‘ Büyük Gerçek Maymunlar ’ kategorisi altındaki tüm yazılar...

Goriller

19 Haziran 2009

goril Goriller

BÜYÜK İNSANSI MAYMUNLARİN EN İRİSİ

GORİLLER

GORİL (Gorilla), büyük insansı maymunlar’ın en büyüğüdür. Ağır ve, geniş yapılıdır. Ayakta durduğu zaman, sok uzun olan kollan baldırlarının yan yerine kadar iner. Çok iri bir erkeğin 300 kilo gelmesi mümkündür; mamafih 200 kiloyu geçenleri azdır. Gorü’ln boyu 1.65 metreyi bulmakta, kollan açıkken ellerinin arasındaki uzaklık bazan 2.40 metreye ulaşmaktadır. Arslan bile böyle kudretli bir yaratıkla kavgaya tutuşmaktan kaçınacağından, gorilin tabiî düşmanı yoktur.
Goril, vücudunun büyüklüğüne ve köpek dişlerinin korkunçluğuna rağmen, bir hücuma hedef olmadıkça tehlikeli değildir. Meyva ve sebze ile beslenmekte, hiç bir zaman karnını doyurmak için başka hayvanları öldürmemektedir. Bu büyük gereçk maymunun kadınlar, ve çocukları da kaçırdığı yalandır. İnsanlarla karşılaşmaktan daima kaçınır.
Dişi goril en ufak bir tehlike belirtisi karşısında hızla geriler. Erkeği bunun üzerine yerinden kalkar ve gözlerinde korkunç bir parıltıyla düşmanına bakar, arkasından yumruklariyle göğsünü döverek korkunç bir kükreme salıverir. Sert havlamalarla başlıyan bu ses, gırtlağından kopan derin ‘bir gürlemeyle son bulur. Tecrübeli göril avcısı son dakikada ateş etmesi gerektiğini bilir. Zira kurşun hedefini bulamadığı takdirde, canavar derhal üzerine saldıracaktır. Gelgelelim, en kuvvetli insan bile goril’e karşı koyamaz. Bu canavar, korkunç tırnaklarla silâhlı elinin bir vurusuyla düşmanının barsaklarını yere döker, göğsünü deşer, yahut kafatasını parçalar.   Goril’in  saldırısına  uğrayan
kimse, ne silâhını tekrar doldurmaya, ne de kaçmaya vakit bulabilir. Bu maymun gençken büe fevklâde kuvvetlidir. İki buçuk yaşında bir gorili dört kişi zor zaptedebilir.

Goril sürüleri:

Goril sürüsü sadece ailenin üyelerinden: Yetişkin bir erkek, bir veya iki dişi, yavruları ve birkaç genç goril’den müteşekkildir. Hepsinin sayısı ekseriya altıyı geçmez. Sürü, arasına yabancı kabul etmez, bununla beraber bazan yîyeeek ararken gorillerin biraraya geldikleri görülür. Göçebe olan her gece bir yerde kamp kurarlar, sabaha ise tekrar yola düzülürler.
Goril, geceleyin uyumak için kendine kaba saba bir yuva hazırlar. Gençlerle bazı dişiler ağaçlara tırmanır ve geceyi orada geçirirler. Fakat yetişkin erkekler bazan tırmanamıyacak kadar ağır olduklarından, aşağıda kalırlar. Bu arada bir ağaca arkalarını verir ve yapraklardan, irice dallardan meydana gelmiş bir yuvanın üzerine yerleşirler.
Gündüzün gorillerin hayatı hemen tamamiyle yerde geçer. Genel olarak parmak eklemlerine dayanarak dört ayak üzerinde yürürler. Vakit vakit art ayaklarının üzerine kalkarak bu vaziyette kısa bir mesafe katettikleri de olur. Koşarken, vücutlarının bir yanındaki kol ve bacak sırtlandaki gibi bir arada hareket eder.

