‘ bal ’ kelimesi ile ilgili yazılar

haber Hayvanlardan kaynaklanan insan hastalıkları

Hayvanlardan kaynaklanan insan hastalıkları

9 Şubat 2010

SPARGANUM HASTALIĞI

Balık şeritlerinin kurtçuklarının (sparganum) ara konakları kurbağalardır. Uzakdoğu ülkelerinde, göz rahatsızlıklarında hasta bölgeye kurutul muş kurbağa sürmek, alışılmış tedavi yöntemidir. Böyle uygulama sırasında kurtçuklar, göz bölgesinden organizmaya girerek, çok ciddi bozukluklara yolaçarlar.

Hastalığa, Avrupa dışında dünyanın her yanında raslanır.

belirtiler

Hastalığın gözler dışındaki yerleşimleri oldukça iyicildir. Kurtçuklar, yerleştikleri bölgelerde kaşıntı, ağrı, bazen de derialtı apselerine yolaçarlar. Göze yerleşme durumu, yalnızca Uzakdoğu ülkelerine özgü biçimdir. Enfeksiyonun arttığı kişilerde ciddi göz bozunlarma yolaçar.

Tedavide tek çare, cerrahi yöntemlere başvurmaktır.

Hastalıktan korunma, ilkel tedavi yöntemlerinin bırakılmasıyla sağlanabilir.

KÖPEK KİSTİ HASTALIKLARI

köpek şeridinin (Echinococcus granulosus) kurtçuklarının bedenine yerleşip gelişmeleri sonucunda çeşitli organlarda köpek kisti hastalığı (kist hidatik) ortaya çıkar.

Erişkin köpek şeridi, şeritlerin küçük boylu türlerindendir; uzunluğu 3-6 mm arasında değişir. Gövdesi üç halkadan oluşmuştur. Baş bölümünde çok sayıda çengel yeralır.

Köpek şeridi, köpeklerin barsaklarında yaşar. Dışkıyla dış ortama atılan yumurtalar koyun ya da sığırlar tarafından yutulurlarsa, bu canlıların bedeninde embriyo haline dönüşürler, sonra hayvanların karaciğerlerine yerleşerek kurtçuk haline gelirler. Bu merkezlerde yıllarca süren gelişim gösteren kurtçuklar, bu yerleştikleri organların karşı tepkisi olarak bağdokusu tabakasıyla sarılırlar. Böylece ortaya çıkan kist zarının iç yüzeyi, pekçok sayıda tomurcukla kaplıdır. Bu tomurcuklar kistlerin bulunduğu koyun karaciğerini yiyen köpeklere bulaştıklarında, erişkin hale geçerek, ikincil köpek kistlerinin kaynağı olurlar.

Bulaşma biçimi

Köpek şeridi türlerinin doğal evrimlerine, , raslantısal olarak konak görevi yapar. Kurtçukların insanlara bulaşması köpekler aracılığıyla olur. köpek ile temas ettikten sonra elleri ağza götürmek, bulaşma olasılığını artıran en etkendir.

Hastalık en çok koyun, sığır köpeklerin yaşadıkları yörelerde yaygındır. Köpek kistlerinin gelişimleri çok yavaş olduğundan, bulaşma tarihinden 10-20 yıl kadar sonra ortaya çıkarlar.

Köpek kistlerinin belirtileri

Köpek kistlerinin gelişimlerinde çok uzun belirtisiz dönem vardır. Bu yüzden, bazı başka hastalıklar sırasında (kırıklar, çatlaklar, enfeksiyonlar) ya da sistemli muayene ya da röntgen muayenesi sonucunda, raslantıyla teşhis edilirler.

Köpek kistleri her çeşit organ içinde gelişebilirler. Ama en sık raslananları, karaciğer köpek kistleridir. Kistlerin yerleştikleri öteki organlar akciğer, dalak, beyin, kemikler, böbrekler, ender olarak da kalptir.

Karaciğer köpek kisti

Yeryüzünde, koyun beslenen bölgelerde çok yaygın hastalıktır. En sık görüldüğü ülkeler Güney Amerika (Arjantin, Şili, Uruguay), , Kuzey Afrika kıyıları ülkeleridir (Türkiye, Yunanistan, Sicilya, Korsika, İspanya, Portekiz).

Yalın karaciğer köpek kisti, sistemli muayene ya da röntgen muayenesi sonucunda açığa çıkarılabilir.

Hastaların görünümleri, karaciğer büyümesi ya da uru ile aynı özellikleri taşır.

Röntgen filminde karaciğer içinde, çevresi hafifçe kireçlenmiş kist görülebilir. Karaciğerde kist bulunduğunu bildiren başka bulgu, akciğer filminde diyafram kubbesinin, sağ tarafta yukarı kalkmış görülmesidir. Böyle durumda, karaciğerin iyice muayene edilmesi gerekir.

Kistlerin çatlamaları, yırtılmaları, komşu organlara bası yapmaları ya da enfeksiyona uğramaları, çeşitli ihtilatlara yolaçar. :

En sık raslanan ihtilat, kistin safra yolları içinde yırtılmasıdır. Genel belirtiler arasında bulantılar, kusma, hafif ya da şiddetli karaciğer ağrıları, bazı hastalarda da ateş ya da kurdeşen nöbetleri sayılabilir. Teşhis, safra yollarında yapılacak röntgen incelemesiyle konur.

