‘ bu ’ kelimesi ile ilgili yazılar

Malawi Çiklitleri (Cichlidae) – Ahli (Sciaenochromis ahli)

27 Temmuz 2010

Cinsiyet ayrımı: Yaklaşık 1 yılda cinsel oldunluğa ulaşan erkekler metalik mavinin tonlarını taşırlar. Erkeklerde kafa bölgesinden yayılanrenklenme 6. ayda başlar, 12. aya kadar sürer. Beslenme: En uygunu dondurulmuş canlı yemlerdir. Dondurulmuş yem bulunamıyorsa, kıyılmış karides, midye ve balık etleri de verilebilir.
Gerekli akvaryum şartları ve bakımı:
Taşlarla saklanma yerleri oluşturulmuş geniş akvaryumlarda diğer benzer boy ve beslenme alışkanlığındaki Malawi çiklitleriyle beraber bakılabilirler. Bitkilere zaman zaman zarar verebilirler. Erkekler, diğer mavi Afrika çiklitlerine karşı çok saldırgandır. Hangi türden olursa olsun, akvaryumda sadece bir tane mavi renkli Malawi erkeği bulunmalıdır. 1 Ahli erkeğine en az 3 Ahli dişisi düşmelidir. Erkek balık tarafından sürekli kovalanan dişiler için akvaryumda taşlarla saklanma yerleri oluşturmak gerekir. Ahli, küçük balıklarla bir araya konmamalıdır.

Devamını oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Amerikan Tetraları (Characidae) – Kırmızı Tetra (Hyphessobrycon erythrostigma)

21 Temmuz 2010

Sakin sürü balıklarıdır. Yetişkinlerinin yeni akvaryumlara alışmaları uzun sürer; bu arada sinirli olabilirler. Suyun kalitesine sürekli dikkat etmek gerekir. Sertlik 12 GH’ın, pH da nötrün yani 7′nin altında olmalıdır.
Hyphessobrycon erythrostigma ( Kırmızı Tetra )

Latince Adı: Hyphessobrycon erythrostigma

Habitatı ve Anavatanı: Amazon havzasınsaki sakin nehirler.

Beslenme Biçimi: Hem etçil, hem otçul

Davranış Biçimi: Barışçıl

Kendi Türlerine Davranışı: Barışçıl

Yüzme Seviyesi: Dip-Orta

Cinsiyet Ayrımı: Dişi erkek ayrımı zordur. Dişiler nispeten daha büyük, erkekler daha ince yapılıdır.Erkeklerin üst yüzgeçleri daha uzun ve beneklidir. Alttaki resimde; üstteki balık erkek, alttaki dişidir.

Devamını oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Çiklitler Ailesi (Cichlidae) – Borelli Cüce Çiklit (Apistogramma borellii)

13 Temmuz 2010

Habitat: Cinsinin küçük, yanlardan basık ve geniş yüzgeçli bir türü olan A. borelli, kuru yaprakların, kök ve kuru kütüklerin ve su bitkilerinin bol saklanma yeri oluşturduğu sığ sularda yaşar. Sadece asitli ve yumuşak suyu tercih eden diğer birçok Apistogramma türünün aksine, su kimyası açısından çok değişik şartlara uyum sağlayabilir. A. borelli’nin çeşitli yaşama alanlarında yapılan ölçümlerde pH 5-8, iletkenlik 10-200 mikro-Siemens (µS/cm), GH 0-15 arası değerlere rastlanmıştır. A. borelli 16°C gibi düşük sıcaklıklara da direnç gösterebilir.
Cinsiyet ayrımı:
Erkekler renkli, daha büyük ve geniş yüzgeçlidir. Yumurtlamadan sonra dişiler Apistogrammalardaki tipik altın sarısı rengini alırlar.
Beslenme:
A. borelli’nin akvaryum bakımını kolaylaştıran en önemli faktörlerden biri, çok çeşitli su şartlarına uyum sağlayabilmelerinin yanında kuru yemlere de kolayca alışabilmeleridir. Ürkek oldukları için yüzeye çok zor çıkarlar, yemlerini dipten toplamayı severler. Dibe inen küçük granüllü yemler verilebilir.
Gerekli akvaryum şartları ve bakımı:
Su kimyası ve sıcaklığı konusunda toleranslı bir tür olmasına rağmen A. borelli’nin bakımında, diğer Apisogrammalarda olduğu gibi su kalitesinden ödün vermemek gerekir. A. borelli, amonyak, nitrit ve nitrat gibi azotlu bileşiklere ve diğer organik kirlenmelere karşı hassastır. Su kalitesini sürekli üst düzeyde tutmak için iyi bir biyolojik filtrasyon ve düzenli su değişimleri şarttır. Bu barışçı çiklit, 80 cm’lik bir akvaryumda çift olarak barındırılabilir ancak ilginç sosyal davranış çeşitliliğini görebilmek için daha büyük akvaryumlarda 10-15 balıktan oluşan küçük bir grubun yaşatılması önerilir. Sık bitkiler, kökler ve taşlarla akvaryumda bol saklanma yeri oluşturulmalıdır.