http://www.hayvanansiklopedisi.com/Goriller.html

John adında bir goril:

 Goril’ler, gerçek maymunlar arasında zekâ itibariyle üçüncü gelirler. Birincilik şempanzelerde, ikincilik ise orangutanlardadır. Fakat istisnalar da vardır. John bunlardan bîriydi.
1918′de Binbaşı Rupert Penny tarafından İngiltere’ye getirilen John, Bayan Alyse Cunningham tarafından terbiye edilmişti Bu hanımın anlattığına göre, John, bütün gorillerin sanıldığı gibi canavar olmadıklarını ispatlamıştı. Meselâ John’u geceleyin yalnız bırakmak mümkün değildi. Yalnız olduğunu hissedince, korkudan avaz avaz haykırıyor, bu sinirlilik ise sıhhatine ve iştahına fena dokunuyordu. John, evvelâ lâmbasını yakmadan katiyen karanlık bir odaya girmezdi. Yüksek yerlerdeki kimseler hesabına korkar, meselâ yüksekte açık bir pencerenin yanında duran kimseyi geriye çekerdi.
Gene Bayan Cunningham’a bakılırsa, John oynak bir delikanlıydı. Bir karyolanın yaylarının üzerinde  sıçramaya bayılırdı. Çocuklara da bayılır ve Bayan Cunningham’ra yeğeniyle saatlerce oynardı. Bu goril saklambaç oyununu pek sever kovalanınca kıkırdar ve tatlı tatlı gülerdi.
Bir gün muhakeme yürütebildiğini de ispat etmişti. Bayan Cunningham ona bir biftekten kesilmiş sert bir et parçası verince, maymun, hanımının elini yakalamış ve parmağım etia yumuşak kısmının üzerine bastırmıştı. Bundan sonra etin o kısmından kendisi için kesilen parçayı afiyetle yemişti.

Esrarengiz goril:

 Filimlerde ve sirklerde o kadar reklâm edilmesine rağmen, goril hakkında babalarımızın zamanına kadar pek az şey bilinmesi, hele bu maymunun yüz sene önce hemen hemen tanınmaması gerçekten şaşılacak bir şeydir. Eski edebiyatta bu maymundan bahsedilmesine edilirdi, ama Birleşik Amerika’da ilk goril kafatası ancak 1847′de incelendi. Epey zaman sonra mütehassıslar gorilleri hâlâ tanımıyorlar, hayvanat bahçelerinde bulunan numuneler, yanlışlıkla şempanze diye tanıtılıyordu. İlk goril Londra Hayvanat Bahçesi’ne 1887de geldi. Birkaç kuşak öncesinin yazarı Paul du Chaillu’nun goril öldüren ilk beyaz adam olduğu, fakat onun bile, bu hayvanı şempanze ile karıştırdığı rivayet ‘olunur. Goril’in geniş bir ağzı ve geriye kaçan bir çenesi vardır. Dudakları ince, kulakları şempanzeninkilere göre ufaktır. Boynu da kısa oldu ğundan, iri kafası geniş omuzlarının
üzerinde oturuyor hissini uyandırır. Başparmağının durumu dolayısıyla eliyle öteberi tutabilir. Dişi, erkekten belirli derecede daha küçüktür. Gorillerin başlıca iki tipi vardır. Siyah renkte olan »dağ gorili», Afrika’da Kivu Gölü çevresindeki ormanlık dağlar bölgesinde ve Belçika Kongosu’ndan, doğuda Uganda sınırına kadar uzanan sıradağlarda yaşar. «Sahil gorili» gri renktedir. Bu hayvanın yurdu, Ekvator Afrikası’nın batı kıyısındaki yağmur ormanlarıdır. İhtiyar, gorillerin rengi griye döner. Gorillerde yirmi iki yaşın, insanlardaki yetmiş yaşa eşit olduğu söylenir. Öyle olduğu halde bu büyük insansı maymunlar’ın bazıları yirmi sekiz yaşma kadar, hatta daha bEe fazla yaşadıkları görülmüştür.