Kistin yırtılması, önemli ihtilata yolaçar. Karın boşluğunda olan yırtılma çok ciddi sonuçlar verebilir. Önce, 40°C’ı bulan ateşle birlikte atardamar basıncının düştüğü görülür. Bu evreden sonra en çok korkulacak durum, karın zarı yüzeyinde ikincil kistlerin oluşmasıdır. Yırtılmanın safra yolları içinde olduğu hastalarda, taşlı safra kesesi iltihabı sarılık belirtileriyle birlikte ateş yükselmeleri görülebilir.

Sindirim kanalı içinde kist yırtılması, barsak kanamalarına yolaçabilir.

Kistlerin, çok ender olarak göğüs bölgesinde (akciğer zarı, bronşlar) de yırtıldıkları görülmüştür.

Hacmi büyüdüğü kistin komşu organlara bası yapması, hastalığın başka ihtilatıdır.

Safra yollarına bası yaptığında belirtiler, sarılık başlangıcı belirtileriyle aynıdır.

Alt ana toplardamarın bası altında kalması, alt üyelerde ödemlere, kapı toplardamarının bası altında kalması ise dalağın şişmesine, bazı hastalarda sindirim kanalı kanamalarına neden olur.

Oldukça sık raslanılabilen kist enfeksiyonlarında, kistin karaciğer apsesi haline dönüştüğü görülür.

Ancak, genel olarak incelendiğinde, kist ihtilatlarına ender raslanır. Normal koşullar altında kistler, çoğunlukla bütün yaşam boyunca belirti vermeksizin gelişerek, içlerindeki sıvının kurumasından sonra kireçlenirler.

Akciğer köpek kisti

Akciğerde gelişen kistler de, karaciğerde gelişenler gibi belirti vermediklerinden, başka nedenle çekilen göğüs filminde raslantıyla ortaya çıkarılırlar. Kistin röntgen filminde görüntüsü, yeri boyutları değişen yuvarlağımsı saydamsızlık (leke) biçimindedir.

Kistlerin bronşlar içinde yırtılmaları, göğüs ağrılarına yolaçar öksürükle birlikte kistin bütün içeriği dışarı atılır.

Bazen, akciğer köpek kistleri enfeksiyona uğrayabilirler.

Dalak köpek kisti

Karaciğerde köpek kisti ortaya çıktığında, dalakta da kistler oluşması olasılığı yüksektir. Bu nedenle, her karaciğer kistleriyle birlikte dalak kistlerinin de aranması gerekir. Röntgen görüntüleri, ya kireçlenme biçimindedir ya da dalak büyümesini andırır.

Beyin köpek kisti

Yerleşme bölgesine bağlı olarak, sinirsel belirtiler baş ağrılarıyla birlikte ur görünümündedir.

köpek kistleri

Çok ender ortaya çıkar, oldukça yavaş gelişme dönemi geçirirler. Bu kistler de ötekiler gibi, başka muayene (kırık, çatlak araştırılması) sırasında raslantıyla teşhis edilirler.

Köpek kistlerinin teşhisi

Kistlerin yerleşme bölgelerine göre çok çeşitli özel muayene yöntemleri uygulanır. Kistin köpek kisti olduğu, genel kan incelemeleriyle saptanabilir.

Karaciğer bölgesinde yerleşme durumunda

Röntgen incelemesi son derece önemlidir. Görüntü, kistin kireçlenmiş olduğunu ortaya koyar.

Safra yollarının incelenmesi (ağız yoluyla karşıt madde verilerek safra yolları filmi çekme), kistin (varsa) bu yollarla bağlantısını ortaya çıkarabilir. kistin bası yaptığı karaciğer damarlarının saydamsızlaştırıcı maddeyle boyanması da, kisti ortaya çıkarır.

Karaciğerin radyoizotopla incelenmesi, karaciğerde kiste uyan boşluğu ortaya çıkarır.

Kistlerin karaciğerin ön taraflarına yerleştikleri durumlarda teşhis, karın içine bakma (lapa-roskopi) muayenesiyle konur.

Akciğer bölgesinde yerleşme durumunda

Bu bölgede kistin teşhisi gene röntgen incelemeleriyle konur. Ayrıca radyoizotop yöntemi uygulanabilir.

Kan incelemeleriyle kistlerin köpek kisti oldukları saptanabilir. Daha önce anlatılan belirtilerin bulunmadığı durumlarda, bağışıklık testleri (çökertme kompleman bağlama tepkimeleri, flüoresan-antikor tepkimeleri) alerji tepkimeleri (casoni) teşhisi sağlar.

Tedavi

Yerleşme bölgesi hangi organ olursa olsun, kistin cerrahi yöntemler uygulanarak çıkarılması gerekir. Kistin teşhisinden sonra yolaçabileceği ihtilatlar gözönünde tutularak, cerrahi girişim elden geldiğince erken uygulanmalıdır.

Korunma

Kistlerden korunmak için, köpeklerin kasap dükkanları mezbaha gibi yerlerden uzaklaştırılması asalak hastalığından ölmüş bütün kesim hayvanlarının yakılması gerekir. Ayrıca sağlık koruma kurallarına sıkıca uyulmalıdır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Akıllı bal arıları

Akıllı bal arıları Akıllı bal arıları

Avustralyalı araştırmacılar, nın dörde kadar sayabildiğini keşfetti.

Queensland Üniversitesi’nden Mandyam Srinivasan, nın sayı sayabildiğini kanıtlayan deneyini, Avustralya radyosu ABC’ye anlattı. Srinivasan, tünele beş işaret koydu bunlardan birine nektar yerleştirdi. nın kısa sürede bulduğu nektarın yeri değiştirildi başka noktaya kondu. Araştırmacı, n önce nektarı ilk buldukları boş noktaya, sonra ikincisine gittiğini gördü. Fakat arılar, bu sıralamayı ancak dörde kadar akıllarında tutabildiler. İsveçli araştırmacı Marie Dacke ile birlikte deneyi tamamlayan Srinivasan, “Susam tanesi büyüklüğünde beyinleri olan bu yaratıkları inceledikçe daha çok şaşırıyoruz. Sözde daha yüce varlıklar olan biz insanlarla kıyaslandığında, aslında kapasiteleri oldukça yüksek” dedi.

