-%e2%80%93-tuy-bakimi/</link>
		<comments>http://www.veterinerara.com/yavru-kedi-%e2%80%93-tuy-bakimi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 07:38:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozde</dc:creator>
				<category><![CDATA[I.Genel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[– Tüy Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[kedi tüy dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kedi tüy dökme]]></category>
		<category><![CDATA[kedi tüy dökmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kedi tüyü]]></category>
		<category><![CDATA[kedi tüyü dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kedi tüyü kist]]></category>
		<category><![CDATA[kedi tüyü temizleme]]></category>
		<category><![CDATA[kedi tüyü yutmak]]></category>
		<category><![CDATA[kedi tüyü zararlımıdır]]></category>
		<category><![CDATA[kedi tüyünün zararları]]></category>
		<category><![CDATA[ona]]></category>
		<category><![CDATA[onu]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<category><![CDATA[Yavru Kedi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerara.com/?p=23951</guid>
		<description><![CDATA[Yavru kedilerde tüy bakımı ve fırçalama çok önemlidir..Kediler yılda en az 2 kez tüylerini değiştirirler. Ancak bu ölü tüylerden sizin yardımınız olmadan kurtulmaları çok uzun zaman alabilir. Bu yüzden uygun bir fırça edinip (çoğu zaman uzun tüylüler için tel fırça, kısa tüylüler için eldiven fırçalar) onu fırçalamak tüylerinin çabuk yenilenmesi ve ona yardımcı olmak açısından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yavru kedilerde tüy bakımı ve fırçalama çok önemlidir..<a href="http://www.veterinerara.com/tag/kediler/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kediler">Kediler</a> yılda en az 2 kez tüylerini değiştirirler. Ancak bu ölü tüylerden sizin yardımınız olmadan kurtulmaları çok uzun zaman alabilir. Bu yüzden <a href="http://www.veterinerara.com/tag/uygun/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with uygun">uygun</a> bir fırça edinip (çoğu zaman uzun tüylüler için tel fırça, kısa tüylüler için eldiven fırçalar) <a href="http://www.veterinerara.com/tag/onu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with onu">onu</a> fırçalamak tüylerinin çabuk yenilenmesi ve <a href="http://www.veterinerara.com/tag/ona/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ona">ona</a> yardımcı olmak açısından gereklidir. Bu aynı zamanda evinize  daha az tüy dökülmesi demektir.<br />
Çoğu <a href="http://www.veterinerara.com/tag/kedi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kedi">kedi</a> fırçalanmaktan pek hoşlanmaz. Bu alışkanlığı kazanabilmesi için onu mümkün olduğu kadar <a href="http://www.veterinerara.com/tag/erken/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with erken">erken</a> yaşlarda fırçalamaya alıştırmalısınız. Fırçalamanın <a href="http://www.veterinerara.com/tag/sabah/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with sabah">sabah</a> akşam yapılması tüylerin daha sağlıklı ve canlı olmasını sağlayacaktır.</p>
<p>Her gün kedinizi fırçalarken aynı zamanda rutin kontrollerini yapmayı ihmal etmeyin. Kulaklarının içini, derisindeki değişiklikleri, gözlerini, dişlerini ve dişetlerini olabildiğince dikkatli bir şekilde kontrol edin. Olası problemler veya size yanlış gelen durumlarda mutlaka Veteriner hekiminize danışmayı ihmal etmeyin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.veterinerara.com/yavru-kedi-%e2%80%93-tuy-bakimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

