‘ Ansiklopedi ’ kategorisi altındaki tüm yazılar...

YABAN ÖRDEKLERİ

12 Şubat 2010
YABAN ÖRDEKLERİ 
 

 Ördek (Anatinae) alt familyasından hemen hemen bütün dünyanın sulak bölgelerinde yaşayan, perde ayaklı su kuşlarına verilen ad.

Göl ve bataklık kenarlarını çok severler. Hızlı akan nehir ve denizlerde yaşayanlar da vardır. Beslenmesi kolay olduğundan, evcil çok soyları üretilmiştir. Ülkemizde ördekler, çok ırkın karışmasından elde edilen melez karışımıdır. Yabancı ülkelerde, ıslah edilmiş Kampbel, Pekin, Ruen saf ırklar mevcuttur. Evcil ördekler, yabani olan yeşilbaştan türemiştir. Yassı gaga, perdeli ayaklar, badi badi yürüyüş ve vak vak gibilerden ses, ördeklerin başlı özellikleridir. Kısa ayakları vücudunun arka kısmında oduğundan, yürürken zorluk çekerler. Erkekler dişilerden büyük ve gösterişlidir. Kışın ve ilkbaharda semirdiklerinden etleri lezzetli . devrelerde bol avlanırlar. Evciller et, yumurta ve süs için beslenirler. Soğuğa ve yağmura dayanıklı hayvanlardır. Erkek ördeklerin tüyleri parlak ve renklidir, boyunları yeşil . Beyaz, yeşil, kurşuni, mavi, siyah tüyler karışarak hayvana güzel görünüş kazandırır. Dişilerin tüyleri donuk, az renklidir. Her iki cinsin soluk ve donuk renkli türleri de vardır. Özellikle ’da yaygın olan evcil misk ördekleri beyaz tüylüdür.

Erkeğin tüyleri yazın dökülerek, dişiler esmer tüylere bürünür. Tüyler, tıpkı kiremit birbiri üstüne dizildiğinden hem içine kolay kolay su geçmez, hem de geçse kaygan olduğundan sudan çıkınca çabuk kurur. Ördek, kuyruküstü yağ bezlerinden, gagasını sürerek aldığı yağları tüylerine değdirerek kayganlığı sağlar.

Ördekler iyi yüzücü ve dalıcı hayvanlardır. Sırtları üstten basık, göğüsleri ileri çıkıktır. kayığa . Geniş ve yassı gagasının üzeri sinirce zengin deriyle örtülüdür ve kenarları tırtıklıdır. Suya dalarak çamurları baştan başa araştırır. Ağzına miktar çamurlu su alarak gagasını kapar ve dilini piston ileri geri hareket ettirerek çamurlu suyu aralıklardan sızdırarak dışarı çıkarır. arada tohum ve kurtçuklar ağızda kalır. Sümüklü böcek, kurbağa larvaları ve küçük balıkları da yutar. Ne bulursa yer. Gayet obur olduğundan, bazan kurbağayı birden yutmaya çalışır. Denizlerde yaşayan bazı türler, balık ve kabuklu deniz ı ile beslenirler.

Suya daldığında gaga üstündeki soluk deliği suyun girişine mani olmak için kapanır. Ördeklerin öne doğru olan üç parmağının arasında perde şeklinde gerili deri bulunur. Arkada kalan küçük parmak ise serbesttir. Karada iki yana sallanarak zahmetle yürümesine karşılık, suda çok rahat hareket eder. Çok hareketli olan kuyruğu, yüzerken dümen vazifesi görür. Evcil ördekler yuva yapmaz ve uçmazlar. Yabani türler içinde ağaç kovuklarında çalılıklar arasında yuva yapanlar vardır. Yeşilbaş, terk edilmiş tavşan çukurlarında yuva yaparak yumurtlar. Yaban ördekleri toplu yaşar ve kışın ılık bölgelere sürüler halinde çok göç ederler. Evcil ördekler, küçük gruplar halinde yaşarlar. Genellikle her erkeğe 6 dişi düşer. Göl ve dere kenarlarında bahçe havuzlarında kolayca yetiştirilebilen kümes ıdır.