Etiketler: , ,

BAL DÖNEMİ

25 Kasım 2009

İlkbahar bitip yaz aylarına girildiğinde artık bal toplama mevsimi de başlamış olur. Bal toplama mevsiminin başladığı n kovana girişlerinden belli olur. Uçma tablasının üzerinde polen taşıyan arılardan başka, vücut hatları daha irice sanki şeyden ıslanmış gibi rengi koyulaşmış olan arılar da görülür, işte bunlar bal özü taşıyan arılardır. Ayrıca öğleden sonra uçuş tahtası üzerinde çok sayıda işçi arı arkaları kovana dönük şekilde kanat çırpar. Vantilasyon yapan bu n amacı kovan içinde hava sirkülasyonunu sağlayarak, getirilen taze balın suyunu uçurmak kovan içinde oluşan aşırı rutubeti dışarı atmaktır.

yaz1 BAL DÖNEMİ balli BAL DÖNEMİ

 Kovan kapağı açıldığı zaman artık n eskisi kadar hırçın olmadıkları fark edilir kovan içinden taze balın kokusu duyulur. Çıtaların üst kısımlarının beyaz petekle kabartıldığı görülür. Ballıktan çerçeve çekilirse artık balın sırlanmaya başladığı tespit edilir.
Arılıktan test kovanı seçilerek altına tartı için baskül konursa, günlük ağırlıklar karşılaştırılarak bal toplama mevsiminin başladığı pratik olarak anlaşılabilir.

 Yaz ayında arıcı kovanların içindeki bal durumunu izleyip gerekli müdahaleleri zamanında yapmalıdır. Eğer mevsim çok elverişli gelen bal da çoksa, bal sağımına hemen başlanır. gözlerinin en az üçte ikisi kapanmış petekler hiç bekletilmeden sağılarak boşalan petekler kovandaki yerlerine tekrar konur. Böylece hazır kabartılmış peteği arılar çok kısa zamanda tekrar balla doldurabilirler. Bal akımının yoğun olduğu dönemlerde arılar 3-5 günde katı doldurabilir.

 Arı nüfusu birinci ballığa sığmamaya ballıktaki çerçeveler sırlanmaya başladığında, artık ikinci ilaveyi verme zamanı gelmiştir. İkinci ilave genellikle kuluçkalıkla birinci ilavenin arasına konur. İlk konulan ilave bal dolu çerçevelerin sırlanması için en üste yer alır, ikinci ilave de hemen kuluçkalığın üzerinde olduğu için arılarca daha kolay kabartılarak bal depolanmaya başlanır.

 Bu mevsimde arıları güneşten sıcaktan korumak gerekir. Fazla güneşe maruz kalan arılarda miskinlik uyuşukluk görülür. Kovaniçi sıcaklığın 37 dereceden yukarıya çıktığı durumlarda arılar çalışmayı bırakır. Bütün güçlerini kovanın soğutulması için vantilasyon yapmaya harcarlar. Ayrıca yüksek sıcaktan kovan içindeki petekler eğilir yamulur.

 Kovanları sıcaktan korumak için üzerlerine çardak yapılabilir ya da ot, dal parçaları konulabilir.

 Bu ayda eğer etraftaki su kaynakları yeterli gelmiyorsa arılıkta muhakkak sulama tertibatı bulunmalıdır.

suicen BAL DÖNEMİ

Arılar çok yüklü yorgun geldikleri zaman genelde kovan uçma tablasına konamayarak yere düşer. Bal toplama mevsiminde mümkünse bu uçuş tablasının genişletilmesi gerekir.

 Yine bu mevsimde kovanların önünü kapayacak kadar büyüyen yabani otlar temizlenmeli arılara rahat uçuş imkanı sağlanmalıdır.

 Yaz sonunda özellikle sarıca arılara karşı gerekli tedbirler alınmalıdır. Bu dönemde sarıca arılar arılıklara saldırarak, onların depoladıkları bala ortak olmaya çalışırlar. Ayrıca şekilde arazide kendine yuva yapmış kaçak oğullar eğer kış için gerekli balı toplayamadılarsa, arılıklara saldırarak yağmalamaya çalışırlar. Bunlara harami arılar denir. Bununla ilgili önlemler de alınmalıdır.

 Yaz mevsiminin sonlarına doğru artık arazideki bal kaynakları kesilir. n bal getirme işlemi azalmaya başlayınca bal hasadı zamanı gelmiş demektir. Bal hasadı fazla gecikmeden usulüne uygun şekilde yapılır.

BAL HASADI:

 Bal hasadı bal toplama mevsiminin sonlarına doğru, arazideki nektar akımı henüz bitmeden yapılmalıdır. Nektar akımı kesildikten sonra yapılan bal hasadında arılar çok hırçın olur yağmalama eğilimi gösterir.

 Hasaddan önce arıcı problem yaşamamak için gerekli bütün hazırlıkları yapmalıdır.

 İlk hazırlık, hasat edilen balların konacağı mekanın hazırlanmasıdır. Burası arıcının rahat çalışabileceği şekilde düzenlenir. Odanın içerisine arı girmesini engelleyecek bütün önlemler alınır.