Devamını oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yapay Barınaklar

7 Temmuz 2010

Kıyılardaki betonlaşma yetmiyormuş gibi, bir de suyun altına mı beton bloklar dikiliyor diye düşünmeyin. Denizlerin hızla kirlenmesi, var olan yaşama alanlarının bozulması, yoğun ve yasadışı av baskısı gibi nedenler deniz canlılarının sayısını hızla azaltıyor. Bu durum böyle devam ederse, sayıları zaten sınırlı olan ekonomik deniz canlıları bir süre sonra yok olacaklar. Bilimadamları, bu canlılara yeni yaşama alanı oluşturarak, hem soylarını devam ettirmelerini sağlayacak hem de ekonomik katkı yapacak formüller arıyorlar. Yapay barınaklar da bunlardan biri. Peki, balıklara ve diğer deniz canlılarına yeni yaşam alanı sağlayan yapay barınakların çevresel, biyolojik ve ekonomik etkileri neler? Dünyada çeşitli uygulamaları olan bu barınakların Türkiye denizlerinde uygulamaları nasıl? Bu amaçla, yapay barınak uygulamaların yapıldığı İzmir’e bir dalış planlıyoruz. Kasım ayının ilk haftasında, bilimsel amaçlı ilk yapay barınak uygulamasını başlatan, Ege Üniversitesi’nden Doç Dr. Altan Lök ve Araştırma Görevlisi Benâl Gül’le birlikte Dalyanköy’de (Çeşme) ilk dalışımızı gerçekleştiriyoruz. Su sıcaklığı 21 °C, görüş çok iyi değil ve derinlik 21 metre. Barınaklar, birbirine 20-30 metre mesafede üç ayrı grup olarak kurulmuş. Alan olarak burasının seçilmesinin nedeni, bu bölgenin zemininin tümüyle, soyu tükenme tehlikesinde olan, “Posidonia oceanica” türü deniz çayırlarıyla kaplı olması. Barınaklar buraya atıldıktan sonra, yasadışı trolle avlanma bu bölgede sonra ermiş. Çünkü trol ağları, barınaklara takılarak parçalandığından, balıkçılar artık burada trol çekmiyor. Bu barınaklar ayrıca, balıklara yeni yaşama alanı sağladığından kıyı balıkçıları (küçük balıkçılar) için de yeni avlanma yerleri anlamında. Bunun yanında, yavru balıkların da beslenme ve barınma sorunlarını kolaylıkla çözebilecekleri alanlar sağlıyor. Yalnız balıklar değil, ahtapot, böcek gibi ekonomik değeri olan bir çok omurgasız canlı da yeni yaşam alanlarına kavuşuyor. Bu alan, ayrıca dalış turizmi ve sportif balıkçılar için yeni yerler anlamında.

Devamını oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Deniz Kirliliği

29 Haziran 2010

Evsel ve endüstriyel atıkların arıtılmadan su ortamlarına boşaltılması, tarımda kullanılan verim artırıcı doğal ve yapay maddelerin sularla taşınması gibi nedenlerle gerçekleşen su kirliliği, üç yanı denizle çevrili olan ülkemiz için önemli bir sorundur. 900 belediyenin bulunduğu ülkemizde, sadece 141 belediyede kanalizasyon sistemi vardır ve bunun da sadece 43′ünde arıtma tesisi bulunmaktadır. Yani kanalizasyon sularının %99.85′i arıtılmadan ırmaklara, göllere ve denizlere bırakılmaktadır. Endüstrinin ürettiği zehirli ve ağır metaller ihtiva eden atık suların yıllık üretimi 930 milyon m3′tür, bunun sadece %22′si arıtılmakta, %78′i ise arıtılmaksızın doğrudan doğruya göl, ırmak ve derelere bırakılmaktadır. Yüzey aktif maddeler bakımından sularımızı en çok deterjanlar kirletmektedir, son yıllarda DDB ham maddesi yerine EAB kullanılması sorunu biraz olsun hafifletmekle birlikte, benzerlerinden çok daha iyi temizleme etkisi gösteren ve fosfat içeren deterjanların kullanımındaki büyük artışın zararları sürmektedir.

Çevre kirliliğinden dolayı 1980 yılında balık üretimi 500 bin tonu geçerken, günümüzde 100 bin tona kadar düşmüştür. Dört denizimiz “kapalı deniz olmaları” su yenileme zamanının uzun olması dolayısıyla, denize giren atıkların ortamda kalma süresi daha fazladır. 11.500 km2′lik bir alana, 3.378 km3′lük bir hacme sahip olan ve ülkemizin en yoğun nüfus ve sanayi yerleşimlerini kıyılarında barındıran Marmara Denizi’ndeki kirlenme yüksek boyutlardadır. Erdek-Avşa çevresi, Gemlik ve İzmit Körfezleri sanayi atıklarıyla, İstanbul ve öteki yerleşim bölgeleri de ek olarak evsel atıklarla aşırı biçimde kirlenmiştir.

Devamını oku »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Forum

Forum Yardim

Reklam Alanı

Reklam Alani
Reklam Alani
Reklam Alani
Reklam Alani
Resimler

Takip Secenekleri

twitter friendfeed facebook feed
Ana Sayfa | Klinkler | Pet Shoplar | Pansiyonlar | Medikaller | Mama Firmaları

Google Adsense Program Politikaları