İklime bağlı olarak, genellikle şubat-mart aylarında yumurtlamaya başlarlar. Yumurtalar 15-20 adeti bulduğunda dişi kuluçka . Her dişi, süre içinde 50-60 yumurta yapar. ördekler çabuk geliştiği için, kısa zamanda yumurtlamaya başlarlar. Sağlıklı dişi, 7-8 yıl yumurtlayabilir. Kuluçka müddeti 28-29 gündür.

Evcil ördekler 15 yıl kadar, yabaniler çoğunlukla 20-30 yıl yaşarlar.

Etiketler: , , , , , , , , ,

FİLLER HAKINDA BİLGİLER

12 Şubat 2010
FİLLER HAKINDA BİLGİLER 
 Afrikafilleri, karada yaşayan dünyanın en büyük memeli hayvanlarıdır. 6.5 tonağırlığındaki bu fillerin boyları 3.9 metredir. Fildişleri, hayvanlardünyasında, en büyük diş olma ünvanına sahiptir. Bu dişlerden birtanesi, yaklaşık 3 m uzunluğunda ve 110 kg ağırlığında olabilir.
Filler dörtdizi olan hayvandır. Kedi gibi mırlar, yeraltı sularını tespitedebilir ve uyumadan önce kendilerine yastık gibi bir yer hazırlarlar.
Fillerinortalama vücut sıcaklığı 39.9°C’dir. Dakikada 12 kez nefes alıpverirler. Dakikada 40 defa atan bir filin kalbi yaklaşık 12 kg’dır.Ortalama ömürleri ise 30 ila 40 yıldır. Tabii ki fildişi avcılarındankurtulabilirlerse!

 1930yılında ’da 5 ila 10 milyon fil vardı. 1980′de bu sayı 1,3milyona, 1969′da ise 600.000′e düştü. Bu asrın başlarında sayıları200.000 olan Asya fillerinden ise artık sadece 50 bin kadarbulunmaktadır.
1992yılında dünya çapında alınan bir kararla fildişi ticareti yasaklanmışve bu tarihten sonra fillerin sayısında ani bir artış olmuştur. Hattabu yüzden fillere doğum kontrolü uygulanması gündeme gelmiştir,zira bu artışın, tabii çevreyi tahrip edeceği düşünülmektedir.

 Filler çoğuzaman soğuk alırlar, ancak nadiren hapşırırlar. Bir filin hapşırığı,orta boy bir kalorifer kazanının patlamasıyla ortaya çıkan gürültüyebenzemektedir.
Bir filinhortumunda 40.000 kas mevcuttur. Bu hortumla bir ağacı kökünden söküpatmak, farkedilmesi çok güç kokuları almak, 3 mil ötedeki suyu, 2mil uzaklıktaki filleri tespit etmek mümkündür.
Hortumunucu, Asya fillerinde , fillerinde ise çift olup büyük birhassasiyetle kullanılabilir. Filler, Yüce Yaratıcı’nın kendilerineihsan ettiği hortumları sayesinde bir iğneyi yerden alabilir, birkapıyı açabilir, bir tüfeğin tetiğini çekebilir bir ayakkabıbağını çözebilirler.
Fillerin farelerden korktukları sadece söylentidir, ancak filler, tavşanlardan ve ufak bir köpek türünden korkarlar.
Fillerin günde 75.7 litre su içmeleri gereklidir. Her gün 18-20 saatlerini yemek yemekle geçirirler.
Fillerinkendilerine has birer mezarlıkları olduğu iddiasını destekleyen çok azdelil vardır. Sürü halinde yaşayan fillerin kuraklık, yangın ve diğerafetler sebebiyle toplu olarak ölmeleri, bu efsanenin ortaya çıkmasınayol açmış olabilir.
Sonyıllarda yapılan araştırmalar fillerin, insan kulağınınalgılayamayacağı kadar düşük frekansta seslerle iletişim kurduklarınıgöstermektedir.
’dakiTsavo parkındaki gözlemlere göre, bir fil günde 408 kg kadar gübreüretmektedir. 30.000 fil göz önüne getirilirse, gübre böceklerine nekadar çok iş düştüğü ve bu hususi vakada Kuddüs isminin ne kadarhikmetli bir şekilde tecelli ettiği anlaşılabilir.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