 İkinci hazırlık arıcının kendi hazırlığıdır. İyi maske iş tulumu giyilir. Özellikle paçalardan arı girişini engellemek için ayaklara poşet geçirerek paçaların lastikle bağlanması önerilir.

 Arıcı bütün ekipmanını gözden geçirir. Eldiven, eldemiri, fırça, körük, üzerine ballık ilavelerini koyabileceği sehpa, arıları kovan önüne silkme esnasında kullanacağı genişçe beyaz örtü hazırlar.

 Bal hasadına yağmacılık tehlikesini önlemek için sabahın erken saatlerinde başlanır. Saatler ilerleyip havanın ısınmasıyla birlikte yağmacılık eğilimi başladığında hasada son verilmelidir. Soğuk bulutlu günlerde de arılar kuluçkalıkta salkım düzenine geçeceklerinden, ballıktaki arı sayısı en asgari seviyede olur.

 Arıları ballı çerçevelerden uzaklaştırmak için genellikle 4 yöntem kullanılır:

1) Silkme, Süpürme Yöntemi:
Çok miktarlarda kovanı olmayan arıcıların en çok uyguladıkları yöntemdir. Temiz sağlığa zararlı katkı maddesi içerme riski olmayan bu yöntemin en dezantajı n hırçınlaşması yağmacılıktır.

 Üzerine kovan gövdesinden ayırdığımız ballıkları koyacağımız sehpa hasat yapacağımız kovanın yanına yerleştirilir.
Usulüne uygun yakılmış olan körükten yavaşça dalgalar halinde örtü tahtasının kenarlarından 2-3 kere duman verilir.
Ballık ilavesi eldemirinin yardımı ile kuluçkalıktan ayrılarak sehpanın üzerine konur üzeri hemen örtülür. Kuluçkalığın üzeri de örtü tahtasıyla kapatılır.

dumanlama BAL DÖNEMİ

 Bu aşamada iki silkeleme yönteminden birisini tercih etmek gerekir. Birincisi arılar kovan önüne silkelenebilir. Bunun için hazırlanan beyaz örtü uçma tahtasını da kaplayacak şekilde kovan önüne serilir. Örtüye silkilen arılar körükle duman verilerek kovana doğru yönlendirilir.
 İkinci silkeleme yönteminde ise kuluçkalık örtü tahtasıyla kapatılır fakat n yukarı aşağı gitmelerini sağlayacak delik bırakılır. Bu sayede kuluçkalıktaki n hasat sırasında rahatsız olup hırçınlaşmaları engellenmiş olur. Kuluçkalığın üzerine içinde 4-5 adet boş petekli çerçeve bulunan ballık ilavesi konur, üstü ıslak bezle örtülür. Arılar üstteki ballığın örtüsü yarım açılarak buraya silkinir. Arada ballığın üzerinde duman gezdirilerek n uçuşları engellenir.
Bazı arıcılar kuluçkalık üzerindeki ballığı almadan doğrudan ballı çerçeveleri almaya arıları bunun üzerine silkmeye başlarlar. Bu oldukça sakıncalı yöntemdir. Çünkü ballık içine silkilen arı tam yerine yerleşmeye başlarken ikinci çerçeveyle yukarı çıkarak tekrar silkinir. Birden fazla silkilen arılar ise hırçınlaşarak deli gibi saldırmaya başlar hasadı zora sokar.

 Bazı arıcılık kitaplarında ise ballık alındıktan sonra çerçevelerin doğrudan kuluçkalığa silkelenmesi önerilmektedir. Özellikle hırçın arı ırklarıyla çalışan arıcılar için bu da işi zora sokan yöntemdir. Bu şekilde davranıldığında kuluçkalıkta bulunan arılar da taciz olacağından hırçınlaşarak saldırmaya başlar.

 Silkeleme işleminde çerçevenin iki ucu tutularak hızlıca aşağı doğru silkme hareketi yapılır, ya da çerçeve tek ucundan tutularak boşta kalan elle çerçeveyi tutan elin üzerine sertçe vurularak n aşağı düşmesi sağlanır. Arıcı kalan kaç arıyı da yavaşça fırça ile süpürüp uzaklaştırarak elindeki çerçeveyi yardımcısına verir. Yardımcı çerçeveyi alarak bu iş için hazırlanmış altı kapalı kutunun içine koyar hemen üstünü ıslak bezle kapatır. Bu şekilde hızlıca hasat yapılmış olur. Bu esnada arıcı sağa sola bal bulaştırmamaya arıları öldürmemeye dikkat etmelidir. Bal bulaşıkları yağmacılığa neden olur.

 Hasat edilen kovanın üzeri hızlıca örtülür ikinci kovana geçilir.

2) Arı Kaçıran Yöntemi: Bu yöntemde ortasına arı kaçıran aleti monte edilmiş örtü tahtası kuluçkalık ile ballık arasına konur. Arı kaçıran sayesinde arılar kuluçkalığa inebilirler fakat yukarı çıkamazlar. Böylece 2-3 gün içerisinde ballık arılardan boşalmış olur ballı çerçeveler kolaylıkla hasat edilir. Bu yöntemin sağlıklı olarak uygulanabilmesi için ballıkta kuluçka olmaması gerekir, çünkü bakıcı arılar aşağıya inmedikleri için ballık boşalmamış olur. Bu yöntemin sakıncası ise özellikle çok sıcak havalarda vantilatörcü arılar yukarıya çıkamadığı için ballıktaki balların erimeye başlamasıdır.