http://www.hayvanansiklopedisi.com/Goriller2.html

Etiketler:

Şempanzeler

19 Haziran 2009

şempanze Şempanzeler

İnsansı Maymunların En Zekileri ŞEMPANZE’LER

EKVATOR AFRİKASI’nın «şempanzesi» (Pan), insansı büyük maymunların en zekisidir. Yüzü hareketlidir. Ağzı, dudakları ve gözleriyle insan gibi hislerini belirtir.
Hiddetli bir şempanze hiç de yabana atılacak bir hasım değildir. İri bir erkek 1.50 metre boyunda ve 75 kilo ağırlığmdadır. Gerçi kadar kuvvetli değildir, ama en kuvvetli adamın bile kolaylıkla hakkından gelir.
Şempanze’nin vücudu sağlam ve kalın yapılı, başı ve kulakları iridir.
Bacakları uzun, ayağı elinden daha kısadır. Başparmağının yapısından ötürü eli cisimleri kavramasına elverişlidir. Şempanze ayakta durduğu zaman, kolları dizlerinin altına kadar iner. İstediği zaman art ayaklarının üzerinde durmasına ve dik olarak yürüyebilmesine karşılık, gene de çoğu zaman dört ayak üzerinde yol alır ve bu arada ellerinin eklemlerine dayanır.
Her şempanze’nin, yerden 7,5 ilâ 9 metre yükseklikteki dallardan örülmüş kendine mahsus bir barınağı veya yuvası vardır. Maymun, topladığı dalları sarmaşıklarla bibirine bağlıyarak şemsiye gibi bir şekil vücuda getirmekte ve kendi, bunun altındaki yatay bir dalda istirahate çekilmektedir. Bu hayvan meyvalar ve sebzelerle beslenir. Bu yiyecekler bir bölgede azahnca, şempanze de başka yere taşınarak, orada kendine yeni bir yuva hazırlar.

Şempanze aileleri:

 Erkek şempanze bir ağacı işgal eder, haremindeki dişiler de civardaki başka ağaçlara yerleşirler. Şempanze toplulukları daha ziyade aile gruplarıdır. Tek başına yaşayan şempanzeler de az değildir. Ailenin reisi, eşlerini çalmaya kalkışan yabancılarla dövüşüp onları kaçırır.
Dişi, çiftleşmeden ortalama dokuz ay sonra bir tek yavru doğurur. Anne, yavrusunu ancak bir yaşına girince sütten keser, fakat genç şempanze, yetişkin halinin yarısı kadar olmadan aileden ayrılmaz. Şempanze on veya on ikinci yaşında olgunluğa ulaşır. Normal hayat süresi insanınkinden kısadır ve yirmi beş yılı geçmez. İlk yedi ve sekiz yıldan sonra bu maymuna güvenmemek gerekir. Esaret hayatındaki şempanze’ler yaşları ilerledikçe huysuz olurlar.
Testler, bu maymunun diğerlerinden daha kolay terbiye edildiğini ve daha kolay öğrendiğini göstermiştir. Fakat öğrenemedîği bir şey varsa, o da konuşmaktır. Acaba konuşmaya da kabiliyeti olsaydı, insana rakip olur muydu?