ZÜRAFALAR HAKKINDA BİLGİLER

12 Şubat 2010
ZÜRAFALAR HAKKINDA BİLGİLER 
 Zürafa (Giraffa camelopardalis), zürafagiller (Giraffidae) familyasından bir Afrika memelisi. Dünyanın en uzun ından biridir. Erkeklerinin boyu 4.4 ve 5.5 metre boyunda olup 1.5 ton ağırlığındadır. Bügüne kadar kayıt edilmiş en büyük zürafa 5.87 m. olup 2 ton ağırlığındadır. Dilleri boynuzumsu yapıya sahiptir. Dişiler ise 1 2 feet yüksekliğe sahiptir ve erkeklere göre daha hafiftir. Dişiler genellikle erkeklerine göre ve daha kısa olurlar. Her iki cinsinde boynuzları vardır, dişilerin boynuzu daha kısadır. Boynuzları kemikleşmiş kıkırdaktan oluşmuştur ve . yaşlandıkça kafasındaki boynuzlarıda kalsiyumun etkisiyle gelişir. Zürafaların derilerini kaplayan siyah noktalar bulunmaktadır. Karınları vücutlarında olmasına karşın ayrıktır. noktalar zürafanın desenleridir. Zürafaların ses telleri yoktur. 35 cm uzunluğunda siyah bir dile sahiptirler.Boyunlarının uzun olması bakımından kafa kısmınada kan gitmesi için çok buyuk kalplere sahiplerdir. büyük günlerinin ortalama 2 dakikasını uyuyarak geçirirler

Afrika çayırlarında sürüler halinde yaşayan en yüksek memeli. Boynu ve ön ayakları çok uzundur. Erkek zürafanın başından yere kadar yüksekliği 5,5 metredir. Ağırlığı ise 2 ton kadardır. Sarımtrak vücudunda koyu lekeler vardır. Erkek ve dişilerin her ikisinde de kıllı deri ile örtülü kısa boynuzları, başından sırtına kadar uzanan kısa tüylü bir yelesi vardır. Kuyruk ucunda uzun bir püskül bulunur. Uzun kulakları oynaktır. Görme duyusu çok güçlüdür. Burun deliklerini istediği kapatabilir. Tırnakları iki parçalı, geviş getiren, yaprak ve ağaç filizleriyle beslenen bir hayvandır. hallerde çalı ve ot da yer. durumda ön ayaklarını bir pergel açarak başını yere eğebilir. Su içerken de aynı hareketi yapar. Sert ve kıllı dudakları hareketlidir. 45-50 cm’ye kadar uzayabilen diliyle yaprak ve filizleri kavrayarak yer. Fazla su ihtiyacı duymaz. Bazan bir ay kadar su içmeyebilir. Su bulunan bölgelerde normal su içer. Dişiler 5 metre boyunda, 900 kg ağırlıktadır.

bir üreme dönemi yoktur. arasında bazan şiddetli döğüşler olur. Baş darbesi ve tekmeyle birbirlerine saldırırlar. Dişi 15 ay kadar bir gebelikten sonra 2-5 yavru doğurur. Doğan yavru 2 metre boyunda, 70 kg ağırlıktadır. Hemen ayağa kalkarak annesini takip eder. 9 ay kadar emzirilir. Zürafa uysal bir hayvandır. Çok hızlı koşar. En hızlı at bile ona yetişemez. Aslandan bile çekinmez. Fakat uysal karakterli olduğundan koşmayı tercih eder. Zürafanın tekmesi Ünlüdur. En büyük düşmanı insan ve aslandır. Eti ve derisi için avlanır. Nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Su içerken yerde otlarken birkaç aslan boynuna saldırarak onu öldürebilirler. En çok akasya ağaçlarının filiz ve yapraklarını sever. Sulak ve çamurlu yerlerde güçlükle yürüdüğünden sert arazileri tercih eder. Çoğunlukla Senegal, Beyaz Nil ve Natal bölgelerinde rastlanır.

Memelilerin kıl ve bacaklarından gelen toplardamarların içinde kapakçıklar bulunur. Kan, yukarı çıkarken, yerçekimi tesiri ile geri dönmesi için kapakçıklar kapanır. Atardamarlarda böyle bir sistem yoktur, dişleri düzdür. Fakat zürafanın boynundaki atardamarlarda da kapakçıklar mevcuttur. Pek uzun olan boynunda diğer memelilerde olduğu 7 omur vardır. Küçük bir fare ile zürafanın boyun omur sayısı aynıdır. Fakat zürafada kemikler büyüktür.