3) Kimyasal Madde Yöntemi: Bu yöntem yurtdışında çok ticari arılıklarda kullanılır. n kokusundan hoşlanmadığı madde kapağın altına yapılan özel düzeneğe sürülerek kovan kapatılır. Arılar belli süre zarfında ballığı terk ederek kuluçkalığı iner.
Bu yöntemde kullanılan kimyasal maddelerden bazıları insan arı sağlığı açısından risk oluşturduğundan uygulanabilmesi için yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır.

 ABD’de kimsayal madde olarak yalnızca “Benzaldehyde” ile “Propionic Butric Anhydride” kullanımı için izin verilmektedir. Ülkemizde bazı arıcılar tarafından kullanılan ticari adı “Fenol” olarak bilinen “Carbolic acid” kullanımı ise yasaklanmış bulunmaktadır.

4) Hava Üfleme Yöntemi:
Bu yöntem basınçlı hava üfleyerek n çerçevelerden uzaklaştırılması esasına dayanır. Bunun için kovan önüne altı açık sehpa konur. Kovan uçma deliği ile sehpanın arasına genişçe bez gerilir. Ya da uçma deliğine n rahatlıkla tırmanması için rampa konulur. Ballık sehpanın üzerine konarak çerçeve aralarından basınçlı hava püskürtülür. Havanın tazyikiyle örtü üzerine düşen arılar dumanla yönlendirilerek kovana girmeleri sağlanır. Arılardan boşalan ballık altı üstü kapatılarak süratle arılıktan uzaklaştırılır.

beeblow BAL DÖNEMİ

 Yurtdışında bu iş için geliştirilmiş çok çeşitli modellerde hava üfleyen aletler satılmaktadır. Ülkemizde ise pratik olarak havayı dışarıya üfleme düzeneği olan elektrikli süpürgeler kullanılabilir.

HASAD’TAN SONRA YAPILACAK İŞLER

Balın Süzümü
 Bal süzme işlemi yapılmadan önce oda sıcaklığı, süzme kolaylığı akıcılığın sağlanması açısından 25-30 oC olmalıdır. Süzülecek çerçevelerin petekleri üzerindeki sırlar, sır bıçağı veya sır tarağı ile alınır.

siralma BAL DÖNEMİ suzme BAL DÖNEMİ

 Sırı alınan petekler elle veya elektrikle döndürülen santrifüj (bal süzme) makinesine yerleştirilerek balları çıkartılır. Yurt dışında sır alma bal süzme işlemi, çoğunlukla tamamen otomatik makinelerle yapılmaktadır.

 Peteklerde kalan bal bulaşıklarının temizlenmesi için balı süzülmüş petekler akşam üzeri kuluçkalığın üzerine verilerek arılarca temizlenmesi sağlanır. Bu temizlenme işi yağmacılığa neden olmamak için kesinlikle gündüz yapılmamalıdır. Bu çerçevelerden temiz kullanılabilecek olanlar saklanarak ilkbaharda tekrar kovanlara verilebilir.

Balı Süzülmüş Peteklerin Değerlendirilmesi

 Balı alınan peteklerin tekrar kullanılabilecek durumda olanları tecritli odalarında muhafaza edilir. güvesine karşı, petekler askıya dizilerek içinde korlaşmış mangal kömürü bulunan mangallarda veya elektrik ocaklarında toz kükürt yakılarak dumanlama yapılır. Ancak bu uygulamada peteklerde bulunan gü yumurtaları ölmediğinden uygulama 2-3 haftalık aralıklarla kaç kez tekrarlanır. Gerektiğinde bu petekler gelecek ilkbaharda tekrar kullanılabilir. Ancak bu tür peteklerin tekrar kullanılması hastalıklar yönünden riskli olabilir. Bu yüzden bazı ülkelerde peteklerin sadece yıl kullanılmasına müsaade edilir. Muhafaza yönteminde naftalin kesinlikle kullanılmamalıdır. Petrol ürünü olan naftalin kanserojen madde olup bal balmumundaki kalıntısı insan sağlığı için tehlikelidir. Kullanılamayacak durumdaki petekler, eritilerek kalıp mum haline getirilir.

Balın Dinlendirilmesi
 Bal süzme makinesinde elde edilen bal, gittikçe incelen çok katlı elekten geçirilerek mum kırıntıları diğer yabancı maddeler ayıklanır. Buna rağmen küçük parçacıklar oluşan hava kabarcığı balın rengini bulandırır. Bunun için bal, dinlendirme tankına alınır dinlendirilir. Küçük mum kırıntıları hava kabarcığı köpük şeklinde üstte toplanır. Köpüklü kısım arılara yem olmak üzere ya da sirke likör yapımı için ayrı yerde depolanır. Dinlendirme kabındaki bal durulduğunda berraklaştığında ambalajlanabilir.

Balın Depolanması

 Bal, değişik yapı taşlarından oluştuğundan depolama sırasında bile yapısal olarak sürekli değişikliğe uğrar. Bu değişmeler genellikle kristalleşme, renk koyulaşması, asitlik derecesinin artması, balın içinde bulunan şeker çeşitlerinde artma azalma olması şeklindedir. Bunun yanında balın depolanma süresinin artması ısıtılması HMF (hidroksi metilfurfurol) değerini yükseltir.