Bilgili bir şempanze:

Peter adında bir sirk sanatkârı şempanze elli altı numarayı peş peşe yapmayı öğrenmişti. Başındaki şapkayı çıkarıyor, bir yere asıyor ve bir masanın önündeki sandalyeye oturuyordu. Katlı bir peçeteyi açıyo ve iki ucunu çenesinin altından geçirerek bağlıyordu. Çatal kullanarak muz dilimlerini ağzına götürüyor ve zevkle yiyordu. Bir şişenin mantarını çıkararak önündeki bardağa içki dolduruyor, sonra tekrar şişenin ağzını kapıyordu.
Peter bundan sonraki numarasında önündeki fincana çay dolduruyor, çaya şeker ve süt katıyor, bu karışımın kaşıkla tadına bakıyor, sonra hepsini içip bitiriyordu. Dudaklarının arasına bir sigara sıkıştırdıktan sonra bir kibrit çakıyor, sigarayı yakıyor, dumanı ağzının kenarından dışarı üfürüyor, sonra da bir tükrük hokkasının İçine tükürüyordu.
Bir başka numarasında Peter diş fırçası ile dişlerini ovuyordu. Aynaya bakarak saçlarını fırçalıyor ve yüzüne pudra sürüyordu. Daha sonra soyunuyor, bir mum yakıyor, yatağa giriyor ve mumu söndürüyordu. Tekerlekli patenlerini ayaklarına geçiriyor ve bu sporun zevkini çıkarıyordu. Hiç öğrenmeden bir bisıklete binmeyi başarmıştı. Sahnede bisiklet üzerinde dolaşırken, seyircilere kasketini sallıyor, bir şişe alıp içindeki içkiyi içiyor, sonunda bisikletten inerek halkın önünde eğiliyor ve ellerini çırpıyordu.
Bu çetrefil numaranın, hangi şempanze’nin olsa sinirlerini bozacağı şüphesizdi. Nitekim meraklıları çok geçmeden Peter”den mahrum kaldılar. Çünkü zavallı yoruldu ve erken öldü.

http://www.hayvanansiklopedisi.com/Insansi-Maymunlarin-En-Zekileri-Sempanzeler.html

Ne yaptığını biliyordu:

Pennsylvania Üniversitesinde psikoloji profesörü olan Dr. Lightner Witner, Peter’in ezkâsını laboratuvarda ölçmüş, neticede şempanze’nin, yaptığını bilerek ve zevk duyarak yaptığını ileri sürmüştü. Gene Dr. Wit-ner’e göre, Peter, becerikliliğini öğretimden çok, kendi kendini yetiştirmesine borçluydu. Hayvanın her hareketinde bir zekâ izi dikkati çekiyordu. Meselâ bir keresinde tahtaya çekiçle çivi çakmadan önce, aletin iki ucunu da gözden geçirmiş ve bunun yassı ucunu kullanmıştı.
Peter de, terbiye görmüş birçok şempanzeler gibi laftan anlıyor ve sözle verilen talimatı kavrıyordu. Fakat sadece «mama» diyebilmesine rağmen, konuşmayı öğrenmemiş ve öğrenmeye de çalışmamıştı.

Şempanzeleri yakalamak:

 Batı Afrika’nın tropikal ormanlarında şempanzelerin farklı üç türüne rastlanılır; «Kel kafalı şempanze», «uzun tüylü şempanze» ve «cüce şempanze». Bunların hepsi, pırıl pırıl kürkleriyle göz acılı mahlûklardır. Bu hayranları yakalamanın usulü, etraflarındaki ağaçlan kese kese onları son bir ağacın üzerinde sığınmaya zorlamaktır. Bundan sonra ağların içine düşürülmeleri zor olmaz. Fakat bu maymunlar hasımlarına şiddetle karsı koyarlar ve uzun köpek dişleriyle bir insanı öldürmeleri işten değildir.

http://www.hayvanansiklopedisi.com/Sempanzeler2.html

Etiketler:

Orangutanlar

19 Haziran 2009

orangutan1 Orangutanlar

Orman   Adamları
ORANGUTANLAR

BORNEO ile Sumatra adalarındaki ormanlarda yaşayan «» yahut da öbür adıyla «orang» (Pongo), sahiden bir büyük insansı maymun’dur. Yetişkin bir erkek 75 ilâ 100 kilo çeker. Kollarım yana açtığı vakit, ellerinin arasındaki açıklık 225 santimi bulur ki, bu şempanze ile goril’dekinden de geniştir. Buna karşılık boyu 135 santimi geçmez. , iriliğinden ve kiremit rengindeki uzun ve gevşek kıllı kürkünden derhal tanınır.
Bu büyük insansı maymun ancak en sık ormanlara rağbet eder. Burada uzun kollariyle dallara asılarak ağaçtan ağaca geçer. Attığı adımlar hızlı değilse de, düzgün ve ölçülüdür. Fakat yavaş bir hayvan olmasına rağmen, , ormanın düzlüğünde, koşan bir insandan daha çabuk yol alır. Daldan dala her yaylanışında aldığı yol, iki metreyi geçer.
, basacağı her dalı yoklar: ağır dalların üzerinde kambur vaziyette yürür. Kollarının büyük uzunluğu ve bacaklarının kısalığı yüzünden bu şekilde hareket etmeye mecburdur.
Büyük büyük insansı maymun hiç atlamaz; aslında atlaması doğru olmazdı, çünkü en büyük dalların bile yüz kiloluk bir yükün birden çarpmasiyle kırılmaları işten değildir. , üzerine basacağı dalları teker teker yoklamayı ihmal etmez. Öyle olduğu halde ağaçlan şempanze ile goril’den fazla sever.
Barış ve savaş zamanında : , içerisinde uyuyacağı bir yuva yapar. Bu, ince dallardan, sarmaşıklardan ve yapraklardan örülmüş bir platformdur. Daha yüksekte olsa, rüzgârlara karşı kalır ve orangutandın rahatı bozulurdu. Her ’m kendisi için kurduğu bu yuva sadece bir kere kullanılmak için yapılmış, geçici bir barınaktır. Hayvan yağmur mevsiminde kendini yapraklarla örter.
Kendine böyle rahat bir köşe hazırlayan , sabahleyin buradan ayrılmaya kolay kolay yanaşmaz. Güneş, yaprakların üzerindeki çiğleri kurutmadan katiyen kalkmaz. Fakat bir kere kalktıktan sonra da bütün günü karnını doyurmakla geçirir.
ham meyvaları ve bunlardan başlıca ekşi, hatta acı olanlarını seçer.

http://www.hayvanansiklopedisi.com/Orangutanlar1.html

 