Zürafanın şekli deveye, başı öküze, rengi leopara benzer. Eskiden Avrupalılar zürafanın deve ile leoparın eşleşmesinden olduğunu sanırlardı. Yavruları kuzular meler. Yetişkinler daha kaba sesler çıkarır. Zürafaların çok az memelide bulunan başka bir özellikleri daha vardır. Koşarken sağ ön ve arka ayağını aynı anda öne atar, sol ön ve arka ayağını da aynı anda öne atar. Onun için yalpalayarak koşar. Ayakta uzanarak uyur. Fırtınalı havalarda kumların burnuna dolmaması için burun deliklerini kapatır. Ömürleri 25-30 yıl kadardır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

YUNUSLAR HAKKINDA BİLMEDİKLERİNİZ

11 Şubat 2010
 
 Yunuslar ve balinalar diğer tüm memeliler gibi ciğerleri ile solunum yaparlar. Bu, onların su içinde iken balıklar gibi alıp veremeyecekleri anlamına gelir. Bu nedenle almak için düzenli olarak su yüzeyine çıkarlar. Başlarının üstünde hava alıp vermelerini sağlayan bir delik bulunur. Burası öyle tasarlanmıştır ki hayvan suya daldığında delik bir kapak tarafından otomatik olarak örtülür ve içeri su kaçması önlenir. Su yüzeyine çıkıldığında ise, kapak yine otomatik olarak açılır.

Boğulmadan Uyumayı Sağlayan Sistem
Yunus lar her alışlarında ciğerlerinin % 80- 90′ını havayla doldururlar. Oysa çoğu insan için bu oran ancak % 15′i bulur.Yunuslar için almak insanlarda veya diğer kara memelilerinde olduğu gibi bir değildir, iradeli bir harekettir.

Yani biz nasıl yürümeye veriyorsak, yunuslar da almaya verir. Bu, hayvanın suda uyurken boğularak ölmemesi için alınmış bir tedbirdir. Yunus uykusu sırasında beyninin sağ ve sol yarım kürelerini yaklaşık on beş dakika arayla nöbetleşe kullanır. Bir yarım küre uyurken, diğer yarım küre yüzeye çıkarak hayvanın almasını kontrol eder.

Yunusların ağızlarındaki gagaya çıkıntı ise sudaki hareketlerini kolaylaştıran bir başka tasarımdır. Hayvan bu yapı sayesinde suyu daha iyi yarmakta ve daha az enerji harcayarak, daha hızlı yüzebilmektedir. Modern gemilerin burunlarında da yunus ağzına bir çıkıntı vardır. Bu hidrodinamik tasarım, gemilerin hızını da aynen yunuslarınki gibi artırmaktadır.

Yunusların Yaşamı
Yunuslar çok büyük gruplar halinde yaşar. Güvenli bir koruma için dişiler ve yavrular böyle bir grubun ortasında yer alır. Grubun hasta üyesi yalnız bırakılmaz, ölene kadar grubun içinde tutulur. Bu güçlü dayanışma bağı, gruba katıldığı ilk günden itibaren başlar.

Yunus yavruları önce kuyrukları dışarı çıkacak biçimde doğarlar. Bu sayede doğum tamamlanana kadar yavrunun havasızlıktan ölmesi önlenmiş . En son yunusun başı doğum kanalından çıkar çıkmaz, ilk nefesini alması için hızla su yüzeyine çıkarılır. Genellikle, yardım amacıyla anne yunusa bir başka dişi yunusda eşlik eder.

Anne yunus doğumdan sonra hemen yavrusunu emzirir. Süt emmek için dudağı olmayan , annesinin karnındaki bir yarıktan çıkan iki süt kaynağından beslenir. Bu bölgeye ufak ağız darbeleriyle dokunduğunda süt fışkırır. her gün onlarca litre süt içer. Bu sütün % 50’si yağdan meydana gelir (ineklerde ise sütün sadece % 15′i yağdır). Bu yoğun kıvam sayesinde, yavrunun vücut ısısını dengelemek için ihtiyaç duyduğu yağlı deri tabakası hızla oluşur. Hızlı dalışlar esnasında diğer dişiler yavruyu aşağı doğru iterek yardımcı olurlar. Ayrıca, yavruya avlanmayı ve sonarını kullanmayı da öğretirler. Bu yıllarca süren bir eğitim safhasıdır. Bazıları yıllarca sevdikleri bir aile üyesinin peşinden ayrılmazlar. 30 sene boyunca bu böyle devam edebilir.