 Balın kristalleşmesi 5-7 ºC’ da, ekşimesi 10 ºC’ da başladığından süzülen ballar eğer ısıtılmayacaksa 5 ºC’ nin altında tutulmalıdır. Kristalize olmuş balın tekrar eski haline dönmesi için bal kabı sıcak su dolu kap içerisinde bekletilerek balın çözülmesi sağlanır. Bal kabı hiç zaman doğrudan ateş ile temas etmemelidir. Çözünen bal tekrar kristalize olabilir.

veteriner.cc

Etiketler: ,

BAL

25 Kasım 2009

1. Balın Tanımı:
   Bal, Türk Gıda Kodeksi 2000/39 sayılı Bal Tebliğinde “Bal; bal arılarının çiçek nektarlarını, bitkilerin veya bitkiler üzerinde yaşayan bazı canlıların salgılarını topladıktan sonra, kendine özgü maddelerle karıştırarak değişikliğe uğratıp, bal peteklerine depoladıkları tatlı madde” olarak tanımlanmıştır. Tanımından da anlaşılacağı üzere bal saf doğal olmalı, hiç katkı maddesi veya kalıntı içermemelidir.

balpetek BAL

2. Balın Sınıflandırılması:
Balın sınıflandırılması üretim pazarlama şekline ya da kaynağına göre yapılmaktadır. Üretim pazarlama şekline göre bal; süzme petekli, elde edildiği kaynağa göre ise çiçek salgı balı olarak sınıflandırılabilir.

Çiçek balı; genellikle bitkilerin çiçeklerinde bazen de kiraz, bakla, pamuk, şeftali gibi bitkilerin yaprak sapı gövdelerinde bulunan nektar bezlerince salgılanan nektarın arılar tarafından toplanması ile oluşturulan baldır.

suzme1 BAL

Salgı balı; çam, meşe, kayın ladin gibi orman ağaçları üzerinde yaşayan böceklerin salgıladığı tatlı salgıların arılar tarafından toplanması ile oluşturulan baldır. Ülkemiz için en önemli salgı balı çam balıdır.

3. Balın Bileşimi:
Balın bileşimi, üretimin yapıldığı yöredeki bitki türlerine üretimin yapıldığı zamana göre değişmektedir. Ancak genel ortalama olarak balın %80′i değişik şekerlerden %17’si sudan meydana gelir. Geri kalan %3′lük kısım başta enzimler olmak üzere, balı bal yapan balı değerli kılan maddelerden oluşur.

4. Balın Bileşimini Oluşturan Maddeler:

Su
Baldaki su miktarı balın olgunlaşma durumuna bağlı olarak farklılık gösterir. Normal olarak olgunlaşmış ballar %17 dolayında su içerirler. Baldaki su oranının yüksek olması balın daha kolay bozulmasına neden olur. Bu nedenle süzme bal, tamamen veya en azından yarısı sırlanmış peteklerden elde edilmelidir.

Karbonhidratlar
Bal, kaynağına bal özünü bala çeviren arıların salgı bezlerinin salgıladıkları enzimlerin aktivitelerine bağlı olarak yaklaşık 15 çeşit şeker içerir. Ancak, şekerler içersinde büyük çoğunluğu früktoz (levüloz) glikoz (dekstroz) oluşturur. Balda toplam şeker oranı % 80 dolayındadır.

Mineral Maddeler
Balda; demir, bakır, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor, silisyum, alüminyum, krom, nikel kobalt gibi değerli mineral maddeler vardır. Salgı balları mineral maddelerce daha zengindir. Bu özelliğinden dolayı tedavi amaçlı da kullanılırlar kristalize olmadıkları için bazı tüketiciler tarafından tercih edilirler.

Proteinler
Balın kaynağına bağlı olarak, proteinlerin yapı taşları olan aminoasitler ballarda oldukça düşük düzeylerde bulunurlar. Balda 17 adet farklı aminoasit tespit edilmiştir.

Asitler
Asitler, bala kendine has kokuyu veren maddeler olup balın asidik yapıda olmasını sağlarlar. Balın pH değeri değişik şartlar altında 3.4 ile 6.1 arasında değişmekle birlikte ortalama olarak 3.9′dur.

Enzimler
Balda, kısmı bitkilerden kısmı da arının salgı bezlerinden gelen değişik enzimler bulunur. Enzimler balın en değerli maddeleridir. Doğal ısıtılmamış ballarda enzim miktarı oldukça yüksek olup bu tür ballar kaliteli çok değerlidir. Bal ısıtıldığı oranda enzim değerinde kayıplar olur.

Vitaminler
Bal, kaynağına içerisindeki polenlerin miktar çeşidine bağlı olarak B, C, E K vitaminleri içerir.

5. Balın Fiziksel Özellikleri:

a) Renk Özelliği
Balın rengi, elde edildiği kaynağına bağlı olarak su renginden siyaha kadar büyük varyasyon gösterir. Ayrıca, balın ısıtılması uzun süre açıkta tutulması balın rengini değiştirmektedir.

b) Viskozite
Balın bünyesi ya da akıcılığa karşı koyma özelliği de denilen viskozite, bal içinde mevcut su oranı ile yakından ilgilidir. Balı ısıtarak viskozitesini azaltmak mümkündür.

c) Işığı Döndürme
Balın polarize ışığı sağa sola döndürmesi, balın kaynaklarına göre farklılık gösterir. Nektar balları ışığı sola, salgı balları ise sağa döndürmektedir. Sakkaroz denen çay şekeri de ışığı sağa döndürür. Bu özellik sahte balların tanınmasına yardımcı olur.