Yerliler, ın düşmanı olmadığını söylerler. Aslında hayvanlardan sadece timsahla piton yılanı ana saldırmaya cesaret eder. Söylendiğine göre, bir timsahın hücumuna uğrayan , bu dev sürüngenin ağzını ardına kadar açıp dilini ve gırtlağını koparmak suretiyle onu öldürümüş.. , kendisine saldıran pitonu ise bir ısırışta ikiye böler. Tabi  bunlar yerlilerin iddiasıdır. Bununla beraber erkek ın korkunç bir harpçi olduğu ve kudretli köpek dişleri bulunduğu şüphe götürmez.
Neşeli ve zeki bir hayvan: , yüzündeki hüzünlü bakışa rağmen, donuk tabiatlı bir hayvan değildir. Aksine, esaret hayatında gayet neşelidir ve türlü marifetleri kısa zamanda öğrenir. Bazı orangutanlar üç dersten sonra üç tekerlekli bisiklete binmeyi ve bir tahta parçasına çekiçle çivi çakmayı öğrenmişlerdir. Bu insansı maymunlar kendi kendilerine giyinmeyi, pantolon, kazak giymeyi, başlık ve pantolon askılarını takmayı öğrenirler. Zeki bir anahtarla kapı aşabildikten başka, biraz çalışmayla yarım düzine anahtarın içinden aradığını seçmesini bile öğrenir.
New York Hayvanat Bahçesi’ndeki bir , kendisine kimse bir şey göstermeden bir manivela kolundan faydalanmayı bile düşünebilmîştir. Bu maymun başını, kafesinin demirlerinin arasından dışarı çıkarıp etrafı seyredemediği için birkaç zamandır huysuzlaşmaktaydı. Günün birinde trapez sopasını kaptığı gibi, bunun bir ucunu kafesin demirlerinin arasına soktu ve onları, başının geçmesine yarayacak derecede birbirinden ayırmayı başardı. Bu hasırı örüp ip haline, de getirebilmekteydi.
Borneo’dan gemiyle Avrupa’ya giden bir başka da şakacıligiyle bütün tayfaların ve yalcula-rm sevgisini kazanmıştı. İlk önce bambu bir kafes içinde gemiye getirilen hayvan, mahpus tutulmasına fena sinirlenerek birkaç denemeden sonra bambu sopalarını parçalamayı başarmıştı. Kimseye zararının dokunmayacağı anlaşılınca da, geminin içinde sebestçe gezmesine müsaade edilmişti. çok geçmeden tayfalarla tanışmış ve onlarla şakalaşmaya başlamıştı. Bunlardan biri yanından geçerken, koluna bir tokat indiriyor ve adamlara kendini kovalatıyordu. Fazlaca sıkıştırılınca, ya bir direğe tırmanıyor, yahut iplerden birine asılarak güvertenin başka bir tarafına kayıyordu.
Bu maymun aynı zamanda ciddî bir hayvandı. Kendini yabancıların arasında bulunca, başını ellerinin arasına gömerek saatlerce oturup kalıyordu. Kendisine bakanlardan fazla sıkılınca da bir örtünün altına girip saklanıyordu. Uysallığı, kendisine yapılan şakalara kızmadan tahammül etmesinden belliydi, fakat genellikle şakacılardan kaçar, buna karşılık kendisine iyi muamele edenlerin yanında oturmaya bakardı. En sevdiği eğlencelerden biri de güreşti. Tayfalardan birine bir tokat attıktan sonra kaçar, derken kendisini yakalatıp elleri, ayakları ve dişleriyle güreşmeye girişirdi. Bu   uysal  ’ın  bazan  kızdığıda olurdu.O zaman dişlerini gösterir ve kendisine yakın olanların üzerine atılıp onları ısırmaya çalısırdı.Birkaçkere intahara bile  kalkısmıştı. Günün birinde, yemekte olduğu bir portakalı defalarla elinden almışlardı. Hayvan sonunda acı acı bağırarak geminin küpeştesine doğru koşmuş ve kendini aşağı sah vermişti. Herkes tabii onun denize düştüğünü sanarak telâşlanmıştı, fakat kurnaz maymun açık lombozlardan birine asılıp kalmıştı.
’m ömrü kısa değildir. Hayvanat bahçesindeki bir yirmi beş yaşma kadar yaşamıştı. Serbest olsaydı belki de daha da uzun yaşardı. Dişi, çiftleşmeden ortalama dokuz ay sonra bir tek yavru dünyaya getirir. Yetişkin orangutanlar ender olarak bir arada görülürler.

http://www.hayvanansiklopedisi.com/Orangutanlar2.html

Etiketler:

Maymunlar Dünyasının Devleri

19 Haziran 2009

jipon Maymunlar Dünyasının Devleri

MAYMUNLAR DÜNYASININ DEVLERİ

JİPONLAR ORANGUTANLAR ŞEMPANZELER VE GORİLLER

FİLİMLERDE seyrettiğiniz maceralar ne olursa olsun, »büyük insansı maymunlar» kimsesiz çocukları evlât edinmez, yahut yerli kadınları kagırmazlar. Bu yanlış zanlar ihtimal ki, bu insansı maymunlardan bazılarının insanlara fazlasiyle benzemesinin sonucudur, «Goril», «şempanze», «», «uzun kollu jîbon» ve «siamang» bu büyük insansı maymunlardandır.
Birazdan da göreceğiniz gibi, büyük insansı maymunlar’ın davranışları insanımsıdır. Çabuk öğrenirler ve muhakeme yürütmeye benzer içgüdüsel davranışlar gösterirler. Bu bakımdan öbür maymunlardan ileridirler. Esasen büyük insansı rnaymunlar’la öbür maymunların arasında  görünüş itibariyle  insansı maymunlarla insanların arasında olduğundan daha fazla fark vardır.
«Büyük insansı maymunlar» (Pongidae), ekseri maymunlardan daha gürbüz yapılı ve dayanıklıdırlar. Kuyrukları yoktur. Uzun kolları vücutlarının ağırlığına destek olur. Kollariyle omuzları, daha kısa olan bacaklarına kıyasla, fazla gelişmiştir. Bacakları bir uzun atlamada ağırlığına destek olabilecek kuvvette değilse de, insansı maymun, kollarının yardımiyle dallara asılarak yol alabilir.
Büyük insansı maymunlar da diğer maymunlar gibi güneşli bölgelerin hayvanıdırlar. Genel olarak otçul olmakla beraber, çoğu böcek de yer.
Büyük insansı maymunlar, rahatlarına düşkündürler. Çok kere geçici mesken olarak kendilerine bir yuva kurarlar. Bu yuvalar her hayvanın kendine aittir. Aile barınakları yoktur. Fakat dişi şüphesiz yavrusunu kendi yerinde büyütür. Bu yuvalardan bazıları ağaçların üzerindeki kaba saba bir plâtformdan ibarettir; bazılarının ise yağmurlara karşı üstü örtülüdür. Ağır vücutlu gorilin bile, yerde dahi olsa bir yuvası vardır. Maymunlar dünyası üyelerinden pek azı bu büyük maymunlar gibi kendilerine bir yatak tedarik etmeyi düşünürler.
Büyük insansı maymunlar’dan bazıları vakit vakit dik olarak yahut dike yakın yürürler. Fakat dört ayak yürürken, öbür maymunlar gibi ellerini yere basmazlar. Öyle yapacak yerde vücudun ağırlığını parmakların bükülü eklemleriyle ayak tabanlarının dış yanlarına dayarlar.Başparmaklarının eklem yapısıda insanlarınki gibidir.
Büyük insansı maymunlar yüzmesini bilmezler.Kazaen derin bir suya düşecek olurlarsa boğulurlar.

New York Hayvanat Bahçesi’nde su dolu bir hendeğe düşen goril kendini kurtarmaya teşebbüs bile etmemiş ve seyircilerin gözü Önünde bir, bir buçuk metre suda boğulup gitmişti. Fakat bu hayvanlara yavruyken yüzmeyi öğretmek kabildir.

http://www.hayvanansiklopedisi.com/Maymunlar-Dunyasinin-Devleri.html

Etiketler:

Forum

Forum Yardim

Kimler Online

  • Kullanıcılar: 13 Misafir,1 Arama Motoru
  • Reklam Alanı

    Reklam Alani
    Reklam Alani
    Reklam Alani
    Reklam Alani

    Google Translate

    Turkish flagItalian flagKorean flagChinese (Simplified) flagChinese (Traditional) flagPortuguese flagEnglish flagGerman flagFrench flagSpanish flagJapanese flagArabic flagRussian flagGreek flagDutch flag
    Bulgarian flagCzech flagCroat flagDanish flagFinnish flagHindi flagPolish flagRumanian flagNorwegian flagSwedish flagCatalan flagFilipino flagHebrew flagIndonesian flagLatvian flag
    Lithuanian flagSerbian flagSlovak flagSlovenian flagUkrainian flagAlbanian flagEstonian flagGalician flagMaltese flagThai flagVietnamese flagHungarian flag   
    Resimler

    Takip Secenekleri

    twitterfriendfeedfacebookfeed
    Ana Sayfa | Klinkler | Pet Shoplar | Pansiyonlar | Medikaller | Mama Firmaları

    Google Adsense Program Politikaları