Vurgun Yemeyi Önleyen Sistem
Yunuslar insanlarla kıyaslanamayacak kadar derin sulara dalabilirler. Bu konudaki rekor Balinagillerden amber balığına aittir. Amber balığı bir alışla 3000 metre derine dalış yapabilir. Gerek yunuslar gerekse balinalar bu tip dalışlara uygun bir tasarımda yaratılmışlardır. Palet şeklindeki kuyruklar suya dalmayı ve yüzeye çıkmayı oldukça kolaylaştırır.

Dalış için yaratılmış bir başka tasarım da hayvanın ciğerlerinde gizlidir: Hayvan derine daldıkça üzerindeki suyun ağırlığı, yani basıncı artar. Bu basıncı dengelemek için, ciğerlerinin içindeki hava basıncını da giderek artırır. Ancak bu hava basıncı giderek çok yüksek derecelere çıkar. Aynı basınç bir insan ciğerine uygulansa, ciğer yırtılıp parçalanacaktır. İşte bu tehlikeye karşı yunusun vücudunda çok özel bir koruma yaratılmıştır: Yunusların akciğerlerindeki bronşlar ve hava kesecikleri, basınca karşı son derece dayanıklı kıkırdak halkalarla korunmuştur.

Yunusların vücutlarındaki bir diğer yaratılış örneği ise, vurgun tehlikesine karşı alınan tedbirdir. Dalgıçlar su yüzeyine hızlı çıkışlarda basınç farkından kaynaklanan bu tehlikeyle karşılaşırlar. Vurgunun nedeni, akciğerlere çekilmiş olan havanın ani bir biçimde kana karışarak damarların içinde hava kabarcıkları oluşturmasıdır. Bu baloncuklar kan dolaşımındaki düzeni bozarak ölüm tehlikesi meydana getirir. Balinalar ve yunuslar ise bizler gibi akciğerleriyle solumalarına karşın böyle bir problemle asla karşılaşmazlar. Bunun nedeni, derinlere dalarken insanlar gibi dolu ciğerle değil, boş ciğerle hareket etmeleridir. Ciğerleri hava ile dolu olmadığı için, bu havanın basınç değişikliği nedeniyle kana karışması ve dolayısıyla “vurgun yeme” tehlikesi ile karşı karşıya kalmazlar.

Ama asıl soru burada ortaya çıkar: Eğer ciğerlerini hava ile doldurmuyorlarsa, oksijensiz kalıp boğulmaktan nasıl kurtulurlar?
Bu sorunun cevabı, bu canlıların kaslarındaki yüksek orandaki “miyoglobin” proteinidir. Bu miyoglobin proteinleri, çok yüksek miktarda oksijen molekülünü kendi üzerlerine bağlar ve muhafaza ederler. Yani canlı için gereken oksijen, ciğerdeki havada değil, doğrudan kasların içinde saklanır. Yunuslar ve balinalar bu sayede uzun süre almadan yüzer ve diledikleri kadar da derine dalabilirler. İnsanlarda da miyoglobin proteini vardır, ama çok daha az oranda olduğu için, aynı yüzme serbestliğini sağlamamaktadır. Yunus ve balinalara özel olan bu biyokimyasal ayarlama, elbette bilinçli bir tasarımın açık delilidir. Allah, her canlı gibi deniz memelilerini de içinde bulundukları şartlara en uygun vücut yapılarıyla yaratmıştır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