6. Balın Kimyasal Özellikleri:

a) Balın Tadı Kokusu:
Bal, elde edildiği kaynağa bağlı olarak kendine has tat kokuya sahiptir. Bu itibarla ısıtma, işleme, depolama gibi işlemlerde balın kendine özgü tat kokusunu değiştirecek yanlış uygulamalardan kaçınmak gerekir.

b) Balın Şekerlenmesi:
Bazı tanım hükümleri “Bal standardı” bölümünde verilen 2000/39 sayılı “Bal Tebliği”nde kristalize bal “kristalizasyon metotlarının herhangi birine tabi tutularak veya balın kristalleşmesi için herhangi işleme tabi tutulmaksızın tamamen veya kısmen şekerleşmiş, krema fondan kıvamdaki bal” şeklinde tanımlanmıştır. Görüldüğü gibi balın şekerlenmesi bozulma olmayıp balın elde edildiği bitkisel kaynağa göre oluşabilen doğal olaydır. Ancak tüketicilerin çoğu kristalize olan balı bilgisizlik sonucu hileli bal olarak düşünürler. Bu yanılgı, ülkemizde özellikle süzme bal pazarlamasında sıkıntılara yol açmaktadır. Gerçek olan, pek çok doğal kaliteli balın çok çabuk hatta süzme aşamasından hemen sonra bile şekerlenmeye başlayabileceğidir.

suzme2 BAL

Balın şekerlenip şekerlenmemesi üzerine; balın su, glikoz früktoz oranları, balın depolanma sıcaklığı, depolama sıcaklığının dalgalanması balda bulunan polen gibi katı partiküllerin miktarı etkili olmaktadır. Balın früktoz oranı düşerken glikoz oranının artması şekerlenmeyi destekler. Ancak, son yapılan çalışmalarda balın şekerlenme eğiliminin belirlenmesinde daha çok glikoz/su oranı üzerinde durulmaktadır. Buna göre, glikoz/su oranı 1.7′den daha düşük balların şekerlenmediği, bu oranın 2.1′den daha yüksek olan balların ise kısa sürede şekerlendiği bildirilmektedir.

Özellikle tüketicilerin bilgilendirilmesi yönünden tekrar etmek gerekirse, balın şekerlenmesi tamamen doğal olaydır balın kalitesini etkilemez. Batı ülkelerinde kristalize olmuş hatta özel yöntemlerle kristalleştirilip krem haline getirilmiş ballar zevkle tüketilirken ülkemizde bu tür ballara şüphe ile bakılması büyük yanılgı olup doğal kaliteli bala yapılabilecek en büyük haksızlıktır.

Balın kristalleşmesini önlemek için bazı yöntemler önerilse de çoğu ya yasal değildir ya da pratik uygulamadan uzaktır. Uygulanabilecek en basit yöntem balın önce oC’da 5 hafta bekletilmesi sonra da 14 oCÕda saklanmasıdır. Tüketiciler, istediklerinde kristalize olan balı sıvı hale getirmek için bal kabını, sıcaklığı 38 oC geçmeyen ılık su içinde tutabilirler.

Ayçiçeği, yonca, kavun, karahindiba, pamuk balları çok çabuk şekerlenirken akasya, hardal, orman gülü salgı balları geç şekerlenir. Adaçayı balı yıllarca şekerlenmeden kalabilir.

c) Balın Fermantasyonu:
Balın içindeki şekerlere dayanıklı mayalar, özellikle su oranı yüksek balların fermantasyonuna (ekşimesine) neden olur. Sırlanmış olgunlaşmış balların su oranı daha az olduğu için ekşimesi zordur. Bu yüzden ballar olgunlaşmadan hasat edilmemelidir. Balın ekşimesini önlemek veya geciktirmek için bal, belli sıcaklıklarda, belli sürede ısıtılıp pastörize edilebilir. Ancak her ısısal işlem balın kalitesini değerini olumsuz yönde etkiler.

d) Balın Antibakteriyel Özelliği:
Bal, antibakteriyel özelliğe sahip olduğundan içersinde mikroorganizma yaşayamaz çoğalamaz. Son yıllarda bütün dünyada hızla gelişen arı ürünleri ile tedavi olarak adlandırılan “apiterapi”de arı zehiri, propolis, arı sütü polen yanında bal da kullanılmaktadır. Arı ürünlerinin tümünün genel sağlık vücut direncini koruması yanında tedavi edici özellikleri de vardır. Balın antibakteriyel özelliği; asidik yapıda oluşuna, büyük oranda kuru madde (şeker) ayrıca enzimlerle glikozun parçalanması sonucu oluşan antiseptik madde olan hidrojen peroksit içermesine bağlıdır. Yüksek oranda şeker içeren bal, yüksek oranda su içeren hastalık etmeni mikroorganizmanın su kaybederek ölmesine ya da çoğalamamasına yol açarak antibakteriyel etkisini gösterir.

7. Balın İnsan Sağlığı Açısından Önemi:

Yüksek enerjili karbonhidratlı madde olan bal, tadı, aroması diğer üstün özellikleri nedeniyle insanlar tarafından daha çok besin enerji kaynağı olarak tüketilmektedir. Bal, aynı zamanda tedavi edici olarak da örneğin çam balı sindirim sistemi rahatsızlıklarında, okaliptüs balı ise solunum sistemi rahatsızlıklarında kullanılabilmektedir.

Zengin besin kaynağı olan bal, bebek çocukların beslenmesinde de önemli yere sahiptir. Çabuk sindirilmesi, bünyesindeki serbest asitler dolayısıyla yağ hazmını kolaylaştırması, anne inek sütündeki demir diğer eksikliklerin gidermesi, iştah açması gibi özellikleri ayrıca sakinleştirici etkisi balın önemini daha da arttırmaktadır. Koyu renkli balların kan yapıcı özelliği, açık renkli ballara kıyasla daha fazladır.

Bal, yalnızca bebek çocukların beslenmesinde değil büyüklerin beslenmesinde de yararlıdır. Özellikle çabuk enerjiye dönüşen hazır gıda olması nedeniyle, yüzme, dağcılık, atletizm, basketbol, futbol, bisiklet yarışı gibi sporlarla meşgul olan kimselere güç vermek yorgunluklarını hafifletmek için kullanılabilir.