ORMANLAR KRALI ASLANLAR

11 Şubat 2010
ORMANLAR KRALI ASLANLAR 
 Afrika aslanı, savanların en büyük yırtıcısı, dünyanın en büyük ikinci kedisi gibi unvanları elinde bulunduran 4 büyük kediden tanesidirAyrıca Saldırgandır Erkek aslanın boyu, 90 cm’i kuyruk olmak üzere 2,70 metreyi, ağırlığı ise 250 kiloyu bulabilir Dişiler ise bunun nerdeyse yarısı kadardır Postu kahverengimsi sarıdır Erkeğin yelesi kahverengimsi sarıdan siyaha kadar değişir Geniş alınlı, güçlü çeneli, uzayıp çekilebilen tırnaklı, sarımtırak kısa ve yatık tüylüdür Kuyruğunun ucu püsküllüdür Erkek aslanın başının etrafı uzun ve güzel yele ile süslüdür Omuzlarının üzerine kadar dağılan bu perçem, kızdığı kabarır Çok güçlü ve cesur olduğundan dolayı hayvanların kralı olarak adlandırılır Yeryüzünde kaplanlardan sonra en büyük kedidir Vahşi hayatta bilinen en güçlü ikinci kedidir Korkunç kükremeleri 4 km ileriden duyulabilir
Beslenme
Afrika aslanı çoğunlukla etobur olmakla birlikte bazen yere düşmüş meyveleri de yer , yağ, karbonhidrat ve madden tuzlarına ek olarak vitaminini çoğunlukla bu meyvelerden ve avlarının iç organlarından alırlar Aslan, tipik şekilde önce avın iç organlarını ve arka kısmını yer Sonra yavaşça başa doğru gelirHayvanat bahçelerinde verilen etlere vitamin de eklenirse hayvan en iyi şekilde gelişir ve başarıyla ürer Avı çoğu dişi öldürür; fakat her öncelik erkek aslanındır Sonra sıra dişiye gelir Yavrular ise sona kalır Aslan, genellikle antilop ve zebraları avlar Fakat bazen kamış sıçanı gibi küçük avları yakalar Bazen çiftlik hayvanlarına da saldırdığı Hatta insanları bile av olarak seçebilir Özellikle kadın ve çocuklara saldırmak alışkanlığa dönüşebilir Fakat asıl avları araştırmayla şöyle belirlenmiştir: Öküz başlı Afrika antilobu (Gnu), Afrika ceylanı, , su antilobu, kudu, zürafa, bufalo Daha sonraki araştırma ise bu avları şöyle listelemektedir: Su antilobu, öküz başlı Afrika antilobu, kudu, zürafa, siyah antilop, çessebe, , bufalo, saz ceylanı Fakat Afrika aslanları bazen Afrika filleri ve su aygırlarına saldırabilir Fillerin devasa kulakları insanların duyamayacağı sesleri duyacak kadar hassastır Fakat gecenin sessizliğinde bu kulaklar hiç işlerine yaramayan yükten başka şey değildir Ayrıca fillerin görüş yetenekleri fazla iyi olmadığından gece çok savunmasızdırlar Fakat aslanlar kedilerde olduğu gibi geceleri insanlardan 6 kat daha iyi görürler Bu yüzden de filleri iyi grup çalışmasıyla kolayca alt edebilirler Su aygırlarına da suyun dışında; yani en savunmasız anlarında saldırarak onları öldürebilirler Yaşlı ya da yaralı aslanlar, çevik avları yakalayamazlar Bu durumda çiftlik hayvanlarına saldırabilir Hatta insanları bile av olarak seçebilir Özellikle kadın ve çocuklara saldırmak alışkanlığa dönüşebilir keresinde grup aslan, Tsavo’daki işçilere saldırarak Uganda demir yollarının döşenmesini durdurmuşlardır Ayrıca ilginç şekilde köpekleri de öldürebilir, fakat onları yemezler
Avlanma
Savunmada ve av sırasında birleşen aslanlar, avlarını kovalar ya da pusuya düşürürler Genellikle gece avlanırlar Gözleri geceleyin insanlardan 6 kat daha iyi görür Av esnasında genellikle kükremezler Fakat avı kovalarken birbirleriyle bağlantıyı sürdürmek için homurdandıkları Ortalama Afrika aslanının hızı saatte 60 km’yi bulabilir Ancak bu hızını yalnızca kısa süre devam ettirebilir Hız almadan 3,60 m yüksekliğe zıplayıp, 12 metre uzaklığa atlayabilir Nil timsahlarından can havliyle kaçan bufalo, , gnu gibi hayvanlar karaya çıkıp bilinçsizce koşarken aslanların tuzağına düşebilirler
Üreme
Afrika aslanı 2 yaşında çiftleşmeye başlar Fakat tam olgunluğu 5 yaşında erişir poligamdır, yani birden fazla eşleri vardır Çiftleşme sırasında ve öncesinde erkek sürekli kükrer İşe karışan erkeklerle kavga edebilir Gebelik süresi 105-112 gün arasında değişir Dişi doğuruşunda 2-5 arası yavru dünyaya getirir Yeni doğan yavrular kördür Ayrıca kürkleri de beneklidir Gözleri doğumdan 6 gün sonra açılır Dişi, 3 aylıkken yavruları sütten keser ve onları avlanma dersleri vermeye başlar yaşındaki yavrular bunu kendileri başarırlar Yavrular arasındaki ölüm ı fazladır Bunun nedeni yavruların en son beslenmesidir Bu yüzden yavrularda vitamin eksikliği görülür Fakat bu doğal nüfus kontrol yöntemidir İnsanlar aslanları öldürmeye ya da onları milli parklara toplamaya başlarsa avlar bollaşır, dolayısıyla besin artmış Yani aslanın trajedisi, diğeri için bolluk anlamı taşır Böyle durumlarda da dişiler yavruları ölümden kurtarmak için onlar için avlanır ve önce yavruları beslerler
Yaşam şekli
Afrika aslanı, fundalarda, gölge yaparak onları sıcaktan koruyan ağaçların olduğu yerlerde, sazlıklarda yaşarlar Açık toprakları severler Kedigiller familyasının türüdürler Sayısı 20 kadar olan sürüler halinde yaşarlar Çok büyük sürüler 30 üyeyi barındırabilir Grubu erkek aslan ya da birden fazla erkeğin oluşturduğu koalisyon yönetir Genelde geceleri aktiftirler Gündüzleri ise tembel kediden farkları yoktur Gölgelik yerlere uzanır ve serinlemeye çalışırlar Afrika aslanları günde 20 saat uyur
Düşmanlar
Afrika aslanının gücüne rağmen çok düşmanı vardır Av esnasında zebralar sert çifte atarak aslanın dişlerini kırabilirler Bu durumda aslan, küçük kemirgenlerle beslenmek zorunda kalır Ayrıca gnu, beyaz antilop, bufalo gibi güçlü boynuzları olan avlarından ağır boynuz yarası alabilirler Bu yara onları doğrudan öldürebilir ya da enfeksiyon kapmasına neden Yani her iki durumda da aslanın hayatı tehlikeye girer Ya da avlarını almak isteyen benekli sırtlanlar onlar için tehlike arz edebilir 5-6 dişi aslanın avladığı ava üşüşen 10-15 sırtlan onların yemeğini kapmakla kalmaz, onlara ağır yaralar da verebilirler Ayrıca bazen bunu doğa yapar Ağaca tırmanan aslan inerken sivri dallara takılarak can verebilir
Dağılımı
Yaklaşık 10 bin yıl önce aslanlar Kuzey , Güney , Avrupa, Asya ve Afrika olmak üzere 5 kıtada yaygın haldeydiler Bugün ise kıtasının tamamında, Asya kıtasının Hindistan hariç her yerinde, Avrupa’nın tamamında ve Afrika kıtasının bölümünde nesilleri tamamen tükenmiş halde Bugün Afrika aslanı alt türü, aslan türünün en kalabalık ırkını teşkil ediyor Vahşi doğada Afrika aslanı, sadece Afrika kıtasının bazı bölümlerinde bulunur Sahra Çölü’nün güney bölgelerinde, Orta Afrika’nın yaklaşık yarısında, Doğu Afrika’da ve Güney Afrika’nın küçük bölümünde yaşamaktadır

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Forum

Forum Yardim

Kimler Online

  • Kullanıcılar: 13 Misafir,1 Arama Motoru
  • Reklam Alanı

    Reklam Alani
    Reklam Alani
    Reklam Alani
    Reklam Alani

    Google Translate

    Turkish flagItalian flagKorean flagChinese (Simplified) flagChinese (Traditional) flagPortuguese flagEnglish flagGerman flagFrench flagSpanish flagJapanese flagArabic flagRussian flagGreek flagDutch flag
    Bulgarian flagCzech flagCroat flagDanish flagFinnish flagHindi flagPolish flagRumanian flagNorwegian flagSwedish flagCatalan flagFilipino flagHebrew flagIndonesian flagLatvian flag
    Lithuanian flagSerbian flagSlovak flagSlovenian flagUkrainian flagAlbanian flagEstonian flagGalician flagMaltese flagThai flagVietnamese flagHungarian flag   
    Resimler

    Takip Secenekleri

    twitterfriendfeedfacebookfeed
    Ana Sayfa | Klinkler | Pet Shoplar | Pansiyonlar | Medikaller | Mama Firmaları

    Google Adsense Program Politikaları