Bal, besin enerji kaynağı olması yanında çeşitli hamur işlerinde pastalarda da kullanılmaktadır. Kattığı hoş tat aromasının yanı sıra, özellikle levüloz şekerinin su tutma yeteneğinden dolayı, bu yiyeceklerin uzun süre bayatlamadan taze kalmasını sağlar.

veteriner.cc

Etiketler:

BAL ARILARININ BÜYÜME VE GELİŞMESİ

1 Kasım 2009

Bal arıları yaşama bir yumurta olarak başlarlar. Ana arının petek gözlerine yumurtladığı döllenmiş yumurtalardan işçi arılarla ana arılar, dölsüz yumurtalardan ise erkek arılar meydana gelmektedir. Bir arının yaşamında yumurta, larva, pupa ve olmak üzere 4 farklı gelişme vardır. Petek gözü içerisinde geçen dönem (kuluçka süresi) ana arıda 16, işçi arılarda 21, erkek arılarda da 24 gün sürmektedir.

YUMURTA:

Arı yumurtası silindir şeklinde, uçları yuvarlak ve uzun ekseni boyunca eğri bir dışbükey görünümündedir. Petek üzerinde işçi arı yetiştirmek için yapılmış gözler küçük, erkek arı yetiştirmek için yapılanlar ise büyüktür. Ana arı petek gözü büyüklüğüne göre büyük göze dölsüz, küçük göze döllü yumurta bırakır.

Yumurta petek gözüne bırakıldığı zaman dikey konumdadır. Dikey konumda bırakılan yumurta yavaş-yavaş eğilerek üçüncü günün sonunda petek gözünün tabanında tamamen bir konuma girer. Bu özellikten faydalanarak petek gözündeki yumurtanın kaç günlük olduğu kolayca anlaşılır.

Döllenmiş yumurta döllenmemiş yumurtaya oranla daha hızlı gelişir ve dört saatte gelişimini tamamlar. Embriyo 3. günün sonunda yumurtadan çıkar ve larva dönemine gelir.

LARVA:

Bal arısı larvası , şekil, hacim olarak çok hızlı ve önemli değişiklik gösterir. Bu dönemde vücudu oluşturan halkalar üzerinde gözenekler bulunur ve başta ağız parçaları oluşmuştur. Larva dönemine geçmeden az önce işçi arılar yumurtanın yanına arı sütü koymaya başlamışlardır. Larvanın çıkışıyla birlikte göze oldukça fazla miktarda arı sütü bırakılır. Larva yumurtadan çıktığı an beslenmeye başlar. Bütün arı bireyleri larva döneminin üç gününde arı sütüyle beslenir. (Arı sütü 5-15 günlük işçi arılar tarafından salgılanır.) Larvaya verilecek arı sütünün ölçüsü bireylere göre değişir ve en çok arı sütünü ana arı larvaları tüketir. Ana arı larvaları bütün larva boyunca arı sütüyle beslenir. Larva döneminin ikinci üç günlük kısmında işçi ve erkek arı larvaları çiçek tozu-bal karışımına benzer,polen ihtiva düşük kaliteli arı sütüyle beslenirler. Döllü yumurta bu beslenme farklılığından dolayı işçi ve ana arı olarak gelişebilmektedir. Yani döllü yumurtalardan meydana gelecek ferdin işçi veya ana arı olması onun larva dönemindeki beslenme şekline bağlıdır.

PUPA:

6 günlük larva döneminde 5 kez gömlek değiştiren larva pupa dönemine girer.

Yumurta yumurtlandıktan sonra 8. günün sonunda işçi arı larvası içeren gözün ağzı mühürlenir. Larva 9. gününde başındaki özel bir bezden salgıladığı salgıyı kullanarak bir kozaya dönüşür. Larva 10. gününde bu kozasında hareketsiz olarak durur. Bu devre prepupa (pupa öncesi) devresi olarak adlandırılır. 11. gün prepupa bir pupa olur. Pupa prepupa dönemiyle birlikte ana arıda 7, işçi arıda 12 ve erkek arıda 15 gündür.

Yumurtanın petek gözüne bırakıldığı andan itibaren arı oluncaya kadar geçen süre ana arı için 16, işçi arı için 21 ve erkek arı için 24 gündür.

aricilik.gov.tr

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Forum

Forum Yardim

Kimler Online

  • Kullanıcılar: 10 Misafir,2 Arama Motoru
  • Reklam Alanı

    Reklam Alani
    Reklam Alani
    Reklam Alani
    Reklam Alani

    Google Translate

    Turkish flagItalian flagKorean flagChinese (Simplified) flagChinese (Traditional) flagPortuguese flagEnglish flagGerman flagFrench flagSpanish flagJapanese flagArabic flagRussian flagGreek flagDutch flag
    Bulgarian flagCzech flagCroat flagDanish flagFinnish flagHindi flagPolish flagRumanian flagNorwegian flagSwedish flagCatalan flagFilipino flagHebrew flagIndonesian flagLatvian flag
    Lithuanian flagSerbian flagSlovak flagSlovenian flagUkrainian flagAlbanian flagEstonian flagGalician flagMaltese flagThai flagVietnamese flagHungarian flag   
    Resimler

    Takip Secenekleri

    twitterfriendfeedfacebookfeed
    Ana Sayfa | Klinkler | Pet Shoplar | Pansiyonlar | Medikaller | Mama Firmaları

    Google Adsense Program Politikaları